1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. ÖNCE ÜMMETİN GÜVENLİĞİ
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

ÖNCE ÜMMETİN GÜVENLİĞİ

A+A-

Kuzey Irak konusunda gelişmeleri izleyip sonrasında bir şeyler karalamak istedim. İnsan, olayın sıcaklığıyla bir şeyler karalarken bazı hatalı tespitlerde bulunabiliyor. Olanları inceleyip, bağımsız ama dürüst bir anlayışla köşe yazılarını yazan değerli yazarların fikirlerini okuduktan sonra gelişmelere daha farklı cepheden bakabiliyor. Bu sebebe matufen bekleyip görmek amacıyla değinmedim. Tahlilde bulunurken aslolan gerçek olayları gözlemledikten sonra açılımı o çerçeveden yapmak gerekiyor. Birçok yazar arkadaşımın tahlil konusunda bağımlı hareket ettiğini ve düşüncesi ekseninde işine gelen düşüncelerini paylaşmada ki ısrarlı duruşu sebebiyle ben özellikle böylesine hayati bir konuda bekleyip görmek istedim. Bu satırlardan kurusıkı atmak kolaydır. Ama Kuzey Irak’ta yaşanan gerçeklerdir. Hem bölgenin, hem İslam dünyasının hem de ülkemizin geleceği açısından son derece büyük önem arz eder.

Bırakın petrol yataklarını, şunu bunu… Ondan öncesi, bölgede yaşayan Müslüman toplumlar üzerinde bitmek tükenmek bilmeyen kirli kumpasların önceden tahlili ve gerekli önlemlerin alınması adına acaba mesai sarf eden var mıdır? Bugüne kadar olduğu gibi gelişmeleri kendi seyrine bırakıp her çorap örüldüğünde tutuşan paçalarımızla mı bölge halklarının hakkını müdafaa edeceğiz?

Önceliğimiz maddeden daha çok insanımızın onuru ve yaşam hakkı olmalıdır. İnsanı yaşatmalıyız ki devlet yaşasın. Kan ağlayan ümmetin yaşadığı bir coğrafyada siz önceliklerinizi insanımızın huzur ve refahına ayırmazsanız, uğruna türlü filmler çevrilen her defasında yeni senaryolar yazılan petrol madenlerinin bir anlamı kalmaz. Nitekim orada ki petrol varlığı, bölge insanının huzurunu temin etmesi gerekirken insanlar aç biilaç, sefil, yoksul, çaresiz…

On metrede bir petrol fışkırsa kaç yazar?   

İnsanların huzur ve geleceğini garanti altına alamadıktan sonra bir anlamı var mı?

Irak’ta Müslüman ümmetin kurtlar sofrası içinde her gün türlü türlü entrikalarla daha da yokluğa ve çaresizliğe mahkûm edildiğini görmüyor musunuz?

Suriye’de şu gruplar, bu gruplar denilerek her birine yakıştırılan İslam neferiymişçe yaftalar karşısında en tabi yaşama hakkını bile kan emici vampirlerin vahşi saldırılarından muhafaza edebilecek dirayet oluştu mu?
Önceliğimiz, insanımızın yaşam hakkı olmalıdır. İnsanı yaşattıktan sonra diğer sorunlar kendiliğinden çözülecektir. Ama o sorunların çözümü de ümmet bilincinin oluşmasıyla mümkün olabilir. Bölgesel, kişisel, gruplara dayalı bir takım avutmacalarla beklenen kurtuluş gelmez.

Belki de en zor olan konuya temas ediyorum. Ümmetin birlikteliği ve kaynaşması gibi hayati ve hassas bir konudan bahsediyorum. Ama vallahi bu bilinç ve şuur ümmet olarak oluşmadığı sürece bu rezillik, sefillik ve zavallılık devam eder.

Emperyalizmin oynadığı büyük oyunun farkına varamazsak, kademe kademe bizi yiyip bitirme hesapları yapmaya devam edecekler. Bölgesel kurgularla bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da dikkatimizi çeşitli yönlere odaklayıp kirli planlarını uygulamanın peşinde olacaklar. Bundan vazgeçmeyecekler. Küçük menfaatler uğruna koskoca davayı satabilen ümmetin içerisinde ki çürükleri kullanıp feryat ve figanlarla insanımızı ortak noktaya odaklarken, İslam düşmanları da kendi hedefledikleri çizgiye yönelecekler. Biz gerçeklerin farkındalığına ulaştığımız anda yeni kirli planlarını devreye sokacaklar. Biz o yarayı pansumanla meşgulken bir adım daha ileri gidecekler. Biz ileri gitmeye yöneldikçe yeni kumpaslarını ortaya koyacaklar. Onun tedavisiyle uğraşırken bir diğer planlarını devreye sokacaklar. Bu şekilde içten içe yanan köz misali en son tüm İslam coğrafyasını kontrol altına alarak kendilerine yeni köleler vücuda getirecekler.

Kuzey Irak’ta ki yaşanan durum da bunun bir yansımasıdır. Barzani gibi ikircikli siyaset oynattıkları piyonlar vasıtasıyla bölgesel etkinliklerini artırma yolunda emin adımlarla ilerleyen Amerika ve yandaşları, zamanı gelipte hedefledikleri noktaya ulaştıklarında tıpkı Saddam ve Kaddafi’ye yaptıklarına benzer şekilde Barzani gibilerin kıçlarına attıkları bir tekmeyle bölgede güvensiz bir ortam tesis ederek hedefledikleri oyunu sürdürecekler. Barzani gibi yalamalar bölgenin kendilerine yar edileceğini mi zannediyorlar? Bugün oyuncağı oldukları efendileri, kendilerini bozuk bir meta gibi fırlatıp atacak. Yerlerine de bugün gururla ellerinde bayrağını salladıkları İsrail’i yerleştirmek suretiyle, bölgenin özellikle ekonomik anlamda ki kontrolünü bu Yahudi illetine bırakacaklar. Köpekleştirdikleri Suudi Arabistan hanedanı gibi, BAE emirleri, Kuveyt emirleri vasıtasıyla ticaret ve ekonomilerine yön verecekler.

Bunu anlamak için allame olmak gerekmiyor.

İslam ümmetinin kıblesi Kabetullah’ın baş imamlığını yapan Sudeysi gibi Amerikan uşakları oldukça bu ümmetin yüzü kolay kolay gülmez.

Kâbe imamı Sudeysi, "ABD ve Suudi Arabistan'ın dünya barışı ve güvenliğine öncülük ettiği" şeklindeki açıklamaları nedeniyle Müslümanların yoğun tepkisini çekmişti.

İslam’ın 5 şartından biri hac değil mi?

Hac için gittiğimiz kutsal belde de ardına durup namaz kıldığımız Sudeysi namaz kıldıracak. Bizde ibadet huzuruyla atlas yataklarımızda derin uykuya mı dalacağız?

Vah Müslümanlar vahhh!                                                                                                                                                                                                                                                                                     

Bu yazı toplam 267 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum