1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Obezite Ve Diyabet Hastalarına Oruç Uyarısı
Obezite Ve Diyabet Hastalarına Oruç Uyarısı

Obezite Ve Diyabet Hastalarına Oruç Uyarısı

Bülent Ecevit Üniversitesi Obezite ve Diyabet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu, Ramazan ayında beslenmede nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda bilgi verdi.Obezite ve Diyabet Uygulama ve Araştırma Merkezi...

A+A-
Bülent Ecevit Üniversitesi Obezite ve Diyabet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu, Ramazan ayında beslenmede nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda bilgi verdi.
Obezite ve Diyabet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu, obezite ve şeker hastalığının dünya genelinde, ülkemizde ve bölgemizde öncelikli sağlık sorunlarının başında geldiğini ifade ederek, Ramazan ayında oruç tutacak olan vatandaşlara uyarılarda bulundu. Bayraktaroğlu, Ramazan ayında açlık süresinin 17-18 saate kadar çıktığını, bu nedenle öğünlerde değişiklik, tüketilen besinlerin seçiminde farklılıklar önem arz ettiğini söyledi. İftar ve sahur öğünlerinde ağır yemeklerden uzak durulması gerektiğini ifade eden Bayraktaroğlu, “Ramazan’da oruç tutanların beslenme alışkanlıklarında değişiklikler olmaktadır. Açlık süresi yaz mevsimlerinde 17-18 saate çıkmaktadır. Öğünlerde değişiklik, tüketilen besinlerin seçiminde farklılıklar önem arz etmektedir. Oruç tutarken beslenmedeki değişiklikler vücudun ağırlığını ve metabolizmasını etkilemektedir. Bu etkiyi olumlu yönde tutabilmek için ramazan boyunca beslenme ve aktivitelere dikkat edilmelidir. Metabolizmada yavaşlama, enerji harcaması, vücut hareketlerinde yavaşlama, mide asidinde değişiklikler, vücudumuzun su miktarında değişiklikler, tansiyon, sindirim güçlükleri ve diğer sorunlar sağlığımız açısından ramazanda beslenmeye dikkatimizi arttırmamızı gerektirir. Ağır, yağlı ve aşırı besin tüketimi kiloyu arttırabilir. Metabolik dengeyi bozmayacak şekilde karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineralleri yeterli düzeyde alınmalıdır. Ramazan süresince sadece iftar ve sahur öğünlerinde ağır yemek olmamalıdır. İftar, iki küçük ara ve mutlaka sahur ile dört öğün beslenmek en sağlıklısıdır. İftarda ve sahurda mideye yüklenilmemeli. Dört öğün şeklinde düzenlenmelidir. Sahur mutlaka yapılmalıdır. Azalan ve en az iki öğünü bir öğüne indirmek zaten uzun olan açlık süresini daha da uzatır. Ayrıca hızlı ve çok yemek yenmemelidir. Yeterince su alınmalıdır. İftar ve sahur arasında 1.5 litre kadar su içilmelidir. İftardan yaklaşık bir saat sonrası düşük tempoda ve en az 10 dakikalık yürüyüş yapılmalıdır” dedi.
“OBEZİTE VE DİYABET HASTALARI UZUN AÇLIK DÖNEMİNE DAHA ÇOK DİKKAT ETMELİ”
Obezite ve diyabet hastalarının 17-18 süren uzun açlık döneminde kendilerine daha çok dikkat etmeleri gerektiğini söyleyen Bayraktaroğlu, ”Çağımızın hastalıklarından şişmanlık ya da obezite, vücutta yağ kütlesinin arttığı, şeker hastalığı, tansiyon, damar sertliği ve tıkanıklıkları gibi önemli sorunları barındırdığı hastalıktır. Şeker/diyabet hastalığı ise şekerin hücreler tarafından yakılmasında sorun olduğu, ortaya çıktığında kalp, beyin damarları, böbrekler, gözler ve sinirleri etkileyen önemli bir diğer hastalıktır. İki hastalıkta insan hayatını tehdit eden sorunlara açıktır. Hastalar tedavilerinde beslenme, egzersiz ve yaşam tarzı değişikliklerini uygularken tıbbi ve cerrahi işlemler geçirmek zorunda kalmaktadırlar. Sağlıklı bireylerin yanı sıra obez ve diyabetiklerin ramazan ayı içerisinde uzun açlık döneminde mutlaka dikkat etmeleri gereken davranışlar vardır. Kalp, böbrek ve diğer organlarında sorun bulunan obez ve diyabetiklerin beslenme, egzersiz ve tedavilerini dikkatli sürdürmeleri, sağlığı tehdit eden bir durumun ortaya çıkmasına müsaade etmemeleri önemlidir“ ifadelerini kullandı.
“DOYMUŞ YAĞ ORANI YÜKSEK BESİNLERDEN UZAK DURULMALIDIR”
Bayraktaroğlu, Ramazan ayında oruç tutarken vatandaşların beslenme ve egzersizlere dikkat etmesi gerektiğini belirterek, "Dehidratasyon, sıvı kaybı, sıvı kısıtlanmasına bağlı belirtilerin (kuruluk, kramp, bulantı, çarpıntı gibi) bilinmesi gerekir. Tromboz-pıhtı, ağrı, şişlik, kızarıklık açısından dikkatli olunmalıdır. İnsulin yokluğu, yağların enerjiye dönüşümü, insulin dozlarının azaltılmasına bağlı diyabetik ketoasidozun ciddiyeti bilinmelidir. Sahurda kana şekerin karışma hızı düşük besinler (buğday, irmik, fasulye gibi) tercih edilmelidir. İştahı azaltır ve kan şekerini dengeler. İftarda kana karışma hızı yüksek, şekeri hızla yükseltecek meyve gibi yiyecekler, arkasından kana yavaşça karışan karbonhidratlar alınmalıdır. Hayvansal yağ, yağlı, hamurlu yemekler, doymuş yağ oranı yüksek besinlerden uzak durulmalıdır. Oruçsuz saatlerde bol su içilmelidir. İftar ve sahur arası ilave 1-2 ara öğün gibi besin alınmalıdır. Çok ve hacimli yemek yerine yemeklerin hepsinden tadımlık alınmalıdır. Oruç tutarken her zamanki fiziki aktiviteye devam edilir. Hafif orta ağırlıklı egzersizler güvenli olsa da iftara yakın yapılmamalıdır. Kan şekeri hızlı düşüşle hipoglisemi yaşanabilir. Düzenli teravih namazları önemlidir” dedi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.