1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. 'Olimpos Çocukları, Hira Evlatları'
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

'Olimpos Çocukları, Hira Evlatları'

A+A-
Yaklaşık son 150 yüzyıldır Ümmeti Muhammed başka bir deyişe İslam Dünyası küffar karşısında hezimet üstüne hezimet, mağlubiyet üstüne mağlubiyet yaşıyor. Bu acıtıcı ve acıklı durum İslam dünyasının her kesimini (yönetici yönetilen, zengin fakir, okumuş cahil, arap fars Türk Kürt…) şaşkına çevirmiş durumda. Bu şaşkınlık o dereceye vardı ki ümmet,  kurtuluşu asırlardır düşmanının ellerinde arıyor. Ümmetin son büyük devleti Osmanlı, gerileme döneminde Batı karşısında üst üste aldığı mağlubiyetlerin de etkisi ile çareyi Batılılaşmakta aradı. Sened-i İttifak, Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı, Meşrutiyet bu arayışların en belirgin belgeleri. Netice? Elde var sıfır. Osmanlı ve dahi ümmetin diğer parçaları gördü ki istediğin kadar batılı ol sen onların gözünde Osmanlısın, Müslümansın. Sen istediğin kadar Batıyı her alanda ( yönetim, kıyafet, hukuk, eğitim)  taklit et, onlara hoş görünmek için binlerce şaklabanlık yap fayda etmez. Çünkü sen onların gözünde Müslümansın,  Osmanlısın Selçuklusun Abbasisin… Onlara hoş görünmek için Sünniyim/Aleviyim de fayda etmez. Acemim/ Türküm, Arabım  de nafile. Değil mi ki  Allah diyorsun, değil mi ki İslam’dan bir emare taşıyorsun üstünde  iş bitmiştir. Cemil Meriç’in o coşkulu ve edebi anlatımıyla sen onlar için Müslümansın, Osmanlısın; "Bütün Kur’an’ları yaksak, bütün camileri yıksak, Arpalı’nın gözünde Osmanlı’yız. Osmanlı, yani İslâm. Karanlık, tehlikeli bir düşman. Olympos Dağı‘nın çocukları, Hira Dağı’nın evlatlarını hep bu gözle gördüler. Oysa bu medeniyet, tek başına ortaçağ karanlığını aydınlatmıştı. Tarihte hiç bir insan topluluğu, İslâm inkılabı kadar ani ve uzun bir sıçrayış yapmadı. Bu medeniyet bir asırda okyanusları birbirine birleştirdi, çeşitli ırktan insanları birbirine kaynaştırdı, tarihleri birbirleriyle hamur yaptı. Çünkü İslâmiyet kuvvetten doğmuş bir medeniyet değil, medeniyetten doğmuş bir kuvvetti. O medeniyetle, ruh ile dimağ, fazilet ile terakki, manevi kudretle maddi ümran ve refah el ele yürüdüler. İslâmiyetin Semerkand’da, Buhara’da, Şam’da, Bağdat’ta, Konya’da, Kayseri’de, İstanbul’da, Kahire’de, hele Endülüs’te, Tulaytıla’da, Kurtuba’da oluşturduğu medeniyetler, ortaçağ karanlığı içinde, pırıl pırıl ışıldayan insanlığın ümidi ve övüncü idi."
           

Suriye hadisesi bu görüşü bir kez daha perçinledi. Zavallı Esed!, dindar  halkına karşı cebbarlık, zalimlik,  katillik yaptı. 400 bin kişin kanına girdi. Sırf, “ bakın ben, sizin korktuğunuz aşırı dindarları öldürüyorum. Sizden biriyim…” diye kan döktü durdu.  Batılı zalimlerin yardımını almak için kaç kere kendisinin “Laik “olduğunu ,”Batıcı “olduğunu, bu nedenle Batının kendisine yardım etmesi gerektiğini, aksi durumda bölgenin Radikal- dindar unsurların elin geçeceğini haykırdı durdu. Sonuç elde var sıfır. Türkiye’de aynı tuzağa düştü bence. Çünkü başta ABD olmak üzere batılılar Suriye’de “zalim katil” dikta bir rejim olduğunu,  21. Y.y da böyle bir rejime izin vermeyeceklerini, bu sebeple ESEDİN gitmesi gerektiğini dillendirip durdular. Türkiye bu müdahaleyi geciktirmek için elinden geleni yaptı. Baktı ki ABD çok kararlı, O zaman  Irakta düştüğümüz hataya düşmeyelim, bu sefer bizde BATI ile hareket edelim dedi. SONUÇ:  Batı yine ihanet etti. Bizi ileri süren güçler Mısırdaki, Filistin’deki, Tunus’taki…  Gelişmelere (bu bölgeye normal bir demokrasi uygulanırsa tabi olarak halkın çoğunluğu Müslüman olduğu için dindar Müslüman bir yönetim iktidara gelir)  bakarak Suriye politikasını değiştirdi. Suriye adeta bir cehenneme döndü. Din, Mezhep, etnik yapı, ideoloji  farklılıkları insanları parça parça etti. Bu parçaların her birinin arkasına batılı bir güç geçti. ABD’ nin,  Rusyanın, Avrupalıların silah fabrikaları çalışmayı hızlandırdı. Dökülen Müslüman kanı arttıkça arttı ve artmaya da devam ediyor…

Demek ki neymiş Müslümanın Müslümandan başka dostu yok. Türk, Kürt, Arap, Acem, alevi, sünni, solcu, sağcı, laik, anti laik, komünist,  faşist… Olman fark etmiyor,  sen onların gözünde aynısın. Yani Müslümansın, yani ümmetsin,  yani İstanbul’u fetheden Fatih, Kudüs’ü kurtaran Selahaddin, Anadolu’yu Alparslan’ı kumandasında birlikte fethe başlayan Türk, Kürt, Arap, Acemsin...  Bu nedenle Mülteciler Avrupa’yı rahatsız etmediği müddetçe Suriye’deki ölümler katliamlar, parçalanan bedenler, denizlerde can veren kadınlar, bebekler, evsiz yurtsuz kalan yaşlılar… Onların umurunda olmaz. Çünkü onlar batılı, çünkü onlar kapitalist, çünkü onlar faşist, çünkü onlar komünist, çünkü onlar emperyalist, çünkü onlar Marksist… Yani maddeci, yani sömürgeci, yani dünyacı;  yani EBEDİ HAKİKATTEN MAHRUM bir medeniyetin katil, zalim, yalancı,  ikiyüzlü meyveleridir.   
    
Bu yazı toplam 254 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.