1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Önümüzde Ki Yıllar Geride Kalandan Az Olursa
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Önümüzde Ki Yıllar Geride Kalandan Az Olursa

A+A-
İnsanoğlu olarak bir gaye için yaratıldığımız kuşkusuzdur. Ama önemli olan ömrümüzü bize bahşeden yüce gücün beklentileri doğrultusunda dürüst bir yaşam sürmek ve huzuruna açık ve ak bir alınla çıkmak çok önemlidir. Etrafınızda ki insanları bir dinleyiniz. Fırsat bulduğu anda kendisine karşı yapılan haksızlıkları ve yediği kazıkları anlatmaya başladığı zaman durdurabilirseniz size helal olsun. İlla ki herkesin kendine özel kusurları vardır. Hataları ila ki olacaktır. Bunları bağışlama yetkisi de âlemlerin rabbi olan yüce Allah’a aittir. O halde kendini tanrı yerine koyan insanoğlu neden dedikodu ve gıybette ısrar eder bunu anlamak anlamsızdır. Yapılan her hatanın yaşanan her yanlışın değerlendirileceği ve hakkında hükmün verileceği yegâne makam Rabbimizin huzuru olduğu halde kendini tanrı yerine koyarak kendilerine güvenen insanları sırtından hançerleyenlere bu yazım gelsin.
İnsanların elinde ki imkânları almak ve onların rezil olmasını istemek nefsani açıdan iç gıdıklayıcı gelebilir. Ama bu duruma sonuç itibariyle bakmak ve yapılan hatalardan uzaklaşmak gerekir. Çünkü ne ulaştığı mevkie, ne başkasının hakkını yiyerek ulaştığı eşyaya, ne ulaştığı makama güvenerek kısacık ömrünü bunlarla avutarak başkalarının sırtından ulaştığı her konum bir gün elinin altından kayıp gidecektir.
Mevlana Kültür Merkezi’nin orada bir Hacıveyis Camii birçok Konyalı kardeşim bilir. O camiye yolunuz düşerse vakit namazı için bir gidin. Muhakkak namazın ardından bir ya da birkaç Müslümanın cenaze namazına iştirak edersiniz. İşte hayatta ki bitiş perdesi kapatılan bu kardeşlerimiz de gününde bu dünyanın oyalamacaları içinde idiler. Kimisi hayr üzere kimisi de kim bilir şer üzere vefat ettiler. Onlar, tekrar diriltilseler, hayatın anlamını bizlere en güzel anlatacak kardeşlerimizdir. Ama ölüm çizgisini geçen herkes kendi amelleriyle ve yaptıklarıyla baş başa kalıyorlar. Hesabıyla baş başa yeni bir hayata adım atıyorlar. Kendilerini yüce otoritenin kucağında buluyorlar.
Niçin mi bahsettim?
Etrafta izledikçe ürperdiğim çok sayıda insanlar görüyorum. Hatta bunların içinde kendimde dâhil çok sayıda arkadaşım da var. Dünya imtihanı vesilesiyle ulaştıkları ve gününde hayal bile edemedikleri servetlerinin kendileri için kurtarıcı olduğunu düşünmeseler bile içinde bulundukları bu renkli rüyadan uyanmayı hiç istemiyorlar.
Hatta bazı arkadaşlarımıza hiç anlam veremiyorum. Kendisini uzun yıllar ilme verdiği halde halen gösteriş peşinde kendini ispat peşinde gibi koşturuyorlar. Kendini ispatın sadece bizleri yaratan rabbimiz için olması gerektiğini bilmemiz lazımdır. Bunu bilemiyorsak başımızı teneşire koyduktan sonra bize öğretirler. İşte bu sebebe binaen bazı kardeşlerimizin özellikle ilim yolunda bir nebzede bulunmuş olanların bu konuda ki hassasiyeti çok daha önemlidir. Bunu temin içinde bir tutam sakal yetmiyor. Orada burada sarf edilen kakara kikiri de yetmez. Hayatımızda ki değişimi kalben yaşamak durumundayız. Bu içten gelmeli ve gösterişten tamamıyla uzak kalmalıyız. Her gelenin misafir olduğu ve saati gelince de terk edip gittiği fani dünyanın dalga dümenleriyle boğuşup ta orada burada ahkâm kesmeyle bu işler çözülmüyor.
Özellikle Müslüman olanların zenginledikten sonra daha olgunlaşmalarını beklerken daha da kötüye gitmeleri oldukça manidardır.
Her şeyi gösterişe bağlamışız. İçimizde yaşı orta yaş sınırının üzerine çıkmış ama ölüm akıllarımızın ucuna bile gelmiyor.
Ha ben istiyorum ki âcizane bir kardeşiniz olarak belki denk gelirde hiç imrenilmeyecek hayatlarımıza bir çeki düzen veririz.
Değeli okurlarım, elbette bu yazıya konu olmayacak kadar samimi olan kardeşlerimizin varlığı da bir realitedir. İşte o kardeşlerimi tebrik ediyorum. Büyük küçük demeden ellerinden öpüyorum. Hepsini saygı ve sevgiyle anıyorum.
Geçtiğimiz hafta gelen bir haber üzerine mahalle muhtarımızla vefat eden zengin bir kardeşimizin evine taziye ziyaretine gittik. Zenginliği konusunda hiç konuşmak istemiyorum. Bu dünyada ulaşmak istediği tüm maddi beklentilerine karşılık bulabilecek kadar mal varlığına fazlasıyla sahipti.
Hiç beklenmedik bir anda gelen kalp kriziyle daha erken denebilecek bir yaşta hayata gözlerini yumdu. Bize de ardından Fatiha okumak düştü.
Şimdi o kardeşimizin asıl mesul olduğu hesabıyla baş başa kaldığı ve en büyük mertebe tarafından sorgulamaya çekildiğini biliyoruz.
Behey Müslümanlar! O halde bu dünyada ki kıytırık bir otorite tarafından sorgulanırken renkten renge giren ve elleri ayakları titreyen bizler, asıl otorite ve güç sahibi karşısında ki durumumuzu hiç mi hesaba katamıyoruz.
Şu dünyada nefes aldığımız sürece ve aklımız erdiği müddetçe nicelerini mezarlıklara defnetmedik mi?
Daha ibret olması için neyi bekliyorsunuz?
İmani anlayışa hâkim olmak için illa ki güneşin batıdan doğmasını mı beklemeliyiz?
Beklesek ne olacak ta? O anda da tevbe kapıları kapanmış olacak.
Bu yazı toplam 52 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.