Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Ortadoğu

A+A-
Bildiğimiz gibi Ortadoğu, belli bir bölgenin adıdır. Bu bölge ise Asya-Afrika ve Avrupa kıtalarının birleştiği yerdir. Diğer bir ifade ile bu üç kıtanın birinden diğerine geçiş veya birinin diğerine bağlandığı veya bu kıtalardan birinin diğerinden ayrıldığı yerler vardır. İşte Ortadoğu deyince aklımıza bu bölge gelmektedir.
Coğrafi açıdan ele alındığında, daha doğrusu bu açıdan bakıldığında bu bölgenin büyük bir önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Çünkü hem üç kıtayı birbirine yakınlaştırmakta, bağlamakta ve hem de üç kıtayı birbirinden ayırmaktadır. Bu sebeple de bu önem yalnız içinde yaşadığımız asır için değil, aynı zamanda her asır için geçerlidir ve geçerliliğini korumaktadır.

Bu bölgenin önemi yalnızca birbirine yakın olan kıtalarda ortak olmasından veya kıtaların birbirinden ayrılma noktasında bulunmasından dolayı değil, aynı zamanda hem en eski yerleşim bölgesi olmasından ve en büyük üç semavi dinin bu bölgede indirilip buradan yeryüzüne yayılarak en eski medeniyetlerin menşeleri olmasından da kaynaklanmaktadır.

Yahudilik bu bölgede doğmuş ve buradan yayılmıştır. Bu dinin Peygamberi Hz. Musa (aleyhisselâm) bu bölgenin insanıdır. O’ndan sonra gönderilen Hz. İsa (a.s.) da zaten Yahudilere, yani İsrail Oğullarına gönderilmiş bir peygamberdir. Dolayısıyla O da bu bölgenin insanıdır; Bu durumda Hıristiyanlık da bu bölgenin bir dinidir.
İslâmiyet ve bu dinin Peygamberi olan Efendimiz de bu bölgenin insanıdır. Bütün dünyaya gönderilmiş bir peygamber olmasına rağmen bu bölgeden olmasının şüphesiz bir takım sebep ve hikmetleri de bulunmaktadır. En basit düşünceyle şöyle söyleyebiliriz: İslâm’dan önce gönderilmiş bulunan Peygamberler ve onların tebliğ ettikleri dinler bu bölge insanlarına olmuştur. Allah’ın dinini bildirmek ve tebliğ etmek üzere gönderilmiş olmalarına rağmen bu dinlerin asıllarını muhafaza edip koruyamamış olmaları ve hatta bilerek ve isteyerek kendilerine tebliğ edilen insanlar tarafından tahrif edilmiş olması, yeni dinin de bu bölgede gönderilmiş olmasının sebebi olmuştur.
Dolayısıyla üç semavi din bu bölgede insanlara gönderilmiş ve buradan dünyaya yayılmıştır. Önce gönderilen ve Hz. Musa a.s. tarafından tebliğ edilen bu dinin kitabı Tevrat, muhatapları da İsrail Oğullarıdır. Fakat ne yazık ki, bu insanlar tarafından kendilerine gönderilen kitap tahrif edilince onu tashih etmek ve onun yerine ikame edilmek üzere Hz. İsa ve O’nunla birlikte İncil gönderilmiştir. Ancak önceki kitabın bozukluğunu ortadan kaldırmak üzere gönderilen bu kitap da ne yazık ki, yine aynı âkıbetle karşılaşmış ve bizzat inananları tarafından o da tahrif edilmiştir.

Bunlardan sonra gönderilen Hz. Peygamber a.s. ve O’na indirilen Kur’ân-ı Kerîm de hem önceki kitapların tashihini üstlenmiş ve onların uğradıkları tahriften uzak kılınmış ve hem de onların ötesinde yalnızca bir ırka değil, bütün insanlığa gönderilmiştir.
Fakat ne yazık ki, daha önce gönderilen dinler ve bu dinleri tebliğ etmekle yükümlü kılınan peygamberleri ve bu peygamberlerle gönderilen kitapları kabul eden mensupları hep birden bu son gönderilen Peygambere inanmak yerine O’na karşı cephe almış bulunmaktadırlar. Dolayısıyla bu dinlerin mensupları son dinin mensuplarına karşı uzun yıllar süren savaşlar yapmışlardır.

Haçlı Seferleri adı altında tarihte yer alan savaşlar şu veya bu şekilde, gizli veya açık olarak asırlar boyu devam etmiş, etmektedir ve bundan sonra da devam edeceğinde şüphe yoktur. Çünkü bu dinlere mensup kimselerin günümüzdeki mensupları da atalarının, bu noktadaki yolundan asla vazgeçmiş değillerdir. Bunu her vesile ile izhar etmekten çekinmemektedirler.
 
Bu yazı toplam 74 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.