1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. Nereden Nereye
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Nereden Nereye

A+A-

Hacı yolu gözler gibi kapıdan çıkanların tek tek etraflıca süzüldüğü sabırsız bir bekleyişin içindeyiz. Sanırsın uzun bir yolculuktan gelecek yolculardan daha yorgun ve daha sabırsız ve stresli…

Bu bekleyişten önce namaz kılmak için Konya gibi bir yerde yakında bir camii olacağı düşüncesiyle kimseye sormadan bir müddet yürüyüp de bulduğum camide kadınlar tarafından mukabele okunduğunu görünce yorgunluğumu da sırtıma yükleyerek biraz daha uzaktaki camiye yürüdüm. Yanımdaki küçük oğlum Burak’ın da “yoruldum” sitemleri eşliğinde ikinci bulduğumuz camide de yenileme kapsamında çalışma yapıldığını gördüğümde ümitlerimin azaldığını görüp neredeyse kaldırıma oturuverecektim. Neyse ki yakında başka bir küçük mescit olduğunu söylediklerinde orada da bir şey olup da kılamayacağım korkusuyla acele acele oraya gittim, müsait olduğunu görünce “hele şükür”  dedim, nihayetinde namazımızı Dedemoğlu Kuşkonmaz Camiinde kılabildik…

Camide biraz da dinlendikten sonra geri döndüğümüzde bahçede bekleyenler, bir gözleri telefonlardaki saatte diğer gözleri binanın çıkış kapısında her çıkanı iyice bir süzüp yüz ifadesinden içerisi hakkında bilgi almaya çalışıyorlardı. Kalabalık binanın çıkış kapısının gölge tarafında birikmiş, gölgede yer bulamayanlar ise güneş gören tarafında ayakta beklemekteydiler. Kapıdaki güvenlik personelinin taviz vermez duruşu olmasa içeriye girmek isteyeceklerine dair bir kuşku duymuyorum.

Bazı annelerin elinde kitap dualar okuduklarını bazılarının da birbirleri ile sohbet ettiklerini görüyordum. Hemen sol yanımda bazen benim de dâhil olduğum birkaç adam koyu bir sohbete dalmışlardı. Ben de bir gözümle kapıdan çıkanları diğer gözümle de bank komşularımı dinlediğimi hissettirmek için onlara bakıyordum. Sakallı ihtiyar olan amca ne iş yaptığımızdan nereli olduğumuza dair bir GBT sorgulaması yaptıktan sonra biz de sıra ile birbirimizin GBT’sini sorgulamak durumunda kaldık. Netice güvenilir insanlar olduğumuza ve birbirimize zarar gelmeyeceğine dair kanaatimiz pekiştikten sonra muhabbete başladık…

Bir diğeri de ondan daha genç görünmekle beraber aralarında üç yaş fark olduğunu duyduğumda şaşırdım. İkinci bahsettiğim amca hemen hemen daha genç görünmekle beraber birinci bahsettiğim amca da en az onun kadar genç ve diri görünmeye çalışarak yıllara meydan okumaya çalıştığını düşündüm. Kendilerinden izin almadığım için mesleklerini, işlerini ve çoluk çocuk durumlarını burada bahsetmeyeceğim. Çünkü ben dâhil hiçbirimiz haberimiz yokken bir yazıya konuk olmaz istemeyiz bir de değil ki özel bilgilerimiz paylaşılsın…

Tahmin ettiğiniz gibi, sıradan bir okulda bir sınav gününü anlatıyorum. Aslında sıradan bir okul değildi benim için… Çünkü ortaokulu okuduğum bu okulun adı biz okurken Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu idi. 28 Şubat sürecinde 23 Nisan Milli Egemenlik Ortaokulu olmuştu. Bugün yeri değişmiş ve adının tekrar değişerek Karatay Belediyesi 23 Nisan İmam Hatip Ortaokulu olduğunu görünce içimden “nereden nereye” deyip bir mutluluk hissettim. Aslında okulun adı yine Mehmet Akif Ersoy olarak dönüştürülmesi gerekir çünkü istiklal şairimize bir borç, 28 Şubat darbecilerine bir cevap olacaktır. Bununla ilgili bir girişimde bulunmak da istiyorum aslında…

Ben bunları düşünürken hikâyenin kahramanları binanın içinde iken yardımcı figüranlar bahçede idi. Yardımcı rolde oynayan anne babalar elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışırken içerideki öğrenciler de onlardan daha fazla kendilerini stres ve yükün altında hissediyorlardı mutlaka.  Bizler anne babalar ne kadar onları rahatlatacak ve güven verecek telkin ve önerilerde bulunsak da onlar yine de stres ve heyecan yapmaktadırlar. Bunun için mutlaka profesyonel yardım alınmalı elbette fakat yine de stres olacaktır. Çünkü bir rekabet ve yarış içinde olmak öğrencinin psikolojik atmosferinde bir değişikliğe neden olmaktadır.

Öğrencilerdeki bu sınav kaygısına yönelik stres düzeyinin arttığını gördüğünüzde “bu sınav önemsiz ya da çok önemli” demek yerine sakin olmaya çalışmasını, heyecanlanmasının doğal olduğunu ve her türlü sonuçta yanında olacağımızı ifade ederek destek olmaya çalışalım. Sınav çıkışında da diğer adayların yaşadığı heyecan ve stresi görünce bu öğrencilere ve ailelere nasıl daha çok yardımcı olabiliriz düşüncesinden böyle yazı oluşmuş oldu. Bu arada içerideki kahramanların mı yoksa dışarıda bekleyen yardımcı rolde olan Hulusi Kentmen’lerin! Aliye Rona’ların! mı yükü daha ağır bilemedim? Bunun cevabını düşünmeye gerek yok tabii ki elbette içerideki kahramanların yükü daha ağırdır!

Şimdilik bizim önceliğimiz ise sınavlara giren bütün öğrencilerimize zihin açıklığı ve bu ramazanın yüzü suyu hürmetine emeklerinin karşılığını fazlasıyla görmeleriyle birlikte Cenab-ı Allahtan hepsine başarılar dilemektir. Selam ve dua ile.

 

Bu yazı toplam 555 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.