1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. ÖZÇEKİM, İBADETİN BİR PARÇASI MI?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

ÖZÇEKİM, İBADETİN BİR PARÇASI MI?

A+A-

Geçtiğimiz yazımda olduğu gibi bu yazımda da internet bağımlılığına temas eden bir konuyu değerli görüşlerinize arz edeceğim. 
Kutsal mekânlara niçin gideriz?
Rabbimizin rızasını kazanmak ve işlediğimiz günahlardan ötürü af talebinde bulunmak için gideriz. Bunda da amacımız gelip geçici dünya hayatında işlediğimiz kusurların affını talep etmek ve yüce rabbimizin rızasını kazanmaktır.
Son yıllarda insanların bu gayeye yönelik çaba göstermek yerine bu işin şovuna soyunduğundan olmalı yapılan ibadetlerden yeterince haz alınamadığını biliyoruz.
Kâbe-i Muazzama’yı ardına alarak resim paylaşma uğruna ibadete odaklanma yerine elinde ki cep telefonuyla en güzel görüntüyü yakalama amaçlı kabeyi tavaf etmesi gerektiği yerde bir tavafa tekabül eden yedi say’lik dönüşü ile en güzel kareyi kapabileceği köşeyi arıyor. Ağzı kıpır kıpır dua okusa da aklı fikri başka yârde olduğu için ibadet amacı hâsıl olmuyor. 
Umreye son gittiğimde ramazan-ı şerif ayı idi. Cemaatle teravih namazı kıldığımız esnada çok sayıda mümin kardeşimizin cep telefonlarının çaldığını ve mesaj uyarı seslerinin kulakları tırmaladığına bizzat şahit olmuştum. Hemen yanı başımda ki cellabiyeli Arap kardeşimin cep telefonu bildiğiniz santral hattı gibi ötüp durdu. Telefonu her çaldığında namaz esnasında elini cebine sokarak çıkardığı telefonundan kimin aradığına bakarak ret tuşuna bastığına şahit olmuştum. 
Anlaşılan o ki arayan önemli bir konuda ulaşacak birisiyse demek ki namazın içinde telefona cevap verecek!
Teravih namazı boyunca ne zil sesleri kesildi. Ne de mümin kardeşlerimiz lutfedipte telefonunu kapatma ya da sessize alma gayreti gösterdi.
Namaz esnasında imam efendinin hatimle kıldırdığı namaz boyunca cep telefonlarının tıngırtılarını dinlemek zorunda kaldık. 
Gösterişin ve şovmenliğin tavan yaptığı asrımızda, Müslümanların bu tuzağa yakalanması ve dinin beş vecibesinden biri olan Hac ibadetinin buna alet edilmesini yadırgamaktayım. 
Bu aciz kardeşinize hac nasip olmadı. Ama 7 kere umre nasip oldu. İlk gittiklerimde bende aynı hataya düşmüştüm. Son gittiklerimde paylaşımda bulunmadım. Önceki paylaşımlarımda da en fazla 5 bilemediniz 10 resim paylaşmıştım. Şimdi görüyorum ki bu alışkanlığını hemen her gün tekrar ederek defalarca aynı yerlerin farklı perspektiflerden resmini paylaşan kardeşlerimizin ibadete fırsat bulup bulamadıklarından ciddi kuşkularım var.
Birileri, selfie çekmenin ibadet olmadığını hatta fazlasının riya sebebi olduğunu izah etmesi lazım.
Namaz, hac gibi çok önemli iki ibadetimizi şovlara kurban etmenin fetvası hakkında bir şey söylememe gerek var mı?
Gidersiniz ibadetinizi tevazu ve huşu içinde yaparsınız, Allah’ın izniyle günahlarınızdan en güzel şekliyle arınarak tertemiz bir halde yurdunuza dönersiniz. Yaşayacağınız arınma hazzını katbekat ruhunuzda hissedersiniz.
Yakın geçmişte bazı ulusal basın ve yayında bu konuya temas edildiğini hatırlıyorum. 
Mekke'de ki selfie çılgınlığı din âlimlerini de isyan ettirmişti. Hac ibadeti sırasında kendi fotoğrafını çekip, sosyal medyada paylaşan Müslümanlara din adamlarından tepki gelmiş konu hakkında Müslümanlar uyarılmıştı.  
Âlimler, kutsal yerlerde fotoğraf çekip yayınlamanın, dindeki alçakgönüllülük buyruğuyla ters düştüğüne dikkat çekerek konunun üzerine gidilmesini ifade etmiş olsalar da değişen bir şey olmamış ve günden güne artan bu foto paylaşım ya da selfie çılgınlığı bitmemiştir. 
Din âlimlerimiz, bu tarz davranışların hac ibadetini yozlaştıracağı uyarısında bulunsalar da riyanın eşsiz cazibesine kapılan günümüz Müslümanlarının bu hastalıktan bir türlü kendilerini soyutlayamadıklarına şahit olduk ve maalesef olmaya devam ediyoruz. 
Yanlış anlaşılmasın. Aralıklı zamanlarla paylaşımlar olması normaldir. Ama bunu yaşam tarzı olarak benimseyip hemen her gün, her fırsatta insanlara dikte edercesine göze sokmanın da gereği yok ki!
Düne kadar facebook’un, instagramın adını bilmeyen kesimlerin şov amaçlı, her fırsatta gittikleri yeri, yaptıkları her faaliyeti, yediklerini, içtiklerini paylaştığı gösteriş odaklı kişisel egoların tatmin edildiği mecralar oldu. Herkes kendisi odaklı bir yaşayış tarzını dayatmayı, farklı bilinmeyi, beğenilmeyi istedi. Beğenilmek ve gıpta edilmek amacıyla yapılan tüm paylaşımların kökeninde kusura bakılmasın ama ego var. Hele bunu tevazu kılıfıyla takipçilerinin beğenisine sunmaları yok mu, oldukça komik oluyorlar. 
Buradan tıp otoritelerine bir duyuruda bulunmak ve bu hususa bir çözüm üretilmesi için gereğini yapmaya davet ediyorum. Sanırım bunu inceleyecek bilim dalı psikoloji olacaktır. O halde psikologların üzerlerine düşeni yapmaları elzem oldu.
İşin ilginç ve üzücü yanı bu tür paylaşımları yapan kesimin daha çok aklı başında, belli bir mevkie ulaşmış, doğru ile yanlışı ayırt edebilecek seviyede ki zevat olmasıdır. Profesörüyle, doçentiyle, bilim adamıyla, eczacısıyla, öğretmeniyle, hoca efendisiyle bu girdaba yakalanan kesimlerin üzerinden yapılacak sağlıklı bir araştırma ile bu çılgınlık artık son bulmalıdır. 
Hac ibadetine gidenlerin bilmesi gereken ayrıntı; bu ibadetin kişisel bir anlam taşıdığı ve günahlardan arınmak için bir vesile olduğudur.   

Bu yazı toplam 574 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum