Ahmet Balcıoğlu

Ahmet Balcıoğlu

Ahmet Balcıoğlu
Yazarın Tüm Yazıları >

NÜKTEDAN

A+A-

Bu aralar yazma konusunda üzerimde bir atalet var. Bunu aşmaya çalışıyorum. Bunun için de Mümün Sekman'ın "Kişisel Ataleti Yenmek" isimli kitabını okuyorum. Kitabın faydası oldu. Bugün bu ataletimi yenmeye başladım hamdolsun.
Nükte nedir? ince manalı, zarif ve şakalı söz anlamına gelir. 
Nükte, fıkra ve şaka kavramlarıyla bağlantılı olup aynı şeyi ifade etmez. Yalnızca bazı fıkra ve şakalar nüktelidir.
Bugün biraz tebessüm, biraz düşünme , biraz da ince manalar zihnimize gelsin diye size nüktelerimizden bir buket sunacağım:
* Lokman Hekim'e:  "Hastamıza ne yedirmemizi tavsiye edersiniz?" diye sorduklarında,  ondan şu cevabı almışlar: 
"Aman, acı söz yedirmeyin de, ne yese olur." 

* Kendisine hakaret edilen Hz. İsa'ya (a.s.): - "Niçin karşılık vermediniz?" diye sorduklarında:
- Herkes yanındakini verir, demiş. Onda olan, benim yanımda yoktu.
* Biri, Hz. Ali Efendimize (r.a.) gelerek: "Ya Ali! Allah bu kadar insanı nasıl hesaba çeker?" 
diye sorduğunda Hz. Ali'den şu cevap almış: "Nasıl rızıklandırıyorsa, öyle."

* Hasan el-Basrî, "Ben ölümden korkuyor ve onu sevmiyorum" diyen birine şu cevabı vermiştir: - Malını geride bıraktığın için ölümü sevmiyorsun. Eğer malını ileriye (ahirete) gönderseydin, peşinden gitmek isteyecektin. 
* İmâm-ı Azam Hazretleri, bir gün kendisine doğru gelmekte olan bir hayvana yol verip kenara çekilmiş. Orada bulunanlar Ebu Hanife'ye niye kenara çekildiğini sorduklarında ondan şu cevabı almışlar: "Onun boynuzları var, benim ise aklım." 
* Hastalıktan ötürü gözleri kapanmış olan bir adam, halk şairi Seyrani'ye:
- Bende dünyayı görecek göz mü kaldı? diye şikayette bulununca, söz eri Seyrani:
- Hiç üzülme dostum demiş. Zaten dünyada da bakılacak surat kalmadı.
* İbn-i Sina'ya: 
"Dünyada devâsı olmayan bir dert var mı?" diye sorduklarında ondan şu cevabı almışlar: 
"Derdin devâsızı, iyinin kötüye muhtaç olmasıdır." 

* Bir gün Halife Harun Reşid'in hururunda devrin musikişinaslarından olan İbrahim Musuli Efendi yeni bestelediği bir güfteyi okur. Okunan bu güfte halifenin çok hoşuna gittiği için: "Çok güzel," der. "Allah sana ihsan etsin." Bunun üzerine İbrahim Musuli Efendi, şöyle der: "Allah'ın bize ihsanı sizin vasıtanızladır efendim." 
* Nasreddin Hoca, bir gün eşeğe binmiş yolda giderken, eşek birden koşmaya başlamış. 
Kontrolünden çıkan eşeği durdurmaya çalışsa da hoca, başarılı olamamış. 
Eşeğin sırtında iken hocanın rüzgar gibi geçtiğini görenler: 
"Hayırdır hocam, bu telaş da neyin nesi, ne tarafa böyle?" diye sormuşlar. 
Hoca, geride bıraktığı topluluğa eşeğin sırtından başını geri çevirerek şöyle cevap vermiş: 

"Merak edilecek bir şey yok. Eşeğin acele bir işi çıktı da, birlikte oraya gidiyoruz." 
* Ünlü gazeteci ve yazarlardan Velid Ebüzziya, İstiklâl Mahkemesi'nde yargılanıp beraat ettikten sonra, genç meslektaşlarına nasihat etmiş:
- Şu sıralarda sakın fincancı katırlarını ürkütmeyin...
Yusuf Ziya Ortaç, başını sallayarak:
- Bu söylediğin imkansız üstadım, demiş. Zira ortalıkta o kadar çok katır var ki!..
* Öğrencisi Osman Öztürk anlatıyor:
Mahir İz Hoca, Osman Öztürk ve diğer araştırmacılarla birlikte İslâmî Araştırmalar Vakfı'nda çalışmaktadır. Buradaki ilmî toplantılara geç gelenlerin ceza olarak beraberlerinde baklava getirmeleri kararlaştırılır. Hoca muntazam mesai yaptığı için hiç ceza almaz. Bir gün yanında baklava getirir ve:
"Benim geç geleceğim yok. İyisi mi, ben cezamı çekeyim" der.

* Gâzi...
Hasırcızade'den bir gün yeni Müslüman olmuş yoksul bir gayrimüslim için yardım istemişler. Mehmet Ağa da o zamanın en değerli parası olan iki tane "El-Gâzi" altını yardımda bulunmuş. Fakat arkasından bir nükte savurmadan edememiş:
"Müslüman oldu bir Kâfir, şehid oldu iki Gâzi."
* Uzun Hasan, Fatih'e kutu içinde bir hediye gönderir. Kutu açılınca içinden akrepler ve yılanlar çıkar. 
Bunun üzerine Fatih de Uzun Hasan'a hediye olarak bal gönderir. Bu durum bazılarının şu soruyu sormalarına vesile olur: 
"Padişahım neden böyle yaptınız?" Fatih, şöyle yapar açıklamasını: "Herkes yediğinden gönderir." 

* Çocuk:
- Babacığım, demiş. Bana bir horoz alsan da, sabahları ötüp beni namaza kaldırsa.
Adam:
- Canım oğul, diye cevap vermiş. Senin içindeki horoz ötmedikten sonra, dışarıdaki horozun fayda vereceğini mi sanıyorsun?
* Yolculardan biri, otobüs şoförünün yanına gider ve namaz vakti geçmeden bir mola vermesini rica eder.
Şoför sinirlenerek:
- Kaza edin efendim, der. Ne olur yani?
Adam, sakin sakin cevap verir:
- Ben kaza etmeden, ya sen kaza edersen?

* Bir talebe, hikmet sahibi bir zât ile sohbet ederken:
- Cennet'te küçük bir yerim olsa bana yeter deyince, o zât şu cevabı verdi:
- Âhiret için ettiğin kanaati, keşke dünya için de etseydin.
Nüktedan bir yapıya sahip olmanız için faydalı olması dileklerimle
Muhabbetlerimle

Bu yazı toplam 2609 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.