1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ali ACAR

  3. Osmanlı Devletinin Kuruluşu ve Yönetim Anlayışı
Prof. Dr. Ali ACAR

Prof. Dr. Ali ACAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Osmanlı Devletinin Kuruluşu ve Yönetim Anlayışı

A+A-
Osmanlı devletini temelleri 27.01.1299 tarihinde atılmıştır.
Osmanlı dev¬letinin kurucusu Osman Gazi, Şeyh Edebali'nin evi¬ne misafir olur. Yatsı namazını kıldıktan sonra, misafir odasına çekilir Sedirin üzerinde serili bulunan pamuk yatağın üzerine uzanacağı sırada, gözüne duvarda asılı duran bir kitap iliş¬ti. Hemen ayağı kalktı. Kitabın Kur'an-ı Kerîm olduğunu anlayan Osman Gazi yatmaktan vaz¬geçti.
Şeyh Edebali, sabah namazına çağırmak için Osman Gazi'nin odasına girdiği zaman, onu diz çökmüş halde Kur'ân'ı Kerîm okuyor vaziyette buldu. Şeyh Edebali ayrıca yatağın tertibinin hiç bozulmamış olduğunu da hayret¬le müşahede ettikten sonra, serilen döşeği be¬ğenmedi zannıyla üzüntülü bir şekilde, Osman Gazi'ye, yatağa neden girmediğini sordu.
İslâmiyet’in aziz bayrağını tam bir liyakatle altı yüz sene üç kıtada dalgalandıracak olan bir imparatorluğun kurucusu Osman Gazi, ev sahi¬bine şu cevabı verdi:
- Asılı duran kitabın Kur'ân-ı Kerîm oldu¬ğunu anladıktan sonra, bu odada uzanarak yat-mama imkân yoktu. Benim Kur'ân-ı Kerîm'e karşı beslediğim hürmet ve saygı nişlerim, onun bulunduğu odada yatmama engeldir...
Osman Gazi o gece 6 saat hiç uyumadan Kuran'ı kerime olan hürmetinden diz üstü oturdu. Allah her bir saati için onun nesline bir asır verdi. Yani 100 yıl. Ve toplam 600 yıl sürecek Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu oldu…
Kısaca Allah'ın takdirini hiç kimse bozamaz. Yaşananlar meydana gelen tüm olaylar Allahın takdiri çerçevesinde gerçekleşmiştir.
Osmanlı kuruluncaya kadar Anadolu’da o kadar güçlü beylikler vardı ki? En azıyı en cılızı neredeyse Osmanlı beyliği idi.. Ama temiz kalpliği sağlam yürekliği ile o beyliği koca birimparatorluk yaptı..
Buradan alınacak dersler ise; Allah'ın takdiri.. Onlar sadece Allah'ın takdirinin gerçekleşmesine vesile olurlar. Gönlünüzü ferah tutunuz. İmanınız sağlam olsun. İnancınızı bozmayınız. Çevrede dolaşan tonla fitne fesat ve iftira yazılarına kanmayınız. Geçmişinize tarihinize olan saygıda kusur işlemeyin. Sahip çıkınız. Düşmanların tuzağına düşmeyiniz
Ülkemizde oynanmak istenen oyunları hep beraber boşa çıkartalım..
Allah'ın takdirini onların oyunları da engelleyemeyecek! Osmanlıya 600 sene ömür veren rabbim sonrasında doğacak güneşleri de yaratmıştır O ülkenin başına başkan olacakları da Tıpkı Osmanlının kuruluşunda olduğu gibi… Bundan sonra da böyle muştular olacak… Önceden bize anlatılan Yeni Milenyum başlarında Başkanlık sisteminin geleceğinin müjdelenmesi gibi… Toplumun, ülkenin adaletle refahla yönetilmesi ve toplumsal bütünleşmenin sağlanması
Osmanlı Devleti, Bilecik İlinin Söğüt İlçesinde Kurulmuştur. Osmanlı Devleti’nin temelleri 13.yüzyıl ortalarında atıldı. Beyliğe adını veren Osman Bey ileri görüşlü, kararlı, başarılı bir devlet adamı ve askerdi. Onun bu kararlılığı devletin çok sağlam temeller üzerine kurulmasını sağladı. Osman Bey bölgenin ve Bizans’ın içinde bulunduğu durumdan ustaca yararlanmasını bildi; bölgedeki İslâm tarikatlarının, özellikle Şeyh Edebali’nin gücünden ve nüfuzundan yararlandı. Bizans’a karşı savaşan gazilerin önderi durumuna gelen Osman Bey, Bizans köy, kasaba ve kalelerini birer birerele geçirmeye başladı. Başarıları hem topraklarının büyümesine, hem de beyliğin gücünün yavaş yavaş arttığının göstergesi olmaktadırlar.
Bey döneminde, Osmanlı Beyliği yalnız Bizans topraklarında genişlemişti.
Meşhur Osmanlı tarihçisi Mustafa Nâima, adaleti esas alan Osmanlı devlet yapısını “Daire-i Adliye”, yani Hakkaniyet Çemberi olarak şu şekilde tasvir eder: 1. Dünya barışı adaletle sağlanabilir. 2. Dünya, duvarı devlet olan bir bahçedir. 3. Devleti düzenleyen hukuktur. 4. Hukukun koruyucusu devlettir. 5. Devlete sahip olup hakimiyeti sağlamak için güçlü bir ordu gerekir. 6. Ordunun güçlü olması servete bağlıdır. Bu servet için de halkın bolluk ve huzur içinde yaşaması gerekir. 7. Halkın bolluk ve huzur içinde yaşaması da adaletle yönetilmesine bağlıdır. Dünya tarihçisi Mcneil Osmanlı’yı bir devlet olarak şöyle tasvir eder: “Osmanlı devleti, reayayı, yani halkı zenginleştirip onların refah ve güvenliğini sağlayarak vergi kaynaklarını artırmak suretiyle güçlü ve devamlı bir imparatorluk kurmuştur.” Dilerseniz burada hukuka verdiği büyük önem dolayısıyla “Kanunî” lakabıyla anılan Sultan Süleyman’ın Mohaç zaferinden sonra Gazi Bali Bey’e yazdığı mektuba bir göz atalım: “Her iyiliğin kaynağı adalettir Bali Bey! Âdil olmayanın elinden çıkan iş kötü iştir. Hz. Muhammed, bir günün adaleti altmış yıllık ibadetten üstündür demiştir. Öyle insanlar vardır ki ellerinde fırsat yok iken çok uysal, mütevazi ve dindar görünürler; ama ellerine fırsat geçince de nemrut kesilirler. Hizmetinde kullandığın insanların dış görünüşlerine aldanma, mala muhabbet edeni devlet hizmetinde kullanma. Zira onlardır ki Allah’ın bana emaneti olan halkı ezerler. Ey Gazi Bali Bey, makamımın geliri masrafıma yetmez diye gam çekme, ne dileğin varsa benden iste. Sana emanet ettiğim askerlerimin ve tebaamın gençlerini evlat, ihtiyarlarını baba, yaşıtlarını da kardeş bil. ”Diğer taraftan Halil İnalcık Osmanlı hükümdarını şöyle anlatıyor: “İdeal Osmanlı hükümdarı, Kanunî Sultan Süleyman tipinde, kanunla idare eden, adil bir hükümdardır. Doğu dünyasındaki hükümdarların en önemli vasfıdır bu. Osmanlı, köylüyü, yani halkı himaye ederek mütemadiyen genişlemiştir.” Edirne’deki Eski Saray ile İstanbul’daki Topkapı Sarayı’nda en yüksek kulelere adalet kulesi denilmesi, adalete verilen önemin diğer bir göstergesidir. Osmanlı devletin de diğer Türk devletleri gibi padişahların oğullarının yetiştirilmesine de çok büyük önem verilirdi. Şehzade denilen bu erkek evlatların her biri tahta aday olduğu için, çok küçük yaşlardan itibaren oldukça sıkı ve düzenli bir eğitim alırlar, ardından da lala denilen hocalarının eşliğinde şehzade sancağı olan Manisa, Kütahya, Konya, Amasya ve Trabzon illerinden herhangi birisine vali olarak atanırlardı. Böylece şehzadeler, padişah olmadan önce tecrübe kazanıpdevlet yönetiminin inceliklerini öğrenme ve halkı yakından tanıma fırsatı bulurlardı.
Alınacak dersler bağlamında; Bunlarda en önemli dönüm noktaları padişahların üstün yetenekleri ve denge politikaları yürütmüşlerdir. Halkın adalete güveni ve ama kanun gücünden de çekinmesi de hukuk kurallarına uyulduğunun önemli göstergelerindendir.
Osmanlının yönetim anlayışında ülkenin adaletle yönetilmesi esastı. Halkın mutluluğu ve refahı ancak böyle sağlanabilmişti.
Yönetimleri altındaki topluluklar arasında sosyal, kültürel, dini bakımdan herhangi bir fark gözetmemişlerdi. Herkese eşit hak ve adalet tanımışlardı. Sağlam devlet kurulması ve her alanda etkinliğin sağlanması yönetim anlayışının uygulanması ile gerçekleşmişti.
"Hak ile meşgul olmazsan batıl seni istila eder(İ.Şafi)
"Eşit davranılmalı, şeffaf olunmalı hakkaniyet bulmalı kuvvet
Hak ve adalet devlette var oldukça rahatlar beşeriyet"
 
Bu yazı toplam 268 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.