1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. ORMAN POLİTİKALARIMIZDA Kİ YANLIŞLAR
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

ORMAN POLİTİKALARIMIZDA Kİ YANLIŞLAR

A+A-

Türkiye’nin orman varlığını merak edenler çoktur. Bu konuda merakımı gidermek amacıyla hem internetten araştırma yaptım. Hem de Google Earth programından dünya üzerinde biraz gezinerek merakımı giderdim. Açık ifade etmek gerekirse çölden biraz halliceyiz. Ormanlarımız bölüm bölüm Karadeniz, Akdeniz ve Ege bölgesinde bulunsa da üzülmemek elde değil. Memleketimiz dört mevsim iklimlerin yaşandığı bir bölgede olmasına rağmen geri kalan kısımlar neredeyse bir çölü aratmayacak durumdadır. Ekilebilir araziler dışında kalan bölgeler peyderpey ağaçlandırma seferberliği ile yeşertilseydi. Bugün çölleşen değil gün geçtikçe ağaçlanan bir ülkeden bahsedecektik. Şehirlerin ağaçlandırılması konusunda da yeterince özenli olmadığımızı ifade etmeliyim. Birkaç göstermelik park alanları ve cadde boylarına dikilen meyvesiz süs ağaçlarının avuntusuyla ömrümüz geçiyor. Orman Bakanlığımız olduğu halde bu konuya niçin yeterince önem gösterilmiyor. Anlamakta güçlük çekiyorum. Zaten büyükşehirlerimizde nefeslenecek park alanları yapmadığımız için günden güne betonlaşmaya doğru koşar adım gidiyoruz.

Rant uğruna birilerinin üç kuruş kazancına feda edilen alanlarımız da devasa ve itici yapılarla iyice karartıldı. Bu konuda ağzına gelen bir laf konuşuyor. Ama ortada bir gerçek varken laf cambazlığına soyunanların ifade ettikleri rakamların ve süslü lafların hiçbir anlamı kalmıyor.

Bu ülkede inşaat sektöründe önde gelen rantçıların kabaran iştahını törpülemek ve büyük bir seferberlik ilan edilmediği sürece her geçen gün bir geride kalanı aratacak düzeyde olacaktır. Gerçekten yazık oluyor. Çocuklarımıza ve geleceğimize ihanet ediyoruz.

Malumunuz, sanayi inkılabının yaşanmasıyla sanayileşme ve makineleşme hızla artmıştır. İnsanımızın bu alana yönelmesiyle ormana karşı zayıflayan ilgi ve alaka yetkili kurumların duyarsız tavrı sonucunda gün geçtikçe gerilemekte ve üzücü sona doğru yaklaşmaktayız. Orman alanlarının azalması sonucunda doğal olarak sanayileşme ve kontrollü ya da kontrolsüz yapılaşma gerçekleştikçe çevre kirlilikleri de artarak devam ediyor.

Şunu açıkça ifade etmeliyim ki Kuzey Afrika ülkeleri, Ortadoğu ülkeleri çölleşmenin bir gereği olarak yeşilden mahrum ve yeşile aç bir hayat yaşamaktadırlar. Edirne’de Kapıkule’den çıkış yaptıktan sonra göz alabildiğince uzayan o güzelim ormanları gördükçe içinizden bir şeylerin koptuğunu hissediyorsunuz.

Çevre kirlilikleri, hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, ses ve ışık kirliliği olarak meydana geliyor. Hava, su ve toprak kirliliği canlılık faaliyetlerinin bozulmasına neden olarak doğal çevrenin de yok olmasına neden oluyor. İşte bu kirliliklerin en çok etkilediği doğal alanlardan biri de can damarımız, nefeslenme bölgelerimiz olan ormanlardır.

Ormanların günden güne azalmasında başlıca etkenleri şu şekilde ifade edebiliriz.   

Bir kere yanlış şehirleşmenin arttı. İnsanlar el kadar boş bulduğu toprağa binalar yapabilmek için birbiriyle yarışır hale geldiler. Üç kuruş kazanma uğruna, rant uğruna, geleceğimizi feda etme pahasına beton yığınları arasında yaşayan doğallıktan uzak, insan, hayvan ve bitki sevgisi tanımayan robotik insanlar olmamıza az kaldı.

Diğer bir etken ise; sanayileşmenin artmasıdır. Sanayi haliyle çevreye salınan atıklar kanalıyla olsun, bacasından boşalan zehirli dumanlar olsun, suyumuza karışan zehirli atıklar olsun adına ne derseniz deyin, bitiriyoruz. Doğal hayatı bitiriyoruz. İşte bu sebeple hava kirliliği de artıyor. Her ne kadar doğalgaz kullanımının yaygınlaşmaya başlamasıyla bu seviye biraz düşse de benim zannımca yeterince düzeyde değildir.

Malumunuz suları kirleten endüstriyel atıklar yüzünden hem sularımızı mahvediyoruz hem de kirliliğin artarak asit yağmurlarına dönüşmesinin önüne geçemiyoruz.

Ağaçlık alan olan yerde hayat vardır. Temizlik vardır. Toprak temiz, su temiz, aldığımız nefes temizdir. Ama ağaçlaşmanın körelmesi sonrasında yaşanan mevcut duruma bakıldığında toprak kirliliğinin artması sonucunda çürümeler ortaya çıkmaktadır.

Son olarak bir şeye daha işaret edeyim ki ormancılık faaliyetlerinin yanlış yapılması da mevcut çölleşen yapıda önemli bir etken olarak karşımıza çıkıyor. İmara açılan alan kadar ormana ayrılan alan üzerine de yoğunlaşsaydık, bugünkü talihsiz ve günden güne eksiye giden durumla karşı karşıya kalmayacaktık.

Çok değil yakın tarihte ülke klasiğimiz haline gelen her idarecinin kendince doğru planlamayı yaptığı düşüncesi ve bir sonrakinin kendince doğru olduğuna inandığı farklı uygulamalar, bugüne kadar yaşanan ülke politikamızda baş yara olarak önümüze çıkıyor. Bu konuda belirlenecek milli bir politikamız olmalı ve iktidarda her kim olursa olsun, alınan kararları uygulamada net duruş sergilemelidir.

Bu yazı toplam 344 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.