Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

NEVRUZ

A+A-

Bugün Nevruz bayramı.

Nevruz, Türk adet ve gelenek göreneklerine göre,  Ergenekon’dan çıkış tarihidir. 
Kışın bitisi, baharın başlangıcıdır.
Tüm Dünya da Türk toplumu Nevruz’u yıllardır bayram olarak kutlamaktadır.
Nevruz hiçbir etnik kökene ait değildir.
Türk Milleti olarak Nevruz Bayramını  bu güne yakışır şekilde kutlamalıyız.
Yakmak, yıkmak ve kategorize etmek Nevruz’un o ihtişamına, o güzelliğine ve baharın gelişine  gölge düşürür.
Nevruz, kökü çok eski bir geleneğinin Anadolu ’ da yeniden şekillenip günümüzde de şenlik ve kutlama biçiminde sürdürülen bir örneğidir. doğanın uyanması ateşle kutlanır. çünkü ateş evreni canlandıran güneşin dünyadaki uzantısıdır. Nevruz çeşitli efsanelerle örtülerek çok değişik biçimler almıştır. nevruz güneşin koç burcuna girdiği, tanrının evreni ve insanı yarattığı gün olarak da yorumlanır. İslamiyet öncesi  bahar  kutlamalarını yapan Türkler bu kutlamaları nevruz adıyla daha sonra da  sürdürmüşlerdir. Anadolu ’ da kutlanan nevruz şenliklerinin biçimlenmesinde eski Türk bahar bayramları ve Anadolu ’ da kutlanan eski bahar şenliklerinin etkisi olmuştur.
  Nevruz Osmanlı devrinde, sayılı günlerden biri olarak kutlanmış, güneş koç burcuna girdiği anda Nevruziye adı verilen macun veya tatlı yemek adet olmuştu. Müneccimbaşı nevruz günü padişaha yeni yıl takvimini sunar, aldığı bahşişe “ Nevruziye bahşişi ” adı verilirdi. Nevruz dolayısıyla sadrazam padişaha donanmış atlar, silahlar ve pahalı kumaşlar gibi hediyeler verir, bunlara “ Nevruziye pişkeşi ” denirdi ( levy,1998 : 234 ).

Nevruz, Türk dünyasında, ortak kültürel değer olması yönüyle önemli bir yere sahip olup Türklük dünyasında ve Anadolu ’ da ortak inanmalarla, ortak heyecanlarla yüzyıllardır Türk kültürüne özgü özelliklerle kutlanılmaktadır.
 
       Tarihin ilk topluluklarından beri ay, mevsim yıl vb. Değişiklikler törenlerle kutlanmaktadır. Avcı kültüründen tarım kültürüne geçildiğinde tarımda bolluk, bereket için çeşitli törenler  yapılmaya başlanmıştır. Çeşitli kültürlerde mevsim değişiklikleri törenlerle kutlanır. İslamiyet öncesi Türk kültüründe bahar bayramı yapılarak kıştan sonra canlanan  doğanın sevinçle  karşılandığını ve şenlikler düzenlendiğini biliyoruz.
 
       Takvimin olmadığı dönemlerde insanlar hayatlarını temel uğraş konularına göre düzenlerlerdi. Bunlar ; ekin ekme, bağ bozumu, hasat, koç katımı, baharın gelmesi, tabiatın canlanması vb. Gibi olaylardı. 
 Ayların, mevsimlerin, yılların düzenli geçişleri bunlara bağlı olarak bitkilerin düzenli olarak yeşermesi ve sararması, törenleri belirli bir takvime bağlamıştır. Bir yıl içerisinde doğadaki değişiklikler toplumların hayatını her zaman etkilemiş ve bu değişiklikler tarih boyunca bütün halklar tarafından çeşitli tören, ayin ve bayramlarla kutlanmıştır. 
 
       Bütün milletlerin kültürlerinde görülen yeni yıl törenleri, yaşama biçimlerine, coğrafyalarına, ekonomik yapılarına, inanç yapılarına uygun koşullarda, uygun zamanlarda çeşitli pratiklerle kutlanır. İnanca bağlanan yeni yıl törenleri, Asya ve ön-Asya toplumlarında benzer iklim ve coğrafya şartlarında zaman, ad ve pratik benzerliğiyle kutlanmıştır 

Nevruz; uygulamalarda bazı farklılıklar olmakla birlikte, orta Asya türk toplulukları, İran, Anadolu ve balkanlarda aynı tarihler arasında her toplumca kendine özgü bir nedene dayandırılarak kutlanan geleneksel bir bayram niteliği kazanmıştır.
 

 
       
 
       Anadolu dışındaki Türklük dünyası ’ nda Nevruz ’ un Kazakistan ’ da ( ibrayev 1996 : 189 ), Kırgızistan ’ da ( Karatayev 1995 : 229 ), Özbekistan ’ da ( Muratoğlu 1996 : 281 ), Azerbaycan ’ da  ( Nerimanoğlu 1995 : 125 ), doğu ve batı Türkistan ’ da ( Nazar 1996 : 299), kırım ’ da ( özkan 1995 : 173 ), yakutlar ’ da ( kirişcioğlu 1995 : 16 ), balkan türkleri ’ nde ( Dede 1978 : 123), Yugoslavya Türkleri ’ nde ( Çay 1991 : 113-114), Kıbrıs Türkleri ’ nde ( çay 1991 : 116) kutlandığını öğreniyoruz. Aynı zamanda türkiye dışında Azerbaycan, Bulgaristan, Kazakistan, Özbekistan gibi nevruz geleneğinin yaşandığı coğrafyalarda konuyla ilgili çeşitli çalışmalar yapılıp kitaplar yayınlanmıştır. 
 
   Kuzeydoğu Asya ’ dan merkezi Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada yaşayan Şamanist,  Budist, Hıristiyan, Musevi, Müslüman Türk halkları arasında yılbaşı / bahar bayramı bugün de varlığını korumakta ve her yıl coşkuyla kutlanmaktadır. 
( PİRVERDİOĞLU, 2002 : 44 ).
 
       Nevruzu yaşatan Türkistan - Rumeli yayına bakıldığında, yapılan çalışmaların özü itibariyle  bölgeseli yerelleştirme ve daha dar bir topluluğa mal ettirme çabalarını içerdiği görülür. Nevruzu yaşamakta olduğu büyük coğrafyadan ve bu coğrafyada yaşama şansı bulduğu diğer kültürlerden soyutlamaya çalışmak, kendiliğinden oluşmuş bölgesel küreselleşmeyi  yerelleştirmek olur. Yerelleşen kültür veya mitlerin zaman içinde küresel ve bölgesel etkilerle ortadan kalkabildiği, özellikle batı kaynaklı yeni kültürel küreselleşme uygulamalarının bu süreci hızlandıracağı dikkatten uzak tutulmamalıdır 
 
İlk insanın bugün  doğduğunu anlatır. Nevruzun doğumla ilişkilendirilmesi mantıksal açıdan doğrudur. Çünkü, nevruzda tabiat adeta yeniden doğmaktadır ( OĞUZ, 2002 : 88 – 94 ).
 
  Nevruz, İslamiyet sonrası, eski inanç ve pratikleri taşıyarak devam etmiş, yeni kültürde yeni anlamlar kazanmıştır. Nevruz  ‘ a İslami olmayan inanç ve pratiklerle, İslamiyet ’ in kabulü  sonrası Anadolu ve Anadolu dışı Türk dünyasında inanılan dini inanışlar ve Menkabelerle kutsal kabul edilip yeni anlamlar yüklenerek İslami kimlik kazandırılmıştır. Bunlardan birkaçını  sıralayalım. Allah, yeryüzünü 21 martta yaratmıştır. Nevruz, Hz. Adem ’ in çamurdan   yoğrulduğu, adem ve Havva ’ nın buluştukları, Nuh’un gemisinin karaya vardığı, Yusuf peygamber ’ in kuyudan kurtarıldığı, Hz. Musa ’ nın asasıyla Kızıldeniz ’ i yardığı gün olarak kabul edilmiştir .
 
       Nevruz, Hz. Muhammed ’ in peygamber olduğu gün olarak kabul edilmiştir. İslamiyet öncesi, su kültünün Hızır ’ a, toprak kültünün İlyas ’ a yüklenmesi tesadüf değildir. Alevi- Bektaşi inanç ve pratiklerinde nevruz farklı anlamlar kazanmıştır. birkaç örnek verelim. nevruz ; Hz. Ali ’ nin doğum günü ve halife olduğu gün, Hz. Ali ile Hz. Fatma ’ nın evlendikleri gün, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ’ in doğduğu gün, Kerbela olayının olduğu gün olarak kabul edilir ( TEMREN 1995 : 152 – 155 ).
 
  Geniş Türk coğrafyasında kutlanan nevruz törenlerinin hepsinde ateşle ilgili pratikler  bulunmaktadır. Bunlardan en yaygın olanı büyük ateşler yakarak üzerinden atlama ve bu sırada “ ağırlığım, uğurluğum sende kalsın ”, “ kırmızılığın bana, sarılığım sana ” gibi büyüsel duaların edilmesidir. İnanışa göre nevruz ateşinden atlayanlar hastalıklardan arınır ve yıl boyunca hastalanmaz. Bir diğer pratik, hayvanları ateş üzerinden atlatmak veya iki ateş arasından geçirmektir. Nevruz törenlerinde ateşin kullanılması, onun temizleyici, arındırıcı, hastalıkları, kötülükleri ve büyüyü yok edici özelliğinden kaynaklanmaktadır.
 
 Nevruz kutlamalarının en önemli özelliği yardımlaşma, sevgi ve şefkat bayramı olmasıdır. Bayramdan önce fakir, hasta ve zor durumda olan kişilere para, giyecek yardımı yapılır ve bayram günü yapılan bayram aşından pay verilir. Yardımlar sırasında insanları kırmamaya dikkat edilir ( PİRVERDİOĞLU, 2002 : 46 – 49 ).

Bu yazı toplam 310 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.