1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. Osmanlı’da Şifa Kaynağı: Mesir Macunu
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

Osmanlı’da Şifa Kaynağı: Mesir Macunu

A+A-

Mesir’in sözlük anlamı; gezilecek yer, gezinti yeridir. Anadolu ve Ön Asya’nın çok eski bir geleneği olan Mesir’i, beş bin yıl öncesine kadar götürebiliriz. Tıp tarihinde mesire benzeyen bir macunun hastaları tedavi amacıyla kullanıldığı, oldukça etkili bir tedavi olduğu yazılmaktadır. Tarihte Mesir ilk defa Sümerlerin, Mezopotamya’da çeşitli baharat karışımından elde ettikleri macunu altın bir kap içerisinde saklayarak, ilkbaharın başlangıcında hastalara dağıtırlarmış. Aynı terkiple hazırlanmış çeşitli isimlerle anılan macunlar Sümerlerden sonraki Ön Asya ve Anadolu halkına da şifa dağıtmıştır. Yine M.Ö. 120-63 yılları arasında yaşamış Pontus Kralının zehirlenmesi üzerine bir panzehir olarak kullanılmaya başlanan “tiryak” (theriake) daha sonra doğu ve batı dünyasında çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılır olmuştu. 16. yüzyılda Türkiye topraklarına girip “mesir” ismini aldığı iddia edilmektedir. Hatta Osmanlı zamanında “Tiryakiler Çarşısı” diye çarşıların olduğunu da biliyoruz. Evliya Çelebi, kendi asrında İstanbul'da 300 adet macuncu esnafının varlığından söz eder. 
    Bu kadar derin bir geçmişe sahip olan macunun, Manisa’da “Mesir Macunu” adı ile kullanılması ise Kanuni Sultan Süleyman zamanına rastlar. Ancak Manisa’daki mesir macununun esas yapımcısı büyük mutasavvıf, âlim ve hekim Merkez Efendi’dir. Asıl adı Musa Muslihiddin olan Merkez Efendi, 1460 yılında Denizli’nin Buldan ilçesinin Sarı Mahmutlu köyünde doğmuştur. İlk öğrenimini memleketinde yaptıktan sonra, İstanbul’a gelerek büyük mutasavvıf Şeyh Sümbül Sinan Efendi’ye katılmış ve Halvetiye Şeyhi olmuştur. 1522 yılında Kanuni’nin annesi Ayşe Hafsa Sultan tarafından tamamlattırılan zamanın en modern, ilmi, dini, sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunan Sultan Camii ve külliyesinin idaresi için Manisa’ya gelmiş ve burada Manisa’nın çevresiyle, halkın sağlık ve sosyal yaşantısıyla ilgilenerek derin sevgisini kazanmıştır. Bir süre sonra burada nedeni anlaşılamayan bir hastalığa yakalanan Hafsa Sultan’a Sultan Cami Medresesi’nin başhekimi Merkez Efendi, 41 çeşit bitki ve baharatın karışımından oluşan bir macun hazırlar. Mesir macunu ismiyle günümüze kadar ulaşan bu şifalı karışım Hafsa Sultan’ı kısa sürede sağlığına kavuşturur. Yardımsever kişiliğiyle bilinen Hafsa Sultan, iyileşmesini sağlayan mesir macununun her yıl Nevruz haftasında halka dağıtılmasını ister. 
    Zamanla bir takım bitkilerden yaptığı macunlarla, birçok hastalıkları tedavi ettiği, hatta Kanuni’nin hasta annesi Hafsa Sultan’ı Mesir Macunu kürleriyle tamamen sıhhatine kavuşturduğu rivayet edilir. Artık o günden sonra mesir meşhur olur. Her türlü hastalığa devasının yanında, yılan akrep gibi hayvanların sokmasına da mani olmaktadır. Bu şekilde şöhret bulan hikâye dilden dile yayılır. Bilindiği üzere her sene Nevruz'da (21-24 Mart) Manisa Sultan Camii avlusunda törenlerle halka mesir macunu dağıtılır. Ayrıca; Mesir Macunu Festivali 2012 yılında “UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi’ne de girerek ününü dünyaya duyurmuştur.
 

Bu yazı toplam 617 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar