1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Ortalık Toz Duman
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Ortalık Toz Duman

A+A-
Merhum Cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel’in bir sözü vardı. Aslında iki sözü vardı. Bunların ikisi de sanki bugün Türkiye’nin yeniden gündemine düştü.

Neydi bu sözler ?

“Dün dündür, bugün, bugündür !”

Bu bir diğeri ise :
“ Siyasetten 24 saat çok uzun bir zaman, Bu zaman içinde her şey değişir, köprünün altından çok sular akar.
İşte tablo.
Türkiye toz-duman,
Döviz tırmanışta,
Piyasalar tedirgin,
Muhalefet beklemede, bazı çakallar dumanlı havada dolaşıyor.
Doğu ve güneydoğu Anadolu kaynıyor. Terör ile mücadele sürüyor.
Bugün Türkiye’nin  iki yüzü var.
 Siyasi yüzü.
 Gerçek yüzü.
Siyasi yüzü karışık. Yani birbirine girmiş durumda.
İstikrar yok. Küfür, kötü söz, kavga, dövüş gırla gidiyor.
Ankara’da siyasi tansiyon yüksek. Her ne kadar Başbakan Ahmet Davutoğlu  her şeyin yolunda gittiğini, AK parti’nin yoluna devam edeceğini, partiden kopmayacağını, aday olmayacağını söylese de satır aralarında çok  önemli mesajlar verdi.
Bence 22 Mayıs’ta yapılacak olağan  genel kurul  sonrasında Türkiye’de ve AK parti’de taşların yerine oturacağını sanmıyorum. Umarım ki, ülke kaybetmez. Ülke insanına zarar gelmez.
İstikrar, istikrar derken, Davutoğlu 20 aydır başbakan, hükümet ise yaklaşık 6 aylık. Böyle istikrar mı olur? Eğer bu oynanan oyun içinde oyun yoksa, eğer  bir oyun sahneye konmuyorsa,  tablo çok karmaşık.
İşte siyasetin doğasının gerektirdiği gibi oldu  gibi geliyor bana…
Karar ile yürütme organı arasında güven sorunu ortaya çıktığında ne yapılması gerekirse o gerçekleşti.Bir üst organ kongreye başvuruldu. Yani görülmektedir ki,  Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında bir uyumsuzluk, bir güven sorunu var. Başbakan Davutoğlu her ne kadar bunu izole eder bir konuşma yaptı ise de, kuşun ayağı böyle olmasa gerek.  Aslında Başbakan Davutoğlu  Erdoğan’ın hemen her istediğini yapmasına karşın, emanetçi başbakanlığı, varsa  yolsuzlukların üstünün örtülmesini içine sindiremedi ve patladı işte.
Çünkü mevcut yolda ilerlemek olası olmadığı gibi, devam edilmesi halinde kazaların çok daha büyük kayıpla devam etme olasılığı yüksekti.AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Davutoğlu da bir gün önce grup toplantısında söylediğini yaptı, yol arkadaşlarını kıracağına, “makam mevkiyi elinin tersiyle bir kenara itti”...Anlaşmazlıklara da noktayı koyarken yeni sürecin kapısını da bizzat kendisi açtı.
AK parti tüzüğünün  70. Maddesinine göre genel başkan olarak kendisine verdiği yetkiyi kullanıp olağanüstü kongre çağrısı yaptı.22 mayısta kongrede yeni genel başkan seçildiği gün Davutoğlu da Başbakanlık görevinden ayrılarak makamını yenisine devredecek.Kırmadan, nezaket içinde süreci noktalayacak.Ancak bundan sonrası muamma.
 Başbakan Davutoğlu’nun elinden teşkilatlara ilişkin tasarruf yetkisinin MKYK tarafından geri alınmasıyla var olan gerilim açığa çıktı.Çevresine bunu “iç muhtıra” olarak değerlendirdi.Davutoğlu ile yola devam edilmemesini isteyenler de kendisinin bir siyasi lider gibi değil, daha çok akademisyen davranışı sergilediğini ileri sürdüler.
Siyaseti  bilenler ve geçmişten bilenler vardır.Geçmişte de Turgut  Özal,Yıldırım  Akbulut ve  Mesut Yılmaz veya  Süleyman Demirel ile Tansu Çiller örneklerinde de yaşandığı gibi, Başbakan ile bakan arasında yakalanan uyumun, Cumhurbaşkanı ve Başbakan seviyesinde sağlanamadığı gerçeği bir kez daha anlaşıldı.Yeni genel başkanın kim olacağına da yine Erdoğan karar verecek. Yani Erdoğan’ın bitmek- tükenmek bilmeyen ihtirası Türkiye’yi belki de kaosa götürüyor. Hemen toplumun bütün kesinlerinin  olumlu tepkisini alan  Davutoğlu’nu “kul” olmasını istedi. Davutoğlu’da bunu kabul etmeyince bu tablo ortaya çıktı.
Türkiye’nin dünkü ruh haline bakın.. Doların seyir defterine, borsadaki hareketliliğe..
Piyasalar istim üstündeyse eğer, piyasalar tedirginse eğer, seçim konuşulmaya başlamışsa şayet..
Kaçarı yoktur!..
Seçim virüs gibidir, vücuda girdi mi çıkmaz..
Bunu bir kenara not edelim..
Dün bütün gün Cumhurbaşkanı-Başbakan buluşması konuşuldu.. Aralarında dört kırılma noktası yaşanmış, ilişkiler sarsılmış, tamir yoluna gidilmiş..
Bu duruma piyasaların alışık olması lazımda ama fokur fokur kaynadı..
Demek ki öpüşseler de, koklaşsalar da, iddialara fitne deseler de, nifak tohumu atmak isteyenlerin dedikodusu diye başkalarını suçlasalar da piyasa hep diken üstünde olacak..
En ufak bir imalı söz..
En ufak bir anlaşmazlık..
En ufak bir yorum farkı piyasayı sarsacak..
Seçim virüsü girdi bir kere.. Çok erken girdi ama girdi..
 Cumhurbaşkanı-Başbakan arasındaki soğukluk nedeniyle girmedi.. Zirvedeki tatsız hava nedeniyle girmedi..
Yeni anayasa nedeniyle girdi.. Güneydoğu’daki kent savaşı nedeniyle girdi.. Dokunulmazlıklar nedeniyle girdi.. Başkanlık sistemine geçmenin yolu göründüğü için girdi..
Cumhurbaşkanı Başbakan’a..
Ülkeyi de ben yönetirim..
AK Parti’yi  de ben yönetirim..
Seni Başbakan ben yaptım…
7 Haziran’da iktidarı kaybettin.. Koalisyon kurmaya kalktın, durumu ben toparladım.. 1 Kasım seçimi zorladım, AK Partiyi’yeniden iktidar yaptım..
Bu durumu kabul edeceksin.. Çift başlılık olmaz resti çekti..
Başbakan Davutoğlu’da kabul ettiği, etmediği şeyler vardı.  Resti rest ile gördü ve sonuç ortada.
Burada bir şey daha yazmam gerekirse  Konyalı Başbakanına sahip çıkmalıdır.
Şimdi bekleyelim, bakalım gelecekte neler olacak ?
 
    
Bu yazı toplam 67 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.