1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. “NEFSİMİ ALLAH İÇİN SADAKA VERDİM”. 
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

“NEFSİMİ ALLAH İÇİN SADAKA VERDİM”. 

A+A-

Ebu Damdam'ı biliyor musun dostum?
Hani Efendimizin (s.a.v) anlattığı, geçmiş kavimlerde yaşayan bir adam.
Her sabah kalkar ve "Bugün nefsimi Allah için sadaka verdim." dermiş.
Kalbini kıran, ona dil uzatan, üzen, inciten kim varsa affedermiş sonra.
Bana "Nasıl iyileşirim?" diye soruyorsun ya.
Böyle işte.
Allah için nefsani kırgınlıklarından geçerek.
Hırsların, ihtirasların, intikamların ve davalaşmaların, bir kangren gibi yüreğini sıkan ipini salıvererek.
Haklı olmaktan vazgeçerek iyileşeceksin dostum.
Sana, yüzlerce eve kurban eti dağıtmaktan daha zor ve ağır olanı söylüyorum.
Her bayram seni inciten bir kişiye karşı öfkeni ve nefretini kurban et.
Her bayram kalbindeki bir ağırlıktan kurtul.
Affet, vazgeç, Azad et.
"Ya adalet nasıl yerini bulacak? Ya intikam almadan yanına kâr mı kalacak? Diyecek etrafından bin bir ses.
Her suçlu vicdanında esir zaten, her zalim vicdanında mahkûm.
Azad ettiğin o değil dostum, senin kalbin. Allah için vazgeçtiğin her öfkeden sonra kalbinin bir kelebek gibi hafiflediğini ve içinde ılık bir meltem estiğini hissedeceksin.
Her bayram nefsinden bir kişiyi sadaka olarak sun Rabbine. Gör bak nasıl hafifleyeceksin.
FAREYE BENZEYEN NEFİS. 
Kedilerin önüne en lezzetli kebaplar konulsa iştahla yemeye başlar!
Lâkin önlerinden bir fare geçtiği zaman o leziz kebapları bırakıp farenin peşinden koşarlar!
Terbiye olmamış ham bir nefsin hâli de böyledir!
Saadeti bırakıp sefaletin peşinden koşar!
Hazret-i Mevlânâ şöyle buyurur:
"Fare birçok yol bilir, fakat bildiği yollar hep toprak altındadır!
O; her tarafta toprağı oymuş, delik deşik etmiştir!
Fareye benzeyen Nefis de, ancak dünyalık peşinde koşar, boş hülyaları kemirir!
Zira fareye dünyadaki ihtiyacını temin edecek kadar akıl verilmiştir!"
Nefsine mağlup olanların aklı da akl-ı maâş'tır!
Yani ancak dünyevî mefaatlerını düşünebilen bir akıldır!
Manevi terbiye ile olgunlaşarak nefsânî takıntıları aşabilenlerin aklı ise "akl-ı maâd"dır!
Yani esas hayatın ahiret hayatı olduğunun şuur ve idrakine ermiş gerçek bir akıldır!
Nitekim Hadis-i şerifte gerçek akıl sahipleri şöyle tarif edilir: "akıllı, nefsine hâkim olup onu hesaba çekerek ölümden sonrası için çalışan; ahmak ise nefsini hevasına tâbî kıldığı hâlde Allah’tan ( hayır ) umandır! 

Bu yazı toplam 362 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar