1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Nuru Peygamberi (s.a.v.)
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Nuru Peygamberi (s.a.v.)

A+A-
Hz. Hadimi, Efendimizin s.a.v. nurunun her şeyden evvel halk edildiğini beyan hususunda, gayet berrak deliller gösteriyor. Ve mahşerde sevgili rasülümüzün fazıletini şöyle izah ediyor:
Hz.Allah, Hz.Peygamberimizin nurunu evvela halk buyurmuştur. Mevahib de, Abdurrezzak’dan, o da Cabir r.a.dan Efendimiz (s.a.v.) den manasını icmali olarak şöyle bahseder:
Hz. Allah daha iyi bilir ki, Allah Teala, her şeyden evvel Nebimizin ruhunu halk etti. Ondan kalemi, levhi, Arşı, Arşın hamlettiğini, Kürsi sair Melaikeyi, Semavatı, Arzını, Cennet ve Narı. Yine buyurulduğu gibi, mü’minlerin gözlerinin nuru yani LAİLAHE İLLALAH MUHAMMEDÜN RASÜLULLAH’ı halketti.” diye İcmalen beyan edildikten sonra: Mevlanın izni olmadan, kimse kimsenin elinden tutmaya muktedir olamadığı o gündür kıyamet günü.
Yine: Bazılarının açıklamasını zikredelim. Tezkiratü’l-Kurtubi de; Zebaniler Cehenneme halkalı yularlarıyla gelirler. Binlerce vazifeli Melek de gelir. Cehennem dört ayak üzerine yürüyerek 70 bin yular, her bir yularda 70 bin halka, her bir halkada yetmiş bin Melek, onları salladıkları ve bıraktıkları zaman kimse tutmaya muktedir olamaz. Bu husus, Allah Teâlâ’nın kavliyle şöyle bahsedilir CASİYE S.A.28 de:
“ Ve her ümmeti görürsün ki diz çökmüştür, her ümmet kitabına davet olunuyordur, bu gün o yaptığınız amellerin cezası verilecek” diye buyurulmaktadır.
Hatta peygamberlerin bile nefsi nefsi dedikleri bir zamanda, Efendimiz Muhammed a.s ”Ya Rabbi ümmetim ümmetim” diye söyleyecek. Ya Rabbi onları selamet kıl, bağışla, affet diyecek.
O Peygamberlerin nefsi nefsi demeleri, korkularından değil, Peygamber efendimize hürmeten böyle söyleyecekler. Kadı Iyazın Şifa’sın da böyle geçer. (b.s.32)
Değerli okuyucu kardeşim, dünyada ve öbür âlemde gönül huzuru içerisinde olayım diyen akıllı kimse, sadece dostlarını tanımakla değil, bununla beraber düşmanlarınıda tanıyabildiği ölçüde rahattır ve huzurludur. Bu bir realitedir. Hazreti Hadimî bu mevzuda, apaçık düşmanımız olan şeytanı nasıl tanıtıyor. Yazımıza bununla devam edelim


BEŞERİYYETİN AMANSIZ DÜŞMANI ŞEYTAN
Hadimi (K:S:) Şeytanın dostları ve askerleri olduğunu beyan ederken o şeytanın, dostlarını zaman zaman davet ettiğini anlatırken diyor ki;
Müminin Dünya ve Ahiretlerini karartmak için, sair eshabından olmaları için Şeytan, Askerlerini, dostlarını davet eder. Onun dostları, nefsi hevasına tabi olanlardır. Şeytan dost olduğu kimseleri İlahi davete icabet ettirmez. Rasülullahın sünnetine tabi oldurmaz. Onun tuzağına düşmemek için ondan korunma sebeplerine tutunun. Onu düşman kabul ediniz. Düşman düşmanını davet etmez.
Davet sevenler arasında olur. O, helak edici Kelp (köpek)tir.
Nas süresi 4. ayetinde: “Hannasın sinsi vesvesesinden sana sığınırız” deyin diye beyanı ilahi vardır. Ondan ve avanesinden muhafaza buyursun. Bu ayetin tefsirin de: Hannas, İnsan kalbine döşenir. Allah Teâlâ zikredildiği zaman, yani insanın kalbi Allahı zikirle meşgul olduğu zaman tehir eder. Rucu eder. Kalp zikirden hali olduğu zaman vesvese vermeye başlar. Veya çalışır. Donuk, gam ve keder içerisinde kalır. Kalbi gafil buldumu hemen döşenir.
Onun için Cenabı Hak: “Şeytan üzerinize galip gelmek ister akıbinden Allah’ı zikretmeyi unutturur” buyurmaktadır.
Denilmiştir ki: Şeytana karşı müminin silahı 6 dır. Euzü, Kelimei Şehadet, Besmele, açgözlü olmamak, uzun emeli terk etmek ve dünyaya kendisini kaptırmamaktır. O şeytanın bütün gayesi, imanı çekme ve kapmaktır. O cehennemde ebedi kalıcıdır.
Mukatil’den rivayet edildiğine göre; Şeytan için cehennemde bir minber kurulur. Ona tabi olanlar etrafına toplanırlar. Şeytana; Biz azaba düçar olduk. Bizim elimizden tut. Ancak sen bizim elimizden tutarsın. Sen bizi bu hale düşürdün diyerek tartaklarlar.
Şeytan ise onlara: Bende zor durumdayım. Ben sizi zorlamadım da. Size dost da değilim. Yardım edecek gücümde yok. Sizlere kati ayetler okunmadımı?, okundu. Size galip gelen mucizelerle korkutulmadınızmı?, korkutuldunuz. Benim vazifem, sizleri davet etmek. Vesvese vermektir.
Siz benim davetime icabet etmemeliydiniz. Benim davetime iltifat etmemeliydiniz. Sizin için huccetler yani Allah ve Rasülünün varlığını vs. beyan eden deliller vardı. Ama siz benim davetime huccetsiz icabet ettiniz. Onun için ben sizden ve sizin itikadınızdan uzağım” diye cevap verecektir. (Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 51 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.