1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. OLGUN VE MEDENİ İNSAN PROFİLİ
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

OLGUN VE MEDENİ İNSAN PROFİLİ

A+A-

“İyya kena’büdü ve iyyake nestain.”
“Biz yalnız Sana ibadet ederiz ve ancak senden yardım dileriz.”(Fatiha:5) İnsanın sınırlı gücü ve iradesi her zaman maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamaya ve kendisinden beklenenleri yerine getirmesine kafi gelmemektedir. Bu nedendir ki hem diğer insanlardan hem de insan üstü güçlerden yardım istemeye ve almaya kendilerini zorunlu hissetmişlerdir. Fakat onların bu iki kaynaktan yardım istemek ve almak için tuttukları yollar, benimsedikleri sistem ve usuller, ilâhi irşada kulak asmadıkları zamanlarda şirke ve bedbahtlığa düşmelerine neden olmuş; binaen aleyh bir çok bâtıl din, işe yaramaz sistem ortaya çıkmıştır. Bu âyet ibadet ederken ve yardım isterken yöneleceğimiz doğru adresi bize göstermekte ve tevhidi (Bir Allah’a ibadeti, sığınmayı ve yönelmeyi) göstermektedir. (“Ederiz, dileriz”,şeklindeki ifade tarzı da, tevhid ehli mümlerin bir bütün olmaları ve kardeşliklerinin ifadesidir.)
Bu âyeti celilede geçen kelimeler çoğul siğası ile gelmiştir. O halde çoğul gelmesindeki sebep nedir? Yani neden çoğul siğası ile nazil olmuştur?
İnsan oğlu tek başına yaşayabilen bir canlı değildir. Cemaat ve topluluk olarak yaşar. Tek başına ibadet edebilme izni bulunsa da cemaatle yaptığı ibadet daha makbuldür. Tek başına ibadet ederken dahi, “İyya kena’büdü ve iyyake nestain” derken bütün müminler, çevresini ve evreni kast etmiş olur.
Kamil(olgun ve medeni) insan öyle bir ferttir ki yalnız ve yalnızca bir isteği olduğu zaman Allah’tan ister ve diler ve Allah’tan başkasından hiç bir şey dilemez. Bunu şöyle örneklendirmemiz mümkündür. Peygamberimiz (s.a.v) bir gün yanında oturan sahabelere şöyle seslenmiştir. Kim bana bir şeyin sözünü verirse ben de ona cennetin sözünü veririm. Cemaatin içerisinden birisi ayağa kalkarak Yâ Rasûlüllah(s.a.v) ben söz veriyorum der. O halde nedir benim söz veripte yapmam gereken şey der? Efendimiz de şöyle buyurur: “Hiç kimseden bir şey isteme!” bunun sözünü bana ver, ben de sana cennetin sözünü vereyim “buyurur.
Adam söz der. O sahabi vermiş olduğu sözden dolayı bir ömür boyu hiç kimseden hiç bir şey istemez. Hatta devesinin üzerinde yola giderken, kırbacını yere düşürse, yanında yerde bulunandan istemez. Deveye inmek ve binmek zor olmasına rağmen, deveyi ıhtırıp yerden kırbacını alıp tekrar biner. Bu sahabi işte böyle sözüne sadık bir zattır. 
“İyyake na’büdü ve iyyake nestain” sadece senden yardım dileriz derken elimizden geldiği kadar hiç kimseden hiç bir şey istemeyelim. Birinden bir şey istedikçe bilelim ki o kişi bizzat isteğimizi yerine getiren asıl değil sadece bir araz yani aracı ve vasıta olan kişidir. 
O nimet gönderen, isteğimizi ve ihtiyacımızı karşılayan yardım ve inayeti veren sadece Allah-u Teâlâ’dır. 
Biz bunu çok iyi bilmemiz gerekir. İşte bunu hatırda tutarak birinden bir şey istediğimiz zaman “İyyake na’büdü ve iyyake nestain” ayetinin içeriğine ters düşmüş oluruz. Her şeyin sahibi ve yardım ve inayetin Allah’tan olduğuna inanarak, insanlardan borç ve benzeri yardımlar istenebilir.
Kim makamıyla övünürse, Firavuna dönüp bir baksın. Kimde malıyla övünürse, Karun’a baksın. Kim rütbesiyle övünürse, Haman’a göz atsın. Kim soyuyla övünürse, Ebu Leheb’e baksın. Kim de ilmiyle övünürse, Şeytana baksın. Allah bizleri, kibirden ve benlikten korusun!
Fi Emanillah!

Bu yazı toplam 2193 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.