1. YAZARLAR

  2. Mesut Ercüment

  3. Neden başarılı değiliz?
Mesut Ercüment

Mesut Ercüment

Yazarın Tüm Yazıları >

Neden başarılı değiliz?

A+A-
Türkiye’nin geleceğini en çok etkileyen ama bir türlü dikiş tutturamadığımız alan: Eğitim

Eğitim alanında istenilen verimi bir türlü alamadık ya da almak için iyi bir sistem oluşturamadık diyebiliriz. Yıllardır süre gelen ve hep istenilen çıtanın altında kalan bir eğitim sistemine sahibiz. Her yıl yeni bir düzenlemeyle istikrarı yakalamaya çalıştığımız ama bir türlü beceremediğimiz çok önemli bir alan.
1998 yılında Milli Eğitim Bakanlığının ilköğretimde derslerden kalmanın kaldırılmasıyla beraber sancılı bir sürece de girmiş olduk. Bu yıldan itibaren artık insanın iyi bir eğitim alması ve anlaması bir kenara atılıp yerine mali hesaplar girdi. Artık insana değil fiziki yapıya bir yatırımın ilk adımıydı bu. Herkesin doktor, mühendis, öğretmen yada veteriner olmaması gerekiyordu ve bu adımda böylelikle atılmış oldu.

Bugünkü insanımızın ve eğitim sistemimizin haline baktığımızda bunu keskin bir şekilde görebildiğinize eminim. Okullar fiziki olarak çok iyi olmakla birlikte, akıllı tahtalar, tabletler, bilgisayarlar vs. gibi birçok teknolojik gelişmelerle donatılmış durumda. Peki bu teknik ve fiziki gelişmenin yanında insanlarda bir gelişme var mı? Maalesef…
Geçtiğimiz günlerde Eğitim Bir-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Şenol Metin’le yaptığım bir konuşmada Başkan Metin şu sözleri söylemişti: “fiziki yatırım tabi ki önemli ama artık fiziki yatırımla bir sonuç alınamayacağını gördük. Devlet, bina, yol ve köprü yapmak yerine insana yatırım yapması gerekiyor. Çağ insana yatırım yapanın kazanacağı çağdır.”
Başkan Metin çok haklı. İnsana yatırım yapan bir ülke değiliz. Üniversiteler ve devlet kurumları da dahil tek övündükleri şey, fiziki yatırım yaptıkları. İçi boş olan binanın kime ne faydası olacak? Öncelikle Eğitim fakültelerinde yetiştirilen öğretmen adaylarının iyi bir eğitime tabi tutulması gerekiyor. Çünkü her öğretmen her yıl en az 30 öğrenciyi etkiliyor. Bu da küçümsenecek bir sayı değil.

Son olarak OECD tarafından 3’er yıllık dönemler halinde yapılan ve 15 yaş grubu öğrenciler baz alınarak oluşturulan PISA verilerinde Türkiye’nin eğitimdeki kalitesini gördük. Türkiye'de bu sınava giren her iki öğrenciden birinin okuduğunu anlamadığı ortaya çıktı. Bunun günlük hayattaki somut yansımaları ise kişiler arasında iletişim çatışmaları, kavgalar, boşanmalar ve ekonominin kötüye gitmesi olarak boy gösteriyor.
Eğitimde başarılı olmak istiyorsak, bütün öğrencileri önceliklendiren bir sistemi oluşturmak olacaktır. Çocukları yaşama özendiren, bu ülkenin yarınına şekil verecek insanlar olduklarını görmelerini sağlayacak bir sistemin hayata geçirilmesi gerekiyor. Eğitimi ciddiye almanın zamanı geldi ve geçiyor. Bu yüzden kaybedecek bir saniyemiz bile olmadığını yetkililer ve sivil toplum kuruluşlarının bir an önce görmeleri gerekiyor.
Daha iyi bir eğitimle daha iyi bir geleceğe ulaşmak dileğiyle…
 
Bu yazı toplam 29 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.