1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. ÖVMEK VE ÖVÜLMEK HAKKINDA...
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

ÖVMEK VE ÖVÜLMEK HAKKINDA...

A+A-

Haklı olarak birini yüzüne karşı övmek, onun felaketine sebep olabilir. Çünkü sevdiği kimseyi övmek, aşırılığa kaçar ve yalan karışabilir. Sevmediği kimseyi övmekte ise riya olabilir.
Bazen bir kimseyi övmekle, övülen kimse sevinir, kendini beğenir, insanlar beni örnek alsın diye gösterişe kapılabilir. Kendini diğer insanlardan üstün görebilir. Hâlbuki kendini aciz, eksik, günahkâr gören, kibirlenemez, Salih amel işlemeye ve haramlardan daha çok sakınmaya gayret eder. Kendisini başkalarından üstün gören kimse ise, bütün faziletlerden mahrum kalır. Övülen kimse, kendisinde bir şeyler olduğunu zanneder. Rasulullah efendimizin yanında birisini övdüler. Övene, "Onun boynunu kestin, duyarsa iflah olmaz" buyurdu.
(Buhari, Müslim)
Birini övmek, onun kibirlenmesine sebep olabilir. Kibir ve ucub ise, insanı helak eder. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
"Din kardeşinden bir ihtiyacını isterken onu övmekle söze başlamayın. Böyle yapan onun belini kırmış olur."
(İbni Lal)
"Birbirinizi övmekten sakının. Çünkü övmek onu boğazlamaktır."
(İbni Mace)
"Kişiyi yüzüne karşı övmek, onu boğazlamaktır."
(İ. Ebiddünya)
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
"Kıyamette en şiddetli azap, ilmi kendine fayda vermeyen din adamınadır."
(Beyheki)
"Cehennemde azap çekenlerden bazılarının yaydıkları kötü kokular, diğerlerine ateşten daha fazla azap verir. "Sen ne günah işledin ki, öyle pis koku çıkarıyorsun?" diye sorulunca, "Ben din adamı idim. Bildiklerimi yapmazdım"der."
(İ. Ahmed)
Bizi öven bize iyilik etmiş olmaz. Bizi arkadan hançerlemiş olur. Onun için övenlerin sözlerine itibar etmemeli.
Bir hadis-i şerif meali:
"Meddahların (herkesi övenlerin, yağcıların) yüzüne toprak saçın!"
(Müslim, Tirmizi)
KADER NEDİR.
''Kaderin ne olduğunu anlatamam" dedi Hz. Şems…
Ama ne olmadığını anlatabilirim:
Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten 'ne yapayım kaderimiz böyle’ deyip boyun bükmek, cehalet göstergesidir...
Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir……
Sevgili dost, Yüce Mevla zamana, bizim baktığımız gibi bakmaz... Biz insanlar, zamanı dün-bugün ve yarın olarak görürüz. Ve hepsini ancak kendi içinde yaşayarak biliriz...
Dün geçmiştir, yaşadık gördük ve bitti...
Bugünü yaşamaktayız...
Yarını bilmiyoruz. Dolayısıyla görmedik, göremeyiz...
Yani 3 zaman döngüsünü aynı anda görmemiz mümkün değil.
Şimdi, kaderle ilgili ÇARPICI nokta burası dost:
Yüce Mevla, kaderi bizim gördüğümüz gibi SIĞ görmez,
O, çok büyük ilim sahibi olduğundan
zamanların tümünü ( dün-bugün ve yarın )
Tek bir anda görebilir...
İşte böylece, ezel ve ebede hâkim olan yüce Mevla
Ruhlar yaratılmadan önce insanların gelecekte
Neler yapacağını, hangi kararı verdiğini, hangi yoldan geçeceğini gördü...
Ve biliyordu...
Bu bilgi sayesinde daha en başta...
Ruhlar yaratılmadan yüce Mevla, geleceği görerek insanların tasarruflarını, KADERE işlemiştir...
Yani sonuç olarak: Yaptıklarımız tamamen kendi irademiz iledir dostlar... Allah bu konuda bizleri tamamen özgür bırakmıştır ( CÜZİ irade) Tabi bu iradenin üzerinde (KÜLLİ İRADE) yani Allah'ın kapsayıcı iradesi vardır... Belli noktalarda yüce mevla müdahaleler de bulunur...
Ancak bütün tasarruflarımız, yola giriş-çıkışlar kendi irademizin sonucudur...
Sevgili dost...
Seçim senin... Gönül senin.. Hayat senin...
Yol senin... Yoldaş senin... Tercih senin...
Sır senin... İrade senin... Akıl senin... Düşünce senin...
Kalp senin... Can senin... Canan senin...
Karar senin... Hâkimiyet senin... Ruh senin...

Bu yazı toplam 227 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar