1. YAZARLAR

  2. Erol Kutlu

  3. Neden boşanıyoruz?
Erol Kutlu

Erol Kutlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Neden boşanıyoruz?

A+A-

Türkiye, son 15 yılda ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda büyük bir değişim geçirdi. Bazı alanlarda devrim niteliği taşıyan bu değişimlerin belli yan etkileri de oldu.
Modernleşme, şehirleşme, gelir düzeyinin yükselmesi, kadınların iş hayatına katılımı ve benzeri sebeplerle, aile kurumu da bu süreçte değişime girdi.
Sanırım toplumsal anlamda bir geçiş dönemindeyiz ve bunun sancılarını yaşıyoruz.

***
İstanbul Gaziosmanpaşa Adliyesi'nde aile mahkemelerinde psikolog olarak görev yapan Gözde Kaşıkçı Kaba, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü'nde hazırladığı yüksek lisans tezinde, boşanma davalarını ele aldı. Karara bağlanan 552 boşanma davası dosyasını incelenmesi sonucunda, boşanmaların yüzde 33,7'sinin evliliğin 1 ile 5'inci yıl, yüzde 20,7'sinin 6 ile10'uncu, yüzde 18,8'inin 11 ile 20'nci yıl arasında, yüzde 26,8'inin de 21 yıl ve üzerinde gerçekleştiği görüldü.
Bu davalardan yüzde 74,6'lık kısmının anlaşmalı, yüzde 15,4'ünün erkeğin kusuru, yüzde 3,6'sının eşit kusur, yüzde 3,1'inin kadının kusuru, yüzde 1,6'sının kadının hafif ve erkeğin ağır kusuru, yüzde 0,7'sinin kadının ağır ve erkeğin hafif kusuru, yüzde 0,5'inin fiili ayrılık, yüzde 0,2'sinin de akıl hastalığı yüzünden boşanmayla sonuçlandığı belirlendi.
Boşanma davalarının yüzde 71'inin kadınlar tarafından açıldığı, boşanma gerekçesi olarak en fazla geçimsizlik ve ilgisizliğin gösterildiği ortaya çıktı.
Gerekçeli kararlarda boşanmaların, yüzde 13,9'unun kadının ilgisizliği, yüzde 73,9'unun erkeğin ilgisizliği, yüzde 2,2'sinin de karşılıklı ilgisizlikten kaynaklandığı belirlendi. Bahse konu davalarda boşanan çiftlerin yüzde 26,4'ünün müşterek çocuğunun olmadığı, yüzde 33,7'sinin 1, yüzde 24,8’inin 2, yüzde 10,5'inin 3, yüzde 4,6'sının 4 ve daha fazla çocuğu olduğu tespit edildi.
Dava dilekçelerinde gösterilen boşanma nedenleri arasında yüzde 37,5'lik oranla geçimsizlik ilk sırada yer aldı. Bunu, yüzde 19,6 ile ilgisizlik, yüzde 14,5 ile hakaret, yüzde 12,1 ile sadakatsizlik, yüzde 6,5 ile aile etkisi ve baskısı, yüzde 3,5 ile ayrı yaşam, yüzde 2,9 ile eşe şiddet, yüzde 2,4 ile alkol veya kumar, yüzde 1 ile çocuğa şiddet izledi.

***
Yukarıdaki veriler, aile kurumunun neden dağıldığının çok önemli göstergeleri… Büyük umut ve heyecanla yuva kuran insanlar, evliliklerinin üzerinden çok fazla zaman geçmeden ayrılık kararı alıyor. Üstelik bu ayrılık da o kadar kolay olmuyor… Kadın cinayetleri, akraba kavgaları ve ortada kalan çocuklar…
Bireyselleşmenin yerine birey olmanın önem kazanması gerekiyor. Devletimizin de artık ‘sosyal bir vaka haline gelen’ boşanmaları ve aile bağlarının zayıflamasını önlemek için tedbirler alması şart…

Bu yazı toplam 388 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar