1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. ÖVGÜ KADAR ELEŞTİRİ DE GEREKLİLİKTİR
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

ÖVGÜ KADAR ELEŞTİRİ DE GEREKLİLİKTİR

A+A-

Ülkemizin yapılan yatırımlar açısından geldiği noktayı çağdaş geçinen bağnaz kafalılar dışında takdir edenler gibi bende takdir etmekteyim. Hepsinin oldukça yerinde ve geleceğe dönük yatırımlar olduğunu açık yüreklilikle ifade etmek lazım. Bunun dışında eleştirel yaklaşımlarla kaleme aldığım konularda da beni anlamanız için sizden bu yazımı sonuna kadar okumanızı istirham ediyorum. 
Öncelikle ülkemize yapılan yatırımlar hakkında bir sohbet edelim müsaade ederseniz…
Ülkemizin batısından doğusuna kadar hemen hemen tüm noktalarında yapılan karayollarının sağladığı artıyı ve tüm kolaylıkları bilmemiz gerekiyor.
Hızlı tren hatlarının bugün gelinen noktada aşırı yoğunluk olan ve hemen her gün trafik kazalarıyla adını duyuran devlet yollarında getirdiği rahatlığı inkâr eden varsa ya kördür ya da haindir. Daha da bu hızlı tren hatlarının artırılacağına dair yapılan fizibilite çalışmalarının sürdüğünü bilmeyenimiz yoktur. 
Yenilenen ya da sıfırdan yapılan hastaneler ve diğer sağlık kompleksleri konusunda da fazla söze hacet yoktur. Bu ülkemiz adına şeref vesilesidir. Eskiden pislik içerisinde yüzen her tarafından çöplük taşan boya ve badanaları dökülmüş hastaneleri düşündüğünüz zaman bugün gelinen noktada çok ileride olduğumuzu bilmeliyiz. 
İstanbul’a yapılan üçüncü boğaz köprüsü, Marmara denizi altına yapılan raylı sistem ve kara taşıtları için yapılan bir diğer tünelde İstanbul gibi trafikte umutsuz vakıa olarak görülen bir kent için oldukça rahatlatıcı ve geleceğe dönük yatırım olarak karşımıza çıkmaktadır. 
Çanakkale’den Trakya’ya geçişi sağlayan köprü ile İzmit körfezine yapılan diğer köprü de oldukça isabetli yatırımlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kanalistanbul yatırımı da onca koparılan muhalif vaveyla sonrasında hitama erdiğinde sağlayacağı getirileri buradan yazmaya başlarsak ayrı bir tez konusu karşımıza çıkar.
Ve en son olarak yapılan İstanbul Havalimanı için laf söyleyenlerin hepsinin kimin adına söylemde bulunduğu ve neye hizmet ettiklerini anlamakta ben şahsen zorlanıyorum.
İnsan kendi memleketinin böylesi devasa bir yatırım karşısında hangi akla hizmet bir yaklaşımla eleştirel, tamamen kötüleme ve aşağılamaya dönük tavır takınıldığını bilemiyorum. 
Yazıklar olsun…
En son olarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında Türkiye Başkanının sabah vakitlerinde anıtkabirde düzenlenen törene katılması ve ardından bayramlaşma için devlet erkânıyla bayramlaşma törenine katıldığı halde resepsiyonun yeni havalimanında yapılması karşısında takınılan tavır ve tutumu çözemiyorum.
Buradan şu sonuca ulaşabiliriz. Böylesi bir konuda devlete karşı takındığı tüm tavır ve tutumlarıyla tam bir komediye dönüşen ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu tarihimizin yakın yaprakları hak ettiği mevkie indirecektir.
Evet, buraya kadar yiğide hakkını teslim ettik mi?
Ettik.
Gelelim eleştirel anlamda daha önceki yazılarımda da değindiğim konularda ki tespitlerimi burada tekraren sizlerle paylaşmaya…
Halkın ekonomik durumunun oldukça sıkıntılı bir sürece girdiğini ve buna da mevcut hükümetin bir türlü çözemediğimiz konularda ki ortaya çıkan negatif durum karşısında halen devam edegelen hatalarında ısrarlı davranması, belirli kesim dışında madden zorluk çeken vatandaşın sorunlarına yaklaşımı maalesef olumsuz olduğu gibi umut vadetmemektedir. Yahut ta bilemediğimiz bir şeyler var.  
Bu açıklığa kavuşturulmazsa, genel seçimler sonrası halk tarafından verilen dersin yerel seçimlerde katlayarak tekerrür etmesi sonucunu doğurur ki bu da AK Parti için hiçte iyi olmayacaktır.
Tarım ve hayvancılıkta akla ziyan bir gerileme yaşadık. Sonrasında tarım ve hayvancılık ürünlerinin ithalatıyla vatandaşın ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla tamamen dışa bağımlı bir ülke yapısına büründürüldük. Kan ekildiğinde can yeşeren vatanımızın bugün gelinen noktadan sıyrılması için yapılan çalışmaların büyük çoğunluğu pansuman tedbirden öteye geçmiyor. 
Manav, mandıra, şarküteri, kırtasiye ürünlerinde ki fırlayan rakamların baş sorumlusu yanlış politikalarıyla bu alana darbe vuran hükümetin izlediği hatalı politikalardır. 
Daha isterseniz örnekleri artırabilirim.
Bu yüzde on indirim kampanyası mantığıyla da olmaz. Kriz öncesi ile günümüz arasında oluşan % 30’u, 40’ı, 50’yi geri almadığınız sürece bu sorun çözülmez. 
Neye alkış tuttukları belli olmayan her konuda şakşakçılık yapanların gazıyla değil realist politikaların ortaya konularak yol izlenmesi gerekiyor.

Bu yazı toplam 533 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.