1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. Osmanlı’da Naif Bir Gelenek: Diş Kirası
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

Osmanlı’da Naif Bir Gelenek: Diş Kirası

A+A-

Osmanlı Devleti'nde Ramazan ayının en önemli özelliklerinden biri iftar sofralarının herkese açık olmasıydı. Saraya, Ramazan ayı boyunca iftar için davetsiz olarak gidilebilirdi. Bunun haricinde Osmanlı sarayının özel davetleri de olurdu. Kaynaklara göre; Ramazanın ilk on gününde padişah ayan ve mebusan reisleriyle birlikte heyet-i vükelayı saraya iftar için davet ederdi.

            Bugün de Ramazan gelince kapılar herkese aralanır, zengin-fakir demeden herkesin sofrası misafir denilen bereket elçilerine açık tutulur. Misafir ağırlamanın çeşitli seremonilerinden birisi de bugün artık unutulmaya yüz tutan bir gelenek olan diş kirasıdır. Misafirler iftarını yapıp teraviye gitmek üzereyken hane sahibi tarafından kadife keseler içerisinde gümüş tabaklar, kehribar tesbihler, oltu taşlı ağızlıklar, gümüş yüzükler, gümüş akçe veya altın paralar diş kirası olarak verilirdi. Ev sahibi bununla: “Misafirim oldunuz, benim sevap kazanmam için eziyet çektiniz, dişlerinizi yordunuz, bu da sizin dişinizin kirası olsun" demek isterdi. Yemeğini bitirenler diş kiralarını aldıktan sonra: "Kesenize bereket", "Allah daha çok versin", "Ziyade olsun" gibi dualarla konaktan ayrılırlardı. Osmanlı'da “Diş kirası” denilen bu hediyenin zarif gerekçesi ise davetlilerin o gece zahmet edip gelerek hane sahibinin sevap kazanmasına vesile olması olarak açıklanırdı.

            Fatih dönemi sadrazamlarından Mahmut Paşa Ramazan ayı geldiğinde kesenin ağzını açar, konağında verdiği iftar ziyafetleri ise dillere destan olurmuş. Paşanın sofrasında oruç açanlar, diş kirasına ilaveten her akşam mutlaka ikram edilen nohutlu pilavın gelmesini, dişlerine takılma ihtimali olan sert bir sahte nohut yakalama ümidiyle dört gözle beklerlermiş. Çünkü Paşa, kazanlarda pilav pişirilirken pilavın içine nohut biçimi verilmiş altınlar atarmış.

            Tarihimizde en yüksek diş kirası Sadrazam Yusuf Kamil Paşa'nın Sultan Abdülaziz'e takdim ettiği hediye olsa gerekir. Bir Ramazan gecesi, Vezneciler'deki Zeynep Hanım Konağı'nda verilen mükellef iftardan sonra Yusuf Kamil Paşa'nın bir altın tepside sahip olduğu emval ve emlakın senet ve tapusunu padişaha arz ettiğini, Sultan Abdülaziz'in ise: "Bunlar makbulum oldu, yine sizlere veriyorum. Her hal ve hareketiniz hoşuma gitmektedir" dediğinden bahseder. Ancak diş kirası sadece zenginlere has bir gelenek gibi görünse de, aslında toplumun bütün katmanlarına yayılmıştır. Çoğu zaman sadakalar da diş kirası adıyla verilmiştir ki; hiçbir fakirin onuru zedelenmesin.

            Misafirine diş kirası verecek kadar ruhunu inceltmiş olan bu millet, hiç şüphesiz insanlığa misafirperverlik adına ders verecek kadar da yücelmiştir.

Bu yazı toplam 1395 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar