1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ali ACAR

  3. Orta-Doğu’da Yeni Dünya Düzeni Oluşturma Çabaları
Prof. Dr. Ali ACAR

Prof. Dr. Ali ACAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Orta-Doğu’da Yeni Dünya Düzeni Oluşturma Çabaları

A+A-
Artık dünya sadece Amerikanlaşmıyor aynı zamanda Çinleşiyor ve aynı zamanda Rusyalaşıyor aynı zamanda Avrupalılaşıyor. Ve bu havzaların her biri ayrı bir felsefeyi de temsil ediyor. Hiç tereddüt yok ki bugünkü tüm dünyadaki çok merkezlilik artık Avrupa tarafından belirlenmiyor. Çünkü artık dünya tek merkezli değil birden fazla merkezkaç güç odağı vardır. Her hamle bir karşıt hamle ile karşılık buluyor. Bugünkü dünya devletler sisteminin çok merkezliliği birinci ya da ikinci dünya savaşından öncekine nazaran daha fazla bölümlü ve daha karışık bir yapı görülmektedir.
Bazı dönemlerde her kutbun bir özelliği ön plana çıkmaktadır: "ABD'nin koalisyonu, Avrupa'nın uzlaşması ve Çin'in müzakeresi gibi… Dünya onlarca yıl tek kutuplu kalmayacak; bir gün ansızın dönüşecek ve çok kutuplu ya da iki kutuplu olacak. İkinci Dünya Savaşı'ndan beri küçük feodal birimler birleşerek modern Çin'i, iki düzineden fazla ulus devlet ise bir araya gelerek uluslar üstü Avrupa Birliği'ni oluşturdular. Bu iki birlik ve Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın üç doğal imparatorluğunu oluşturur. Bu arada 2000'li yıllarda yeniden güç ve moral depolayan Rusya da yeniden bir güç merkezi olarak ortaya çıkmaktadır. Orta Asya'da hinterlandını saflarının yeniden sıklaşmasına çalışmaktadır. Bu uğurda Gürcistan'a saldırmaktan, Kırım'ı ilhak etmekten, Ukrayna'da karışıklığa yol açmaktan geri kalmamıştır. "Dünyanın süper güç haritasının dengeleri yenileniyor ama tek bir merkezi yok
Tarihin çok az döneminde bu kadar çok kutuplu bir düzen olmuştur ve işin ilginç yanı bu çok kutuplu düzen ekonomi ağırlıklı eksen ve kaynakların da hem sınırlı hem de tükenmekte olduğu bir evrede gerçekleşmektedir. Uluslararası ekonomi/politik alanda ABD ile rekabet etme gücüne sahip Almanya ve Japonya’nın, gerek uluslararası hukuk, gerekse İkinci Dünya Savaşı’ndan kalan psikolojik faktörler dolayısıyla, askeri stratejik alanda küresel bir rekabetten özenle kaçınmaları da, bu rekabetin ekonomi/politik alanda yoğunlaşmasına yol açmaktadır.(Davutoğlu, 1998) Tüm bunlar ciddi nüfuz bölgeleri oluşturma mücadelelerine yol açmaktadır. Bölgeselleşme ve yeniden kutuplaşmaya dönük girişimler soğuk savaş sonrasındaki eğilimlerin yönü konusunda önemli veriler sunmaktadır. Merkez’in her bir ayağı kendi sermayesine serbest alan açabilmek için kıyasıya savaş verilmektedir
Günümüzde her süper güç kendine en avantajlı pozisyonu seçmeye çalışırken bu yüksek gerilimler ortaya çıkıyor, ancak hiçbiri tek başına bir sistem dikte edecek kadar güçlü değil birbirleriyle karmaşık bir yapı ortaya koymaktadırlar. Geçmişte örnekleri görüldüğü gibi, dünya herhangi bir ülkenin küresel sahneyi denetlemesi için haddinden fazla birbirine bağımlı ve otorite de hayli dağınık bir yapı sergilemektedir. Merkezin farklı ayakları arasında süren örtülü hatta yer yer gün yüzüne çıkan ticari mücadelenin nereye kadar gideceği henüz tam olarak belli değildir. Ama bölgelerin tümünde sermayenin kar haddinde ciddi artışlara yol açacak bir gelişme olmazsa, açık ticaret savaşı yaşanmasının daha olası göründüğü kolaylıkla söylenebilir. Bu içerikli savaş ya da başka ülkelerin sınırlarını taciz edilmesindeki amaç yine ekonomik faydalanabilmenin bir göstergesidir.
Rusya her ne kadar görünürde Batıya yanaşıyor gibi görünse de onun genlerinde ve idealinde her zaman büyük oynama, büyük oyuncu olma ruhu mevcuttur. Bu ruh kolay kolay pes edecek bir ruh hali değildir. 2008 yılında dünyanın gözünün içine bakarak Gürcistan'a girdi ve ABD bu duruma ciddi bir tepki veremedi. 2014 yılında Ukrayna'ya örtülü ve açık bir dizi müdahalede bulundu ama ABD ve AB sadece ekonomik yaptırımlarla Rusya'yı tehdit etmenin ötesinde bir adım atamadı. Güncel olarak da Rusya’nın eski bir hinterlant ülkesi olan Suriye konusunda Rusya'nın inatçı direnişi konusunda Birleşmiş Milletler ne bir karar alabildi ne de bir müdahalede bulunabildi. Sonuç olarak gerek iç dinamikleri, gerek tarihsel mirası gerek uluslararası dengeler ve daha bir çok kriter açısından Rusya yeni dünya sisteminin temel kutuplarından biri olmaya devam etmektedir.
Dünyanın yeni ve çok kutuplulaşan yapısında BM gibi uluslararası en büyük bir örgüt dahi bu güç dengeleri arasındaki ticari mücadelelere sahne olmaktadır. Hatta kendi görev ve yetkilerini çoğu kez bilerek kullanamamaktadırlar. Global dönemde yapılan üretimin ulusal pazarla yetinmesi söz konusu olmayıp, kendi ülke menfaatleri için bir çok ülke ikili ve çok taraflı işbirliği ve entegrasyon anlaşmasıyla aralarındaki gölgesel müşterek pazarları genişletme yolunu tutarlarken, aynı zamanda farklı bölgelerdeki pazar paylarını meşru olmaksızın arttırmaya çalışmaktadırlar. Tam da bu noktada dünya çok kutuplu bir yapıdan tek merkezli bir menfaat kutuplu yapıya hemen dönüşebilmektedir. Suriye’deki güç dengelerini bu açılardan değerlendirilmesi yararlı görülmektedir.
Bu yazı toplam 143 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.