1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Osmanlı’nın Hıncını Alıyorlar
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Osmanlı’nın Hıncını Alıyorlar

A+A-
Osmanlı imparatorluğu döneminde İslam ümmetinin sürmekte olduğu izzetli yaşam şeklinin yerini maalesef aynı coğrafyada zulüm ve dirayetsiz yönetimlerin halka uyguladığı baskıcı anlayış almıştır.
Bilinmelidir ki sayısız özellikleri ile bir dönem tarihe damgasını vurmuş olan Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim modeli, sahip olduğu medeniyet, bugüne kadar gelen sanatsal gücü gibi üstün yönleri günümüzde halen büyük hayranlık uyandırmakta, çeşitli araştırmalara, seminerlere ve belgesellere konu olarak yeni nesillere aksettirilmektedir. Atalarımızın tüm alanlarda ki gelişime açık bu net tavrı sayesinde günümüzde hem sınırlarımız içerisinde hem de dışında ki birçok belde de Osmanlı eserleri büyük bir ilgiyle izlenmektedir. O dönemde daha çok adaletle hükmetme inancı sayesinde sadece Osmanlı sınırları içerisinde değil diğer tüm dünya devletlerinde insani ilişkilerin pozitif kıvamda olduğu adaletli bir nizam hüküm sürmekteydi. Hatta sınırlarımız dışında yaşanan tüm zulüm odaklı gelişmeler, Osmanlı’nın gürlemesiyle bir anda son buluyor, hakkın ve adaletin hâkim olması için ceddimizin vücuda getirdiği bir sistemle insan hakları noktasında ciddi bir ilerleme oluyordu. Fakat Osmanlı’nın bu gücü üzülerek ifade etmem gerekirse maalesef özellikle Avrupa toplumları tarafından bir türlü kabullenilemiyor ve hasetliklerini her fırsatta ortaya koyuyorlardı. Çünkü onların insani bakış açılarına göre adalet sadece kendileri için geçerli bir tabirdi. Kendi sınırları dışında olan huzurdan rahatsızlık yaşadıkları ve birilerinin zulüm görmesiyle elde edebilecekleri kalkınmanın temelinde taa o günlerden bugünkü emperyalist yapılarını anlamak hiçte güç değildi.
Bugün özellikle Müslümanların yaşadığı ülkelerin hemen hepsinde yaşanmakta olan istikrar harici gelişmelerin temelinde batı dünyasının aramıza saldığı casusların ve yaydığı fitnelerin katkısı olduğu biliniyor. Herhangi bir İslam ülkesinin ilerleyişi karşısında sancılar içerisinde kıvranan batı toplumları bu huzur tesisine değil destek olmak tam aksine kaynayan kazanın altına odun atmayı görev bilirler.
Birçok devlet adamı, akademisyen ve tarihçi, bir zamanlar Osmanlı’nın hüküm sürdüğü topraklarda bugün yaşanan karışıklıkların ve çatışmaların sona ermesi için Osmanlı modelinin yeniden canlandırılması gerektiğini dile getirmektedir. Kuşkusuz bunda 600 yıl boyunca Osmanlı topraklarında yaşanan ve her dinden ve ırktan halk için geçerli olan adalet anlayışının önemli bir payı vardır.
Günümüzde dünyanın dört bir yanında savaş ve zulümler devam ediyor, insanlar haksız yere ölüyorlar, yurtlarından çıkmak zorunda bırakılıyor ve zulüm görüyorlar. Dünyanın pek çok yerinde bir kısım insanlar haksız kazançlar elde ederken, diğer bir kısmı hak ettiklerini elde edememenin sıkıntısını yaşıyorlar. Zalimler, sahip oldukları imkânları kullanarak güçsüzleri ezmeye çalışırken, mazlumlar ise kendilerine yardım eli uzatılmasını bekliyorlar. Kısacası dünyadaki birçok ülkede adaletsizlik hüküm sürüyor.
İşte beklenen adaletin dünyamızda tam anlamıyla uygulanabilmesi için, insanların, adalet uğruna kendi çıkarlarını bir kenara bırakabilecekleri bir ahlaki erdemliliğe sahip olmaları gerekmektedir. Bu ahlak, tüm insanlık arasında herhangi bir ayrım gözetmeksizin tüm insanları kapsayan, imkânları hakka uygun bir biçimde paylaştıran, güçlülerin değil haklıların üstün olduğu bir dünya oluşturmayı hedefleyen Kuran ahlakıdır. Yüce Allah’ın Kuran-ı Kerim’de insanlara bildirdiği bu üstün ahlak, sadece haktan ve doğrulardan yana, katıksız bir adaleti emreder.
Aslında Osmanlı Devletinin başlıca amacı, İslam'ın bayraktarlığını yapmak suretiyle, hâkimiyet sürdüğü toplumlarda ve dışındakilerde İslami şuurun uyanmasına vesile olmaktı. Bunu tüm hükümdarlar kendilerine vazife edinmişler ve tam imani bir yaklaşım içerisinde devlet yönetmeyi ilke haline getirmişlerdir. Hepsi, İslam’ın adaletini ve üstün ahlakını dünyaya yaymayı kendisine bir hedef bilmiştir. Bu nedenle de Osmanlı, fethettiği topraklarda, yine Kuran'da emredildiği gibi, hiçbir zora ve baskıya başvurmadan İslam ahlakını yaşatmış ve hâkim kılmıştır. Bu, ecdadımızın gururla anlatılabilecek en önemli özelliklerinden birisi olmuştur.
Osmanlı Devleti, kurucusu Osman Bey'den başlamak üzere Fatih Sultan Mehmet ve diğer padişahlarının adil yönetimleri ile tüm insanlığa örnek olmuştur. Onların zamanlarında her dinden, her inançtan insan bir arada huzur içinde yaşamıştır. Hatta herhangi bir mücadeleye dahi girmeden kendi istekleriyle Fatih Sultan Mehmet'e teslim olan toplumlar olmuştur. Bu da insanların onun adil yönetiminden ne derece hoşnut olduklarını göstermektedir.

Avrupalı tarihçi Richard Peters, İslam dinini benimseyen Türklerin, yüzyıllar boyunca yönettikleri her yerde nasıl bir adalet örneği temsil ettiklerini de şu sözleriyle dile getirmiştir:
"Türkler asırlar boyunca birçok millete hâkim oldular, fakat onları asimile etmeye asla gayret etmediler. Onlara hürriyet verdiler ve din ve kültürlerinin yaşanmasına müsaade ettiler."
İşte biz böylesine şanlı bir tarihin temsilcileri olarak etrafımızda cereyan etmekte olan vahşet gelişmeleri karşısında, batı dünyasının emperyalist yaklaşımının temelinde bir zamanlar hükmü altında yaşadıkları ve emir aldıkları ecdadımızdan intikam alma hissiyatları yatmaktadır. Bunu bir türlü kabullenemediler. Bence üzerimizde baskı kurarak bizim adaletle sağladığımız otoriteyi DAEŞ, BEŞŞAR ESED, SİSİ ve benzeri maşaları kullanarak zulümle sağlamak suretiyle bir zamanlar emir aldıkları Osmanlı’nın hıncını çıkarıyorlar.

 
Bu yazı toplam 64 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.