1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Öğretmenler Günü
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Öğretmenler Günü

A+A-
Bugün öğretmenler günü.
Öncelikle hakkıyla öğretmenlik yapan, çocuklarımızı emanet ettiğimiz, güvendiğimiz, çocuklarımıza Türklüğü, İslamı, Ahlakı, doğruyu yanlışı, sevgiyi saygıyı aileden sonra öğreten ilk kişiler olarak günlerini kutluyorum.
Öğretmenlik mesleği kutsal bir meslektir.
Hayata ilk adımı attığımız okullarda öğretmenler çoğunlukla çocukların çok sevgilisi, çok saygı duyduğu kimselerdir.
Bize ilk defa “A-B” yi öğreten öğretmenlerimizdir.
Dünya’da bütün insanların mimarı öğretmenlerdir.
Tabi ki öğretmenlerinde yetişmiş o lmaları ve öğretmen gibi öğretmen olmaları gerekir. İdeolojilerin, fraksiyonların, yada hainlerin içinde yer alan, sözde öğretmen olanları bu kategoriye sokmuyorum.
Ülkemiz yaklaşık bin yıldır Türkiye'dir. Türkiye'de öğretmenlik mesleğinin kökleri bin yıl öncesine giden uzun bir geçmişe dayanır. Bu nedenle Türkiye'de öğretmenlik mesleğine genel olarak bakarken konuyu Selçuklu Türkiye’si, Osmanlı Türkiye’si ve Cumhuriyet Türkiye’si olmak üzere üç ana dönemde ele almak gerekir:
Selçuklu Türkiye’sinde öğretmenlik genel olarak "din adamlığı", "hocalık", "imamlık" ve "müezzinlik" ile iç içe bir meslekti. Bu dönemde öğretmenlik mesleği dinsel ağırlıklı çok işlevli bir meslek niteliği taşır.Bu nedenle öğretmenlik için ayrı bir program veya ayrı bir meslek ve ihtisas medresesi yoktu.
Osmanlı Türkiye’sinde öğretmenlik mesleğine ilişkin durum 15.Yüzyıl ortalarına kadar Selçuklu dönemindekinin hemen hemen aynıydı. Osmanlı döneminde ilk kez Fatih Sultan Mehmet öğretmenlik mesleğini dinsel ağırlıklı olmaktan kurtarma, dünyasal boyutlu oluşturma ve dolayısıyla laikleştirme doğrultusunda çok önemli bir adım atmıştır. Bu adım Türkiye'de öğretmenlik mesleğine ilişkin ilk gerçek bir atılımdır. Ancak eldeki bilgilere göre ne yazıktır ki bu atılımcı girişim Fatih'ten sonra sürdürülmemiştir.

Cumhuriyet Türkiye’sinde öğretmenlik mesleği yurdun kurtarıcısı ve Cumhuriyet'in kurucusu Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün yönlendir iminde çağdaş. Ulusal ve laik bir temele dayandırılmış: bu temelden kaynaklanan anlayış ve yaklaşımla yeniden yapılandırılmış. Sağlam ve tutarlı bir çerçeve içine alınmış gerçek yörüngesinde oturtulmuştur. Bu doğrultuda gerçekleştirilen yasal düzenleme ve uygulamalarla Cumhuriyet döneminde öğretmenlik mesleği çok saygın etkin ve etkili bir meslek niteliği kazanmıştır. 1924'te öğretmenlik mesleği yasayla tanımlanmış. Böylece yasal bir meslek niteliğine kavuşmuştur. Bunda Atatürk'ün eğitime, öğretmene ve öğretmenlik mesleğine bakışı çok etkin ve belirleyici rol oynamıştır.
Atatürk'ün öğretmenlik mesleğine bakışı şu sözlerinde kesin bir nitelendirim açık bir anlamlandırım ve derin bir anlatım bulur:
-Gelecekteki kurtuluşumuzun saygıdeğer öncüleri olan Türkiye öğretmenleri...(1921)
- Hükümetin en verimli ve en önemli görevi milli eğitim işleridir..(1926)
- Benim asıl kişiliğim öğretmenliğimdir. Ben milletimin öğretmeniyim...(1936)
Atatürk Türkiye'yi yönettiği 1919-1938 yılları arasında geçen 19 yıllık süre içinde kamu önünde yaklaşık olarak en az 40 kez olmak üzere en çok milli eğitim ve öğretmen konularını ve dolayısıyla öğretmenlik mesleğini işlemiştir.
- Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır...(1924)
- Öğretmenler! Cumhuriyet sizden fikri hür.Vicdanı hür.İrfanı hür nesiller ister...(1924)
- Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir...(1925)
Atatürk'e göre öğretmen " yetiştirici, eğitici, öğretici, yaratıcı, geliştirici" olmasının yanı sıra aynı zamanda " öncü, kurtarıcı, kılavuzlayıcı, yenileştirici, savaşımcı- değişimci-dönüşümcü, örnek olucu, yükseltici , yüksek hizmet verici , kutsal bir görev üstlenici" dir. Bütün bunlarla Atatürk'ün tanımladığı öğretmenlik tam anlamıyla gerçek öğretmenliktir.Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
Dünyanın her yanında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakâr ve en değerli varlığıdır.Öğretmen bir sanatkârdır, yarının temelini o attığı gibi, değerli kişilik hamuruna da biçim verir.
Öğretmen, geçmişin öğreticisi, geleceğin kurucusudur.
Toplumların uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.
Geleceğin güvencesi eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır.
Socrates diyor ki:
Dünyada her şeye kıymet biçilebilir. Ama öğretmenin eserine kıymet biçilemez.
Eflatun ise öğretmenliği şöyle tarif ediyor:
Yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin elindedir. Eğitim demek, vücutta ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir. 
Bu yazı toplam 164 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.