1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Öleceğin gün için telaşlanma !..
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Öleceğin gün için telaşlanma !..

A+A-

Onca değer verdiğin bedeninin başına neler gelecek diye kaygılanma!

Ne olacak, nasıl olacak diye hiç üzülme!

Çünkü Müslüman kardeşlerin senin için gerekenleri yapacaklar :

1- Elbiselerini bedeninden çıkaracaklar.

2- Bedenini yıkayıp gusledecekler.

3- Yeni elbisen olan kefeni bedenine giydirecekler.

4- Evinden dışarı çıkaracaklar.

5- Ve yeni evine, kabre götürecekler.

6- Cenaze merasimin için birçokları işlerini bırakıp gelecekler.

7- Özel eşyalarını toplayacaklar.

Elbiselerin, çanta ve ayakkabıların, ne varsa hepsini seçip ayıracaklar;

Muvaffak olurlarsa onları sadaka olarak fakirlere dağıtacaklar…

Emin ol, sen öldükten sonra kimse işini gücünü bırakıp senin hasretini çekmeyecek.

İşler ve ticaret kaldığı yerden devam edecek.

Senin görevin bir başkasına devredilecek.

Malın ve servetin bölüşülecek, mirasçıların hepsini sahiplenecek.

Sen ise kazandığın o malların hepsinden tek tek hesaba çekileceksin.

Öldükten sonra senden

Alınacak ilk şey adındır.

O nedenle öldüğünde sana

“cenaze” derler; kimse seni isminle çağırmaz.

Sana namaz kılmak için geldiklerinde, adını sormaz,

“Cenaze nerede?” diye sorarlar.

Omuzlarında taşıdıklarında ve defnettikleri zamanda da adını söylemez,

Cenazeyi tutun derler…

O hâlde, dikkatli ol;

soy, nesep, milliyet, para ve makam seni aldatmasın…

Bu dünya ne kadar değersiz, karşılaşacaklarımız ise ne kadar da büyük ve

Korkunç!

Öldükten sonra senin için üç tür üzüntü olur:

1- Seni biraz tanıyanlar,“Yazık !” derler.

2- Seni daha fazla tanıyan dost ve arkadaşların birkaç saat veya en fazla birkaç gün üzülür, sonra da

Şakalarına ve gülüşlerine devam ederler.

3- Yokluğunu ve ayrılık acısını derinden hisseden ailen ise birkaç hafta, birkaç ay veya en fazla bir yıl üzüntünü yaşarlar,

Sonra da seni kendi hatıralar arşivine atarlar.

İşte bu şekilde senin halk arasındaki öykün son bulur.

Güzelliğin, sağlığın, çocukların, evin, eşin, malın ve mülkün ne varsa hepsi elinden çıkar ve gerçek öykün başlar.

Yani ahiret hayatın…

Peki, ölüm için, kabir için, ahiret içi ne kadar hazırız. ?

Bu, üzerinde durmamız ve çokça düşünmemiz gereken bir gerçektir.

Bu mübarek aylar ve kabul edilen dualar hürmetine bizleri affet, kabir ve cehennem azabından koru.

+++ 

Yazımı Nazım Hikmet Ran’ın   bir şiiri ile noktalayım.

Ey benim iyimser hallerim,

Çabuk aldanışlarım,

Hep inanışlarım,

Alttan alışlarım,

Hatayı hep kendimde buluşlarım,

Değmeyecekleri kafama takışlarım,

Yoktan yere akıp giden göz yaşlarım,

Herkesi insan yerine koyuşlarım,

Hepinize bir gün Elveda diyeceğim.

Artık ben kimsenin kimsesi olmayacağım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.