1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Özgürlük Bedel İster 
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Özgürlük Bedel İster 

A+A-

ABD’de köleliği sona erdiren kanun yürürlüğe girince beyazlar, elleri altında tuttukları zencileri kanun gereği serbest bırakmışlar. O güne kadar tüm hayatı kölelikle geçen ve her şeyini efendisine borçlu olan, kölelikten başka bir hayat tarzı bilmeyen kölelerin birçoğu, özgür kalınca hayatını idame ettiremeyip efendisine geri dönmüş ve ;” Lütfen beni köleliğe tekrar kabul edin. Çünkü ben tek başıma hayatımı idame ettiremeyeceğim “ demiş. 
Az gelişmiş veya geri kalmış ülkelerin birçoğu da (hem devlet olarak hem halk olarak) bu Amerikalı zenci köleler gibi efendileri olmadan bir hayat yaşamayı hayal edemeyecek bir duruma gelmiş gibiler. Başta zihinlerimiz ve ruhlarımız köleleşmiş. “Amerika’ya karşı gelinmez.” “ Gâvur çok akıllı.” “Biz nere batı nere” “Gâvur yaptı mı yapıyor” “Yerli mi Avrupa mı?” “Onlar Aya biz Yaya…” gibi söylem ve cümleler bu olgunun zihinlerimize kazındığının en büyük belgesi.
Tanzimat’tan bu yana resmen batının üstünlüğünü kabul eden bizler, o günden bu güne her şeyimizi batıya ipotek etmiş durumdayız. Bir türlü özgürce hareket edemiyoruz. Bu halin devam etmesinde birçok etken var: Eğitim sistemimiz, eğitim hedeflerimiz, siyasi hayatımız, ekonomik geriliğimiz, her alanda bir türlü bir sistem oluşturamayışımız, sanatta, sporda, teknolojide hep geriden gidişimiz… Köleliğimizi devam ettiren, özgürlüğümüzü kısıtlayan etkenler olarak tezahür ediyor. 
Son yıllarda Amerika ile gerek PKK meselesi yüzünden gerekse ABD’nin Suriye de kurdurmak istediği terör devletçiği meselesi yüzünden gerginleşen ilişkilerin, fetö olayı, Halk Bankası müdür yardımcısının yargılanma komedisine karşılık İzmir’de ajan papazın tutuklanması ile tavan yapması Türkiye’ye, Türkiye halkına karşı bir ekonomik saldırının başlamasına neden oldu. Dünya ekonomik sisteminin dolar üzerine kurgulanması yüzünden elimizin kolumuzun bağlı olması ekonomik hayatımızı derinden etkimeye başladı. İşte burada şimdi devlet olarak halk olarak şu iki durumdan birini tercih edeceğiz: “Özgür fakat fakir”  “Zengin lakin bağımlı” 
Şimdiye kadar Tanzimat’tan bu güne zımnen ve mecburen ikinci tercihle yaşamıştık. Son yıllarda gerek dünyadaki gelişmeler gerek Türkiye’deki sosyal ve siyasi durumlar ve de iletişimdeki baş döndürücü gelişmeler milleti “HER ŞEYE RAĞMEN ÖZGÜRLÜK” anlayışına getirdi. Lakin özgürlük bedel ister. Bu nedenle, “ÖZGÜRLÜK” diyorsak dolara da yuro ya da batıya da hayır diyebilmeliyiz. Zenginliklerimizin bir kısmından ve lüksümüzün birazından vazgeçebilme cesaretini gösterebilmeliyiz. Paniklemeden halk ve yöneticiler olarak bu ekonmik saldırıyı savuşturduğumuz gün Allah’ın izni ile ruhumuzu, zihnimizi, siyasi ve ekonomik hayatımızı esir eden asırlık bağlardan kurtulacağız. 
Allah’ın yardımı, bizlerin gayreti, yöneticilerimizin fedakarlığı ve cesareti sayesinde bu saldırıyı püskürtürsek, kurtulan sadece biz değil İslam alemi ve tüm mazlum milletler olacak. “Her şeye rağmen özgürlük” “Özgürlüğü köleliğe taş çatlasa tercih etmem”  diyorsak dolardaki yükselişi bahane ederek ticaret hayatımızı bu kanlı paraya göre ayarlamaya çalışmamalıyız. Dolar yükseliyor diye mallara zam yapmamalı, normal ekonomik faaliyetlerimize devam etmeliyiz. Bazı kayıplarımız olabilir( aslında dolara karşı topluca savunma yapsak hiçbirimizi zarar görmeyiz)  lakin ÖZGÜRLÜK BEDEL İSTER”. Bu bedeli ödemeden özgür olamayacağımız da bilmeliyiz. Unutmayalım ki şu anda dünyadaki en büyük savaşlar ekonomi üzerinden yapılıyor. Katil, gâvur, acımasız, emperyalist ABD, kanlı dolarları ile mazlum milletleri sömürüp, gelişmekte olan ülkeleri dize getirmeye çalışıyor.

Bu yazı toplam 338 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.