1. YAZARLAR

  2. E. Reha KORKMAZ

  3. Öğrencilerin Vali Amcası
E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Öğrencilerin Vali Amcası

A+A-
Yıllardır gazetecilik yapan arkadaşlarımız, Konya'yı yöneten büyüklerimizin demeçlerini alarak halka ulaştırır, kamuoyunu bilgilendirir. Teknoloji geliştikçe insanların haber alma kaynakları da gelişti ve olanlardan bugün anlık haberdar olma şansımız var. Elbette Konya'da yaşayanlar da gelişmelerden anlık haberdar oluyor ve yapılmasını istediği hizmetleri yöneticilerimize anlık ulaştırabiliyor. Hal böyle olunca Konya’da eğitim gören binlerce öğrenci karlı havalarda twitter üzerinden Valimiz Yakup Canbolat'ın tatil haberini beklemeye başlıyor. Yaşı küçük olanlar da “-Baba Vali amcanın twitter hesabına bakar mısın” demeye başlıyor. Valimizi sosyal medyadan takip edenlerdenim. Tesadüf olarak kendisine atılan twitleri takipçileri ile paylaşan Valimizin bu süreci bu kadar hoş yönetmesi bizlerin de hoşuna gitmeye başladı. Valimizin sayesinde takipçilerinin zekice yaptığı espirilere şahit olduk. Özel olarak çekilen videolar, espirili bir şekilde iletilen tatil talepleri, Vali Canbolat'a yazılan şiirler ve “Vali Amca noluuur?” tarzında yapılan paylaşımları tebessümle takip etmeye başladık. Elbette okullar atılan twitler sayesinde tatil edilmiyor. Valimiz takipçilerinin şirinlik ve ısrarlarına bakarak “-Hadi bakalım tatil yapın” demiyor. Mutlaka belli kriterlere göre bu karar alınıyordur. Öncelikle kısa sürede tüm Konya’nın gönlüne girmeyi başaran Valimiz Yakup Canbolat’ı tebrik ediyoruz. Bizler kadar sosyal medya üzerinden Valimizin oldukça keyifli bir hale getirdiği bu durumu tebessümle takip eden Ak Parti Konya Milletvekili Mehmet Babaoğlu da bu duruma kayıtsız kalamayarak Valimizin Konya halkı ile kurduğu bu güzel iletişimi “Bu doğrudan iletişimi beğeniyle izliyoruz. Espriler derlenirse harika bir albüm çıkar. İsim önerim 'Konya Kar Tatili Albümü'” şeklinde yorumlamaktan kendini alamadı.

Konya Valisi Yakup Canbolat'a gelen ve içinde ince espiriler barındıran mesajların bir kısmını burada sizlerle paylaşmak isteriz:

- Valim 90+5 i bu kalp bi daha kaldırmaz. Gel at şu golü tatil olsun :D
- Karlı bir adaya düşsem yanıma alacağım üç şey; Vali Amca, Vali Amca, Vali Amca
- Valim sizi unutursak kalbimiz donsun.
- Yollar kaygan düşenin dostu olmuyor Vali amca.
- Sayın valim felsefe sınavına çalışmam gerekirken, oturmuş size şiir yazıyorum. Kıymetinizi bilin. Cumayı tatil edin. Lütfen.
- Bir kar yağar ince ince, Valimiz tatil eder yine bu gece.
- Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar, Ne de şeytan bir günahı, Tatil beklediğim kadar.
- Valim dün açıklama yapmayınca kaydınız düştünüz sandık nasılsınız?
- Kim demiş ard arda iki gün tatil olmaz diye. Kalıplaşmış düşünceleri yıkın gelin sayın valim. Hava valla çok kötü.
- Leyla bilseydi Vali sevgisini. Sever miydi Mecnun delisini.
- Tatil haberi için Vali @yakupcanbolat ı takip edip daha sonra bırakanlar #Ohal kapsamında 15 tatilde 1 hafta derse gireceklerdir. Aman haa!
- Mevlana meydanındaki penguenler “Valiii” diye bağırıyordu bilginize.
- Türkiye Avrupa Birliği'ne girmek için bu kadar uğraşmadı girişimci ruhumuz can veriyor valim lütfen.
- Sayın valim size yazdığımiz kadar sevgilimize yazmadık hala bi tripler okulu tatil etmemeler falan.
- 3 çocuğum olsun. İsimleri Yakup, Can, Bolat olacak. O derece seviyorum. 4 olursa Konya, hadi 5. olursa da Valisi koyarım
Gençlerle ve çocuklarla gönül köprüsü kurarak sadece Konya Valisi değil, aynı zamanda öğrencilerin Vali Amcası olmayı da başaran Yakup Canbolat Beyi sosyal medyadan keyifle takip etmeye devam edeceğiz.
Hakkari’de de görev yapan Valimize Konya’da yağan kar miktarının çok fazla görünmediğini de tahmin edebiliyoruz.
Bu arada son olarak Vali Yakup Canbolat, kar tatili kararının ardından gençlere güzel bir mesaj vermeyi de ihmal etmiyor: “Gençler, tatili fırsat bilip ders çalışmak lazım. Hiç bir başarı tesadüfi değildir. Kitap okumayı alışkanlık haline getiriniz.”

REFERANDUM YAKLAŞIRKEN
Şehirlinin biri bir gün tatilini dağlarda, yaylalarda geçirmek istemiş. Hava da güzel olunca şöyle ormana doğru bir yürüyeyim demiş. Ora senin, bura benim derken bir de bakmış ki orman içinde bir hayli yol katetmiş. Bu kadar yol yürümeye alışkın olmayan bacakları ise haliyle kendisini taşıyamayacak kadar yorgun düşmüş ve iyiden iyiye hamlamış. Adamcağız tam da; "Ulan ben ne yaptım, şimdi nasıl geri döneceğim?" diye kaygıya kapılmışken bir de ne görsün, az ötede elinde baltası, nacağı ile bir köylü bir yük odun yapmış, onları eşeğine yüklemeye çalışıyor. Hemen köylünün yanına yanaşarak:

-"Selamınaleyküm hemşehrim, kolay gelsin" demiş.
Köylü de "Aleykümesselam!" diyerek kendisine mukabelede bulunduktan sonra dikkatini yine işine vermiş. Adamsa devam etmiş: "-Bu odunları şehre götüreceksin herhalde hemşehrim?"
Köylü: "-He ya, şehre götürüp satacağım"
Adam: "-Kaça satacaksın hemşehrim?"
Köylü: "-On liraya"
Adam: "-Hemşehrim, bak sana ne diyeceğim. O odunlar yerine şehre beni götür, sana aynı parayı ben vereyim. Hem ben o odunlardan daha hafif çekerim, hayvanın da çok yorulmamış olur..."
Bu teklif karşısında köylü şöyle bir düşünmüş ve adamın teklifi makul gelmiş:
"-Peki, tamam. Hadi eşeğe bin o zaman..."
Fakat, adam tam eşeğe binmeye çalışırken köylünün birden kafası karışmış ve:
"-Bir dakika!" deyip adamın eşeğine binmesine mani olmuş. Adam "ne oldu şimdi hemşehrim?" deyince de: "-Ben seni şehre götürürsem, o zaman bu odunlar ne olacak, ben şimdi bunu anlayamadım." diyerek tereddüdünün sebebini kendince itiraf etmiş.
Şehirli adam da: "-Yahu hemşehrim, bak ben sana beni şehire götürmen karşılığında bu odunların parası kadar para veriyorum ya!" deyince köylü de: "-Ha, tamam, tamam! Şimdi anladım, hadi bin eşeğe!" demiş.
Adam eşeğe binmiş, köylü de eşeğin yularını tutmuş, tam da yola koyulmak üzerelerken köylü yine durmuş ve geriye dönüp kafasını kaşıyarak odunların olduğu tarafa doğru bakmaya başlamış. Bunun üzerine şehirli adam da: "-Yine ne oldu hemşehrim, niye durduk?" deyince köylü de
"-Yahu bey, iyi güzel de şimdi bu odunlar ne olacak, ben bu işi tam anlayamadım?" diye cevap vermiş. Şehirli bu defa sesli bir "la havle" çekip:
"-Bre hemşehrim, sen bu odunları şehre götürse idin kaça satacaktın?"
Köylü: "-On liraya!"
Şehirli: "-İyi ya işte! Ben de sana on lira veriyorum. Beni şehire götür, sonra gel bu odunları da götür, bir on lira da buradan alırsın işte!" diyerek durumu yeniden izah etmiş. Köylü bu sefer daha mahçup bir şekilde:
"-Doğru söylüyorsun bey, bak ben bunu böyle düşünememiştim..." deyip yeniden yürümeye başlamış.
Şehirli adam ise yorgunluğunun üzerine bir de böyle bir laf anlamaza çatmaktan bezgin ve içinden "yine de durumu bu kadarla toparladığıma şükür" diye geçirirken köylü eşeği yeniden durdurup yine geriye bakmaya başlamaz mı?
Şehirli adam dayanamayıp: "-Yine ne oldu hemşehrim?" diyerek korkuyla sorunca, köylü de:
"-Yahu bey, ben şimdi seni şehre götürüyorum, bunun için de senden on lira alacağım. Buraya kadar herşey iyi güzel de, peki ya benim odunlarım? Şimdi onlar ne olacak, işte bu iş benim kafama bir türlü yatmıyo!" diyerek söylenmeye başlamış. Bunun üzerine de şehirli adamın üzerine (sonradan kendisinin de hayret edeceği) bir can gelerek beklenmedik bir çeviklikle ama bir o kadar da öfkeyle eşeğin üzerinden inmiş ve:
"-Ulan, senin de, odunun da, eşeğinin de..." diye de köylüye saydıra saydıra hırsla yaya olarak yola koyulmuş.

Refarandum yaklaşıyor. Ülkemizi ileriye taşıyacak yeni bir sistem için iktidar canla başla çalışıyor. Muhalefet ise “-Rejim elden gidiyor” yaygarası ile insanları galeyana getirmeye çalışıyor. Başbakan defalarca “-Rejim değil sistem değişikliği” dedi ama ne fayda? Muhalefet aynen yaygaraya devam ediyor: “-Rejim elden gidiyor” Biz mi ne diyoruz? Yukarıdaki fıkrada dedik diyeceğimizi.
Daha ne diyelim?
 
Bu yazı toplam 41 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.