1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. ÖĞRETMENLERİME ARMAĞANIM “İLK İNSAN İLK ÖĞRETMEN!..”
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

ÖĞRETMENLERİME ARMAĞANIM “İLK İNSAN İLK ÖĞRETMEN!..”

A+A-

Yüce Allah(c.c), Hz. Âdem’i(a.s) topraktan yarattı ve ona, can verdi.Adına da insan dedi. İnsanı da ilmiyle donattı ve tebliğ görevi ile görevlendirdi. Hz. Âdem, nesline bir tebliğci olarak öğretici yani öğretmen olacaktı.
Yüce yaratıcı, Hz. Âdem’i topraktan yaratıp dizayn ederken, öğretme vasfı ile süsledi ve onu yer yüzünde ilk öğretici yani öğretmen olarak yarattı. Kıyamete kadar olacak olan her şeyin “esmasını”(isimlerini) ona ruhundan ruh verir iken, ilminden ilim verir iken Hz. Âdem’in genlerine yerleştirdi.
Hz. Âdem, yeryüzünde ilk canlı türlerinden insan nevisi(türü) olarak bu bilgi düzeyi ile görev aldı. Kendi nesline yani insanlara yer yüzünde olup bitecek her hadiseyi de genlerine yüklenmiş olarak yaratıldı. 
Peki neden böyle yaratıldı?
Çünkü, o neslinden gelecek olan insanlara yeryüzün de, “Tevhidi Akide”yi öğretecek, yer yüzüne uyumlu ve yer yüzü sorunları ile boğuşabilecek ve çözümler üretebilecek bir insana da öğretmenlik yaparak onu yetiştirecekti. Çifti, çubuğu, aileyi, ibadeti dosdoğru olacak bir insanın öğretmeni olacak ve en önemlisi de onu yaratan Allah’a kul edecekti. Görev çok ağırdı ve öğretmenliğin kutsaliyeti de işte buradan gelmektedir.
Hz. Âdem’in yaratılma gayelerinin arasında; doğruluğu, adaleti, cemiyeti, toplumu ve toplum ahlakını, yani eşrefliğini insana o öğretecek, bilgi ve donanım da bir öğretmen olarak yaratılmıştır. Yani anlaşılacağı üzere Hz. Âdem(a.s), yeryüzünün ilk âlimi olan ve cahilliği oradan kaldıran ilk muallimi(öğretmeni) görevi ile görevlendirilmiş ilk insan olmuştur.
Peygamberlerin en önemli görevlerinden belki de en ilki ve önemlisi olan vazifesi ise tebliğ görevidir. Bu görev aynı zamanda onun peygamberlik görevidir de. Yani Peygamberliğin mührüdür. Hz. Âdem de ilk insan, ilk peygamber ve ilk tebliğci, ilk muallimdir.
Tebliğin açılımı ise; insanlara, Allah(c.c)ün emirlerini (hayır ve şer), gerek uygulamalı veya gerekse anlatarak öğretmek, bu emirler doğrultusunda yol göstermek demektir. İşet Hz. Âdem (a.s) de, ilk insan ve ilk peygamber olarak tebliğ görevi ile görevlendirilmiştir ve kendisine neslinden türeyen insanlara “tevhid akidesini” öğretmesi için “suhuflar” denilen emirler gönderilmiştir. 
Bir tebliğci öğretmen ve esmayı(isimleri) bilen ilk medeni insan olarak Hz. Âdem, insanlara örnek olup, yetiştiren bir öğretmen donanımı ile yaratılmıştır. Bu bağlam da konuya bakacak olursak Hz. Âdem ile Hz. Muhammed(s.a.v) arasında gelmiş geçmiş olan her peygamber aynı zamanda da çok iyi birer öğretmen olmuşlardır. 
Peygamberlerin tümünün en önemli görevi Allah(c.c)tan aldıkları emirleri (hayır ve şer) insanlara aktarıp açıklamalarıdır. Yine insanlara en güzel şekilde örnek olup, rol modellik yapmalarıdır. Kendi yönettikleri toplumlara, tevhidi, adaleti, insanlığı, ahlakı, hukuku ve kısaca da insan olmayı öğretme görevini, tebliğ içerisinde üstlenmeleridir. Böylece her peygamber aynı zaman da da çok iyi birer öğretmen(tebliğci) olmuş durumdadırlar.
Son peygamber Hz. Muhammed(s.av) bu bağlamda son peygamber, peygamber öğretmenlerin de sonuncusu olmuştur.İlk öğretmen bir peygamber olan Hz. Âdem (a.s) iken, son peygamber öğretmen de Hz. Muhammed(s.a.v)dir.
O(s.a.v), kendini bir tebliğci olarak şöyle tanımlar. Cahilliğe karşı bir ışık(münir) olmasını da şöyle açıklar: “Ene Muallimun” (Ben bir öğretmenim).
Onun öğretmenliği, dağlar arasında gizlenmiş olan ve cahilliğin, şirkin, adaletsizliğin, ahlaksızlığın, insanı sömürmenin ve köleliğin zirve yaptığı çöl şehri olan Mekke’de ki cahillik karanlığını aydınlığa çevirmek için görevlendirilen bir “Bedirden” başkası değildir.
Ebu Hureyre(r.a): Bir defasında Medineyi Münevvere’de şöyle der: “Peygamber Mescidin de Peygamber mirası dağıtılmaktadır. Koşun koşun” der. Mescide gelenler ve Ebu Hureyre’ye , hani miras dağıtılıyordu derler. O da Peygamberlerin mirası ilim değilmidir? Orada ilim yapılıyor ve onu almanız gerekir idi” der.
Medine şehrinin eski adı Yesrip’tir. Peygamber Efendimiz, oraya hicret ederek, Yesrib’in yeni ve en mükemmel baş öğretmeni olur ve en kısa zamanda bedevi olan bir toplumdan medeni bir ulus, münevver bir ulus yetiştirir ve Yesrib’in adı, medeniyetliler, münevverler anlamında Mediney-i Münevvere’ye çevrilir. Medeniyetlilerin ve münevverlerin yaşadığı bu döneme de asrı saadet (mutlular asrı, mutlu insanların yaşadığı şehir) diye tarih düşülür.
“İlim Çimde’de olsa gidiniz alınız” hadisi şerifi de ilim öğrenmenin ve ilim öğretmenin en güzel göstergesi olan hadisi şeriftir.
Hz. Ali(k.v)nin: “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum!” beyanı da, İslamın, Müslümanların, ilme, ilim adamına ve öğretmenlere verdiği önem ve değeri anlatır. 
Müctehit İmamlarızın her biri,birer okul açarak kendileri de öğretmen olarak, o okullar da görev almışlardır.
Nizamül Mülk ise ilk kurumsal eğitim sistemini kurarken, Efendimiz Hazretleri de Medine’de “Suffe” okullarının baş öğretmenliğini yapmıştır.
Sözün özüne gelecek olursak, öğretmenlik mesleği bir meslek olarak ilk insan Hz. Âdem ile başlamış ve son insana kadarda var olacak bir kutsal bir meslek dalıdır.
Ayrıca atalarımız da, dünya kullarının önünde boyun eğmezlerken, öğretmenleri önünde hep eğilmişlerdir. Onlara saygı da kusur etmemişlerdir. fatih küçük bir şahzede iken öğretmenine karşı ben şahzedeyim diyerek yaramazlık yapar. Hocası da babasına onu şikayet eder. Padişah lala’ya yarın ben derse geleceğim ve sen dersi dinlemiyorsun diye beni sopa ile döveceksin. Çocuk ta hoca padiaşh’ı bile dövdüğüne göre beni haydi haydi cezalandırır diyerek itaat edecektir der. Bir lalanın padişaha vurmasının öğretmenlik mesleğinin önemine en güzel örnek olduğunu düşünenlerdenim.
Her anne-baba da aynı zamanda birer öğretmendir, bir rol modeldir. Onun yetiştirdiği çocuklar bir ulusun çekirdekleridirler.
Her insan önce bir anne-baba da olsa, asli görevlerinden ilki olan bir öğretmendir de aynı zamanda. Her mesleğin temelinde öğretmenlik vardır. Her meslek sahibi olan, usta da olsa, üstat da olsa bir öğretmen elinden geçmiş ve kendisi de öğretmen olmuştur.
M. Akif Ersoy Rahmetullah’ın öğretmenlerle ilgili şiiriyle konumuza nokta koyalım:
“Muallimim diyen olmak gerketir, imanlı,
Edepli, Liyakatli sonra da vicdanlı,
Muallim ordusu derken, çekirge orduları
Çıkarsa ortaya artık, hesap edin zararı.”
Selametle!...
 

Bu yazı toplam 1083 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum