1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Özal’ı Anarken
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Özal’ı Anarken

A+A-

Türkiye’nin ufkunu ve önünü açan değerli bir lider, ölümü hala tartışmalı olan merhum Turgut Özal’ın dün ölüm yıldönümü idi.Dünkü yazımda referandum nedeniyle kısaca yazdım. Bugün biraz daha bu yazıyı açarak sizlerle paylaşıyorum.

Merhum Turgut Özal, Türkiye’nin çizgisini değiştiren, “Çağ Atlayan Türkiye” düşünü zihinlerimize inançla ve yeniden yerleştiren bir lider ve devlet adamı idi.
Belki de bir liderin de ötesinde. Devleti ile milletini kucaklamayı başaran ender rastlanan bir siyasetçi… Asık suratlı ve mesafeli değil, her zaman sokakta, halkın içinde ve güler yüzlü ve tonton bir liderdi.

Türkiye’de enerji, telekomünikasyon, ekonomi politikaları, dış ticaret gibi çeşitli alanlarda önemli gelişme ve ilerlemelerin önünü açtı.

Ancak, Anayasa reformu, başkanlık sistemi reformu, özelleştirme reformu, eğitim reformu, sağlık reformu, sosyal güvenlik reformu gibi birçok planını da ömrü vefa etmediği için hayata geçiremedi.

Turgut Özal, belki de yukarıda sayılanların hepsinden daha önemli ve daha zor bir şeyi gerçekleştirmiş, Türkiye’de “zihniyet değişimine öncülük etmiş ve bunu başarmış bir lider. Turgut Özal'lı dönemde, Türkiye, değişen dünyanın yeni gerçeklerini öğrenme ve ufkunu genişletme fırsatını yakaladı.

Turgut Özal dönemi, Türkiye’nin birçok alanda dönüşümü tanıdığı yıllar oldu. Dönüşüm, Özal ile toplumsallaşmış, yaygınlaşmış ve derinleşmiş, yaşamı etkileyen bir işlevsellik ve ivme kazandı.

Turgut Özal, hayatı boyunca, aktif siyasetle uğraştığı yıllarda, en üst noktalarda üstlendiği görevlerde de savunduğu düşünceler, ülküler uğrunda çalıştı.
Sağlığında sevenleri kadar eleştirenleri de çok oldu. Bugün, birçok kişinin hakkını teslim ettiği gibi Turgut Özal’ın anlaşılması zor oldu, zaman aldı.

Turgut Özal, berrak, net ve kapsamlı düşünürdü. Kendini çok iyi geliştirmiş bir düşünce adamıydı. Karşılaştığı sorunları köklü ve makro yaklaşımlarla değerlendirir, kalıcı ve sağlıklı çözümler üretirdi.
Tonton ve sevimli görünüşünden asla beklenmeyen cesur ve kararlı bir kişiliği vardı. Bulunduğu bütün görevlerde ciddi bir sorumlulukla hareket eder, netice alıncaya kadar konuyu takip eder, işi bitirene kadar uğraşırdı.
Bütün işlerinde misafir veya kiracı değil, ev sahibi sorumluluğu ile hareket ederdi. İmkânlar arasında olabilecek en iyi alternatifi seçmeye özen gösterirdi. Uygulamada karşılaşılabilecek sorunları inceler ve çözüm üretirdi.
Çok iyi bir hazırlık yapmadan asla ortaya çıkmaz, başarıyı güvenceye almadan hareket etmez, başlayınca da hızlı ve kararlı adımlar atar, sonrasında da neticeye tevekkül ederdi.

Cumhurbaşkanlığı görevine başladığında, TBMM’de yaptığı teşekkür konuşmasında; “21. Yüzyıla girerken, temel hürriyeti geliştirmenin, sımsıkı korumanın uygar dünyanın önde gelen devletlerinden biri olmamızın vazgeçilmez şartı olduğunu görmeliyiz” diyen Turgut Özal, bunları düşünce hürriyeti, evrensel anlamda din ve vicdan hürriyeti ve teşebbüs hürriyeti olarak sıralamıştı.
Bu hürriyetlerin Türk Milletinin yaşam kalitesini yükselteceğini; dünyanın değişen şartları ne olursa olsun, kendi geleceği konusunda milletimizi daha güçlü kılacağını söyledi.

Özal, inançlara saygılı, bireyi esas alan devlet anlayışını, hoşgörü, dayanışma gibi temel değerleri her şeyin üstünde tutan bir insandı.

Uluslararası bir lider olarak, dış politikada da bu önceliklerle ülkesi için çalıştı. Dolayısıyla, Özal’ın iç ve dış politika icraatları birbiriyle uyumlu ve tutarlıydı.

 

Cenaze töreninde mahşeri kalabalığın elinde tuttuğu üç pankart vardı. “Sivil, demokrat, dindar cumhurbaşkanı” hem Turgut Özal’ın siyasi kişiliğini hem de Türk toplumunun bir Cumhurbaşkanında görmek istediği özellikleri anlatıyordu.

Turgut Özal, İslâmi kimliği evrensel değerlerle uzlaştıran bir liderdi. Türk milletine, iman, özgürlük ve bilimin ışığında kendi kapasitesini gün ışığına çıkarma imkânı sağladı. Siyasi hayatı boyunca dinle barışıktı.
Toplumun manevi değerlerine de kayıtsız kalmadı, istismar için değil, inandığı için yakın durdu. Partisinin kongresinde kurşunlara hedef olduğu zaman elinden kanlar akarken kürsüden hafızalardan asla silinmeyecek şu cümle döküldü: ‘Allah’ın verdiği canı O’nun izni olmadan kimse alamaz.’ Milletin duymayı çok özlediği çok istediği bu cümleyi unutmak mümkün olabilir mi?

Siyasette reformcu kişiliği öne çıktı. Türkiye’yi çağ atlatan sayısız reformlara imza attı. Yerleşik kuralları altüst etti. Deniz kıyafetleriyle kışlaya girdi, şortla asker selamladı. Kenan Evren’in ardından Çankaya’ya çıkarak siyasetin önünü açtı.

Cumhurbaşkanı olunca topluma kapalı Çankaya’nın kapılarını ardına kadar açtı, devletin soğuk yüzünü tonton görünümü ve sempatik hareketleriyle sevimli hale dönüştürdü.
Türkiye’yi içine kapalı olmaktan çıkarıp, ufkunu genişletti. Bu dönemde her taraftan gelen ağır eleştirilerin de hedefi oldu.Zaman zaman bazı icraatlarına benimde itiraz ettiğimi hatırlıyorum ama zamanın her şeyin en iyi ilacı olduğunu, haklı ve haksızı, doğruyu-yanlışı ortaya çıkardığını düşünüyorum. Kimi hamleleri büyük dirençle karşılandı. Türkiye’nin yönünü Avrupa’ya çevirdi, bugün artık AB’yi savunan değişik kesimler tarafından itikadına kadar ağır ithamlara maruz kaldı.
Fakat gözünü ne ithamlar ne de suçlamalar korkuttu. “Benim iki gömleğim var; biri bayramlık, diğeri idamlık” diyerek yola çıkan dünyada bile ender rastlanan bir siyasetçi ve devlet adamıydı.
Turgut Özal'ın hayal gördüğünü iddia edenler, dudak bükenler icraatları gördükçe, sonuçlar alındıkça, yanıldıklarını kabul etmek zorunda kaldılar.

Turgut Özal’ın yaptıkları ve gösterdiği hedefler, Türk insanına kendine güvenmeyi, Türk olmaktan gurur duymayı da sağladı. Ekonomide, siyasette, dış politikada zihniyetleri değiştirdi. “Çağ Atlayan Türkiye” düşünü en iyi şekilde gerçekleştirmek için, her türlü yeniliğe açık bir politika izlemiş, zirveye tırmanmış, ülkenin geleceğini değiştirecek kararlara hiç çekinmeden imza atmıştır.Allah mekanını cennet etsin.

Özel sektörle yakın bağlar kurmuş ve özel sektör mantığını benimsemiş, diğer taraftan bürokrasideki geçmişi nedeniyle devlet mekanizmasını yakından tanımıştır.

Ekonominin bu iki farklı durumu, uluslararası finans merkezleri ve kurumlarıyla olan ilişkileri de hızla gelişmiştir.

Mükemmel bir zekâya ve bitmek bilmeyen bir çalışma azmine sahipti. Günlük hayatındaki bütün davranışlarını renklendiren ve sevdiklerinin gönlünde sevgi-saygı uyandıran sarsılmaz bir imanı vardı. O dönemin Başbakan vekillerinden ola hemşehrimiz Mehmet Keçeciler’i bazı kesimler istememesine rağmen yanından ayırmadı. Hasbelkader bende Keçeciler’in bir süre spor danışmanlığını yaptığımda merhum Özal’ı ve yakın çevresini daha iyi tanıdım. Bunlardan birisi de spordan sorumlu bakan Ersin Taranoğlu idi.
Kişiliği doğal ve az bulunan bir tevazuya, hoşgörüye sahipti. Bir çocuk kadar tertemiz ruha, neşeli ve şakacı bir yaradılışa sahipti. Çocukların ve gençlerin tonton amcası, sanatçıların ve sporcuların babası, milletin cesur lideri olduğunu herkes kabul etti. Konya’mıza bugün yaktığımız doğalgazın ilk borusu onun ve Mehmet Keçeciler’in zamanında getirildiğini de hatırlatmak isterim.

 

Bu yazı toplam 215 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.