1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Nükleer Tehdit - I
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Nükleer Tehdit - I

A+A-
Yazımın başlığına bakarak nükleer enerji santrallerine karşı olduğum gibi bir algıya kapılmayın. Geleceğin enerjisi olması hasebiyle ve dışa bağımlılıktan kurtulma adına olumlu buluyorum. Biliyorsunuz, Akkuyu nükleer santralinin temeli geçtiğimiz haftalarda atıldı. Sıkıntı şudur. Milletçe nükleer enerjinin ne olduğunu bilmiyoruz. Yetkililer de konuşurken yuvarlak ifadelerle geçiştirdikleri için iki ara bir derede kalıyoruz. Genel bilgilerle iktifa edecek olursak, bu uygulamadan şiddetle kaçınmamız gerekiyor. Çünkü geleceğimiz olan çocuklarımız için yaşanabilir bir dünya bırakmak bizim en büyük düsturumuzdur. O halde elektrikte dışa bağımlılıktan kurtulma adına girişilen bu yatırımları dışa bağımlılıktan kurtulma adına sevindirici, ama geleceğimizi karartma adına ürkütücü buluyorum. O halde elektrik enerjisi rüzgâr enerjisi veya güneş enerjisi ile çok daha düşük maliyetle elde edilebildiğini öğrendim. O halde nükleer enerjide ki ısrarın sebebini yetkililerin sağa sola çekmeden getirilerini götürülerini halka izah etmelerini ümit ediyorum.
Bunu niçin istiyorum?
Dünyanın çok çeşitli yerlerinde yaşanan nükleer faciaların devamında neler yaşandığını az veya çok medya kuruluşlarından öğreniyoruz. Çocukluğumda yaşanan Çernobil faciasının günümüzde halen insanların yaşam standartlarını ve sağlıklarını tehdit ettiğini bilmeyenimiz yok.
Kısa bir süre önce Japonya’da yaşanan Fukuşima Nükleer Santral faciasının yaşandığı yere girebilen insanların bunu yapmalarının temel nedeninin insanlığa hizmet olduğunu ifade etmeleriyle beraber bilerek ölüme rıza göstermekle buna kalkıştıklarını da biliyoruz.
İnternet araştırmam sonucunda dünyada yaşanan nükleer faciaları aşağıda listeliyorum.
Nükleer enerji santrallerinin nükleer bomba gibi patlama olasılığı yoktur. Güvenlik kayıtları ve önlemler açısından nükleer güç santralleri herhangi bir endüstriyel tesisinden daha iyi olduğu bilinmektedir. Böyle olmasına rağmen, ilk ticari ya da askeri amaçlı nükleer faaliyetlerden dolay ölümle sonuçlanan birçok kaza meydana gelmiştir.
İyonlaşma Radyasyonuna Maruz Kalma Sonucu Ölümle Sonuçlanan Nükleer Tesis Kazaları aşağıda belirtilmektedir:
08.08.1945 – Los Alamos (ABD), kritiklik kazası: Kritik altı bir yakıt elamanının çevresine yansıtıcı blok yerleştiren 1 isçi, yakıt kütlesinin kritikliğe ulaşması sonucu oluşan radyasyondan ölmüştür.
21.05.1946 – Los Alamos (ABD): Bir öncekine benzer kritiklik kazası ve 1 ölü.
15.10.1958 – Vinca (Yugoslavya): Biyolojik zırhlıma olmadan gerçekleştirilen bir kritiklik deneyi sırasında, operatör hatası sonucu kontrolsüz kritiklik nedeniyle 6 personel radyasyona maruz kalmış, 1 kişi ölmüş, 5 kişi lösemi tedavisi görmüştür. 03.01.1968 – Idaho Falls (ABD): SL1 araştırma reaktörü, kontrol çubuğunun elle çekilmesi sonucu reaktör koluna fazla miktarda reaktivite verilir, ani ve çok miktarda güç yükselmesi sonucu oluşan “su çekici” nedeni ile meydana gelen patlamada 3 kişi hayatını kaybetmiştir.
24.07.1964 – Woods River (ABD): Yüksek zenginlikteki uranil nitrat solüsyonunun taşınması sırasında meydana gelen kazada 1 kişi hayatını kaybetmiştir.
13.05.1975 – İtalya: Gıda sterilizasyon tesisinde Kobalt-60 kaynağından yayılan radyasyon sonucu 1 ölüm gerçekleşmiştir.
23.09.1983 – Constitiuyentes (Arjantin): Reaktör koru modifikasyonu sırasında ani güç yükselmesi nedeniyle 1 operatör ölmüştür.
28.04.1986 – Çernobil (SSCB): Bugüne kadar olmuş kazaların en büyüğüdür. Kontrolsüz ani güç yükselmesi kazası, yanık ve vuruk nedeniyle 2 ani ölüm, 10 günlük dönem boyunca atmosfere radyoaktif fisyon ürünlerin atılması ile yaklaşık 200 kişi akut hastalığa tutulmuş ve bunlardan 31’i kazayı izleyen üç ay içerisinde ölmüştür.
30.09.1999 – Tokaimura (Japonya): Yeniden isleme tesisinde meydana gelen kazada isçiler, izin verilen limitlerden çok daha fazla miktarda Uranyum-235’i bir arada depolanması yasandı ve üç isçi yüksek radyasyon alarak hastaneye kaldırıldı. 1 teknisyenin hayatını kaybettiği Tokaimura Santral kazasında, santral civarında yasayan 313 bin kişi evlerinden dışarı çıkarılmadı. 10 kilometrelik bölge yasak alan ilan edildi.
İşte bu bilgiler ışığında merak ettiğim şudur. Az önce bahsi geçen ve yeraltında fay hatlarının cirit attığı ülkemizde nükleer enerji istasyonu kurmanın olası tüm riskleri tamamen minimize edildi mi?
Evet, ise, nasıl?
Akkuyu’da olası sızıntı ya da patlama durumu öngörülerek tüm önlemler alındı mı?
Evet, ise, nasıl?
Akkuyu’dan elde edilecek elektrik ülke ihtiyacımızın % kaçına karşılık bir açığı kapatacak? Yatırım yapılmasına değecek bir ihtiyacı karşılayabilecek mi?
Evet, ise, nasıl?
Atıklar nasıl imha edilecek? Sorular, sorular, sorular…
Sözün özü, gelecek nesiller bizi nasıl anacak?
Değerli okurlarım gelecek yazımda devam edeceğim.
 
Bu yazı toplam 90 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.