1. YAZARLAR

  2. Ahmet Balcıoğlu

  3. Nükte Ve Mizah
Ahmet Balcıoğlu

Ahmet Balcıoğlu

Ahmet Balcıoğlu
Yazarın Tüm Yazıları >

Nükte Ve Mizah

A+A-
Nüktedan mısınız? Nükteyi sever misiniz?
Fıkra anlatır mısınız? Çok iyi bildiğiniz 3 fıkra var mı?
"Tebessüm etmek sadakadır." Bu sözü ancak Elçi söyler.
Mütebessim Peygamber.
Gülen bir Peygamber hayal edebiliyor musunuz?
Yoksa sizin zihninizdeki Peygamber sadece hüzünlenen biri mi?
Sürekli ağlayan ve ağlatan bir Rasül mü?
O zaman hemen zihninizdeki Peygamberi değiştirin. Çünkü o hakiki Elçi'yi yansıtmıyor.
Şaka yapan ve şaka yapılan bir Peygamber düşünebiliyor musunuz?
Hemen düşünün Çünkü öyle bir peygamberiniz var.
Hatta nükte yapmayı öğreten bir öğretmenimiz var hamdolsun.
Nezih espri nasıl yapılır onu bile öğreten bir elçi.
Buyurur ki “Ben şaka yaparım ama şakamın içinde yalan olmaz.”
Mesela birine “iki kulaklı” diye hitap eder. Bir bayana “Senin kocan şu gözünde ak bulunan adam mı?” der.
Bir başkasına “Seni deve yavrusuna bindireyim mi? Buyurur. Birine “Ebu Hüreyre (Kedicik Babası) diye hitap eder.
Mizahta yalanı, alayı ve hakareti yasaklar. Çünkü insan mükerrem bir varlıktır.
Yas tutmanın üç günle sınırlanmasının hikmeti bile hüznü uzun süre devam ettirmemek için olabilir.
İslam toplumu olarak çok zor günler ve acılar yaşamışlardır ama Peygamberimiz tebessümü yüzünden hiçbir zaman eksik etmemiştir.
Peygamberimizi örnek almamız gereken sünnetlerinin önemlilerinden biri de budur.
Hep kendime sormuşumdur: “Böyle güleç bir Peygamberin ümmetinden camiye namaz kılmaya gelenleri neden asık suratlıdır? Peygamber varisleri olan Din görevlileri neden az gülerler ve ciddi gibi görünürler?
Sahabeye baktığımızda onların da Peygamberimiz gibi davrandıklarını görürüz. Bu damar İslam tarihi boyunca devam etmiştir.

GÜLMENİN ÖNEMİ
Gülmek insanı rahatlatır ve mutlu eder. Hayata pozitif bakmasına yardım eder.
Gülmek için 17, kaş çatmak için 43 kas kullanılıyor. Tercih sizin.
Tebessüm, insanın kendisiyle barışık olmasını sağlar. Gülmek hayatta karşılaşılan zorlukları daha kolay atlatabilmeye vesile olur.
Gülmek ve güldürmek muhabbeti, sohbeti, semineri, dersi ve konferansı tatlandırır, zevk alınmasını sağlar.
Mütebessim insanlar daha çok aranır ve sevilirler. Donuk ve sert olan insanlara fazla yaklaşılmaz.
Mütebessim insanlar, etraflarına neşe ve huzur katarlar. Nasrettin Hoca bu yüzden sevilir. İncil Çavuş, Bekri Mustafa, Süleyman Nazif, Mehmet Akif, Erzurumlu Naim Hoca, Neyzen Tevfik, Osman Yüksel, Necip Fazıl bu yönleriyle o yüzden anılırlar.
Burada dikkat edilecek husus nüktedan tarihi şahsiyetlere nahoş, gayr-i ahlaki belden aşağı yakıştırmaların yapılmamasıdır. Bazen bu kişilerin şahsiyetleriyle zıt yakıştırmalar yapılabiliyor. Bunlara karşı uyanık ve dikkatli olmamız gerekiyor. Bu tarz fıkraları kesinlikle anlatmamamız Anlatanları da uyarmamız gerekiyor. Özellikle Din görevlilerini halkın gözünden düşürmek ve dine mesafeli olmalarını sağlamak için negatif fıkralar ve filmlerde olumsuz imajlar oluşturuluyor. Bu sinsi tavır karşısında da uyanık olmamız gerekiyor.
Şimdi bu alandaki ustalarımızdan örnekler paylaşalım:
Nasrettin Hocamızdan bir örnek:
- Cimri ve de boş boğazın biri Hocaya:
“Ya Hocam!” demiş. “Demek parayı çok seviyorsun. Acaba neden ?”
-Hoca cevabını yapıştırmış. “Senin gibilere muhtaç olmamak için...”
Süleyman NAZİF’ten bir örnek:
- Malta sürgünündeyken bir gün, Süleyman NAZİF, Enver Paşa’nın babası Hacı Ahmet Paşa’ya:
- Paşa’m, İstanbul’da doğan oğlun Enver Paşa, koca Osmanlı İmparatorluğu’nu batırdı. Gel, seni şu Malta’da evlendirelim. Belki burada doğacak oğlun da, şu İngiliz İmparatorluğu’nu batırır!”

Neyzen TEVFİK’ten bir örnek
Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfik’e göstererek fikrini sorar:
Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam:
-İyi ama, der. Siz hiç roman yazmadınız ki!
Neyzen Tevfik şu cevabı verir:
-Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım.
Osman Yüksel SERDENGEÇTİ’den bir örnek:
Osman Yüksel Serdengeçti hayatının hapishane ve hastane yıllarını tamama erdirdikten sonra, kendisinin araba markası gibi diye isimlendirdiği Parkinson hastalığı ile iyice iş göremez hale gelmiştir.
Hastalığının bu neticesinde titreyen ellerine bakarken şöyle der:
– Bir zamanlar ülkeyi karıştıran ben, şimdi bir çayı bile karıştıramıyorum.
İncili ÇAVUŞ’tan bir örnek:
Padişahın isteği üzerine bir gün İncili Çavuş, vezirlerden birinin taklidini yapmış.
Taklidi yapılan vezir bunu duyunca çok kızmış ve:
— Ben onu öldüreyim de aleme ders olsun, demiş.
İncili Çavuş vezirin bu sözlerini işitince can derdine düşmüş ve Padişaha gidip durumu anlatmış. Padişah İncili Çavuş'a:
— Sen korkma, o seni öldüremez, eğer o seni öldürürse ben de ona kısas uygularım," demiş.
Bunun üzerine İncili Çavuş, şöyle bir istekte bulunmuş:
— Aman Padişahım, o beni öldürmeden önce siz onu assanız olmaz mı?
Yüzünüzden tebessüm eksik olmasın.
Muhabbetlerimle


Bu yazı toplam 179 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.