1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. Neden tatlı ekmeğimizi, acı ettik yıllarca?
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

Neden tatlı ekmeğimizi, acı ettik yıllarca?

A+A-
Derdimiz ekmeği üretmek ve hakça üleşmekti asırlar boyu ve üleştik de kardeşçe, huzurla, saygıyla ve barış içerisinde. Birlikte çalıştık ekmek için, toprağı birlikte kazdık, tarlayı birlikte sürdük, tohum ektik, ekin biçtik, savurduk, harmanladık, öğüttük, un ettik, ekmek ettik. Alnımızın terini birlikte döktük, birbirimizin alın terini sildik sonra hiç incitmeden, incinmeden, gocunmadan, yüksünmeden. Sonra besmeleyle bölüştük kaç lokma ekmeğimiz varsa, şükürle sonlandırdık. Çünkü besmele ve şükürdü bizi birbirimize bağlayan en önemli bağlar, aynı Allah’ın adıyla oturduk diz dize, yan yana, aynı Rezzak’a şükürle kalktık sofradan. 
Biri yan baktı mı ekmeğimize, toprağımıza, namusumuza, bayrağımıza, vatanımıza, dinimize; el ele verdik, sırt sırta, omuz omuza verdik de hangi haddini bilmezse o, haddini bildirdik hep birlikte. Biz bunu üç, beş kere değil defalarca yaşadık. Bizim vatanımız da birdi, bayrağımız da, Allah’ımız da birdi, Kitabımız da, devletimiz de birdi, milletimiz de zira. Kimsenin gücü yetmemişti asırlar boyunca bizi birbirimizden ayırmaya, aramıza nifak sokmaya.
Ancak, bir gerçek vardı ki, fitne ve küfür asla vazgeçmezdi ve vazgeçmediler de. Hatta küfür cihetinden deneyip de başarılı olamadıklarına, fitne yoluyla kavuşmaya çalıştılar. Hani “fitne, katilden eşeddir” buyrulur ya, işte bu fitne maalesef bizi de vurmuş, fitneciler uzun uğraşlar sonucunda amaçlarına erişmişlerdi. Aynı bahçenin gülleri, birbirinin farklı ve mest eden kokusunu terennümden çok, artık diğerinin dikeninden söz etmeye başlamış, herkesi bir arada tutan din gibi, ahlâk gibi, namus gibi temel değerlerin örselenip, kökünden sarsılma sürecine girmesiyle de felâket adım adım kapımıza dayanmıştı. Kimsenin suçsuz ve günahsız olmadığı, dışarıdan ve içerden fitnecilerin de sürekli körüklediği bu ahlâksız vasatta, herkese ve her kesime zarar verecek hatalar birbirini kovalamış, yanlışlar da çoğu zaman yanlışla düzeltilmeye çalışıldıkça durum daha da içinden çıkılmaz bir hal almıştı.

Bir zamanlar bir lokma ekmeği dostça, kardeşçe bölüşenler, o lokmaya göz dikenlere hadlerini birlikte bildirenler, artık;

“Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan, Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan”

halet-i ruhiyesine bürünmüş, “kana ekmek doğrayanlar” ın fitnesinin kurbanı olmuş, tatlı ekmekler acı edilmiş, ıztırap, kan, acı ve gözyaşı bu toprakların kaderi olmuştu. Bu acımasız, anlamsız savaşın, içeride bir galibi de yoktu üstelik. Korku büyüdü, terör büyüdü, kan büyüdü, nefret ve öfke büyüdü günden güne. Sadece geriye dönüp bir kez bakalım sahi; kim kazandı, kim kaybetti. Bana öyle geliyor ki hep birlikte kaybettik bağlarımızı, kardeşliğimizi, dostluğumuzu, insanlığımızı, insanlarımızı, ortak düşlerimizi ve hayallerimizi. Geriye sadece bir umut kaldı, neden tıpkı eski günlerde olduğu gibi aynı sınırlar içerisinde, aynı ortak ülkü ve ideallerle, aynı aşı aynı kaptan beraberce huzurla kaşıklayabilir miyiz umudu.

Bizler her ne kadar farklı coğrafyalarda yoğunlaşsak da, farklı dil ve lehçelerde konuşuyor olsak da, Allah’a sonsuz şükürler olsun ki; dinimiz bir, devletimiz bir, bayrağımız bir, vatanımız bir. Ne olur, şu başkalarının ellerimize bin bir kötü niyetle tutuşturduğu savaş baltalarını bir daha yeryüzüne çıkmamak üzere toprağa gömelim de, bu güzel vatanın aralarında hiçbir ayrımcılık yapılmayan, hür ve eşit vatandaşları olarak yeniden birlikte yaşamanın yollarını açalım. Yeni yeni filizlenen barış ve huzur ümitlerini de daha tomurcukken yakıp yok etmeyelim, bunu yapmak isteyenlere de fırsat vermeyelim. Şunu önemle vurgulamak isterim ki, terörden bizatihi acı çekmeyenler, kendi evlâdını ya da kardeşini kurban vermeyenler, barışın ve huzurun ne demek olduğunu, ne kadar kıymetli olduğunu bilemez ve anlayamaz.

Elbette ki çok canlar şehit oldu, çok acılar yaşandı, çok kanlar ve gözyaşları döküldü. Bunu kimse inkâr edemez. İyi de bu fasit daire böyle devam mı etsin, her gün yeni fidanlar mı toprağa düşsün, her gün anaların gözyaşları yeniden mi sel olup aksın, yeni yetimler, dullar mı olsun bu memlekette? Bugün kin, nefret ve hamaset edebiyatı yapanlar, yakalım, yıkalım, yok edelim diyenler, süreç huzur ve barışla sonuçlanmadığı takdirde yarının yetimlerinin yüzüne hangi yüzle bakacaklar sahi?

Ey bu memleketin her kesimden akıl, izan, güç ve iktidar sahipleri, eğer geleceğin ve gelecek nesillerin sizden davacı olmasını istemiyorsanız, lütfen önümüzdeki süreci çok dikkatli değerlendirin, bozulmasına ve örselenmesine izin vermeyin. Tıpkı asırlar boyunca olduğu gibi, bu milletin evlâtlarının kutsal değerler etrafında yeniden kardeş olabilmesinin, şanlı bir geçmişten aydınlık bir geleceğe yürekleri bir, idealleri bir olarak yürüyebilmesinin yollarını açın. Tarihin bizlere yüklediği misyonla geleceği omuzlamak istiyorsak; ne olur biraz daha gayret, biraz daha basiret ve feraset…
 
Bu yazı toplam 61 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.