1. YAZARLAR

  2. Mükremin Kızılca

  3. Osmanlılarda Yezidilere İhtida Yardımı
Mükremin Kızılca

Mükremin Kızılca

Yazarın Tüm Yazıları >

Osmanlılarda Yezidilere İhtida Yardımı

A+A-

İslam’a Girenlere 100 Kuruş Nakdi Destek

Osmanlı devletinde “La ikrahe fiddin / dinde zorlama yoktur” (2/256)  ayeti esas alınarak Hristiyan, Yahudi ve diğer batıl, eski semavi din mensuplarına baskı asla uygulanmamıştır.

Hatta bunlara karşı tebliğ amacıyla heyetler gönderildiği de fazla arşiv kayıtlarında yer almaz. Ancak Müslümanları tehdit eden bir yerin bir fethi sırasında “Ya İslam ya cizye” ikilemi arasında bırakıldıkları bir gerçektir ki bu da Kur’an’da emredilen bir uygulamadır. (Tevbe 29)

Avrupa fetihleri sırasında İslam’ın tebliği iyi örnek olarak yapılmıştır. Bu iyi örnek olma vasıfları İslam ahlakının temelini oluşturan Adalet, eşitlik ve vicdan özgürlüğü başta olmak üzere beşeriyetin huzur ortamını sağlamaya yarayan umdelerden oluşmaktaydı.

Bu davranışa uygun Osmanlı devletinin politikası sayesinde Arnavut, Boşnak, Makedon, Hırvat, Sırp milletlerinden toplu ihtida hareketleri görülmüştür. Bugünkü Arnavutluk, Bosna-Hersek, Kosova ve Makedonya büyük oranda Müslüman Avrupa devletlerine birer örnektir.

Batıda İslam olmayan milletlerle bu şekilde mücadele edip Allah’ın kelamını duyurma hareketini yürüten devlet-i aliyye doğudaysa İslam caddesinden bir şekilde koparak sapkın yollara girenlerle mücadele ediyordu.

Bu makalemde Osmanlı arşivlerinde yer alan son dönem Osmanlı belgelerine dayanarak Yezidilere yapılan Tashih-i akaid / inancı düzeltme faaliyetleri ve bunun sonucu olarak yapılan nakdi ve ayni yardımları ele alacağım, inşallah!

Musul merkezli Yezidi Taifesi inanç bakımından İslam’dan en fazla uzaklaşan, adeta ayrı bir din ve inanç gibi gözüken bir yapıdadır. Hatta Kars ve Erivan arasında gidip geldikleri Ermenilerle aynı cemaatte buluşmak için açık ve gizli temasları birçok arşiv kaydında yer almaktadır. Erivan ve Kars arasında varıp gelmeleri büyük sürülerinin otlatılması amacıyla yaylak – kışlak bağlamında olup bu esnada Ermeni ileri gelenleriyle siyasi konulara da son zamanlarda alet olmaya başlamışlardır.  Bu buluşmaları sağlayan ise Amerikan misyoner örgütleridir. Yani açıkçası Amerikalılar Yezidileri hem Osmanlıdan koparmak hem de İslam motifli batıl görüşlerinden alıp başka bir batıl inanç olan Hristiyanlığa sokmak istiyorlardı.

Osmanlı devleti de bütün bu gizli açık temasları görerek Musul’da “Hey’et-i Tembihat ve Tashih-i Akaid” adıyla bir heyet oluşturmuştur. Bu: Yezidilerin, hallerini ve inançlarını düzeltmeye yönelik tembihlerde bulunmayı, nasihat yoluyla şekavet, fesat ve batıl inançlarından vazgeçmelerini sağlamayı amaçlayan heyetin başına Binbaşı Abdülkadir Efendi getirilmişti.

Bugünkü Irak, Suriye ve doğu-güneydoğu bölgesinde hem kendi aralarında hem de Kürt aşiretleriyle çatışan Yezidilerin ıslahı askeri kaynaklara havale edilmişti zira üzerlerine silahlı müfrezeler gönderilmeden önce Osmanlı Ordusu onları nasihatle yola getirmeyi amaçlıyordu.

Yezidilerden binlerce kişi İslam’ı bu yolla seçerek mühtedi olmuştur. Bu mühtedilere Osmanlı devleti, mal sandığından kişi başı yüz kuruş ödeme yapıyordu. Bu ödeme “Kisve baha” yani elbise parası olarak geçmektedir, çünkü o zaman Yezidilerin kendilerine has bir tanınma kıyafeti vardı ve bu kıyafetle kendilerini Müslümanlardan ayırıyorlardı. Müslüman olunca da Müslümanların tanındığı kıyafetlere bürünmek zorunda olduklarından devlet bu parayı veriyordu.

Bu ödeme emri 10 Şubat 1303 / 22 Şubat 1888 yılında Diyarbakır valiliğine de tebliğ edilmiştir.

Osmanlı arşiv belgelerine göre baliğ ve baliğa yani reşit ve reşide olmayan kız ve oğlan çocuklarına Müslüman olduklarında bu para verilmiyordu. Sebebi de İslam akaidine göre rüşt çağına erişmeyen eski tabirle akıl baliğ olmayan çocuklar doğal olarak yani fıtrat gereği Müslüman sayılıyordu.

Doğrusunu ifade etmek gerekirse bu iyi niyetli uygulama beklenen sonucu vermedi.

Hatta heyet başkanı Binbaşı Abdülkadir Efendi Yezidileri: liderleri, şeyhleri ve önderleriyle beraber Musul’da bir araya toplayıp ateşli bir konuşma yapıyor. Bu konuşma sırasında haddini aşarak liderlerine ve şeyhlerine hakaret ediyor.

Bunun üzerine meydana gelen infial büyümeden, Musul valisi durumu Sadarete ve İstanbul’a bildirince heyet başkanı Binbaşı Abdülkadir Efendi azledilerek heyetin de varlığına son veriliyor.

(Kaynak: BOA DH.MKT.01488.0039.001)

Önceki ve Sonraki Yazılar