1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Özgürlük güzel, ama nereye kadar?
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Özgürlük güzel, ama nereye kadar?

A+A-

Bu evreni, bu hayatı, sonsuz ahireti bir amaç ve ölçü/kader ile yaratan Rabbimiz (Muhakkak ki, Biz her şeyi bir kader (muayyen bir ölçü) ile yarattık. Kamer 49) şu fani dünyada  her şeyin, (yemenin, içmenin, sevginin, nefretin, öfkenin, merhametin, insanın başkaları ile (anne baba eş dosta akraba konu komşu ve yabancılar…)  ferdin, toplum ve devletle olan ilişkileri konusunda… Ölçüler/kurallar vazetmiştir. Öyle ki, doğuştan sahip olduğumuz devredilemez ve vazgeçilemez haklarımızın bile bir sınırı, bir miktarı, bir ölçüsü vardır. Bunlardan belki de en önemlisi insanların doğuştan elde ettikleri hürriyet ve özgürlüktür.

Millet olarak bir arada, aynı devletin vatandaşları olarak huzur, güvenlik, adalet içinde yaşamak istiyorsak, Allah’ın ve Evrensel sosyal aklın kurallarını her alanda uygulamalı ve bu kurallara uymalıyız. Ancak böyle yaparsak hayatımızı rahat ve huzur içinde idame ettirebiliriz. Bu cümleden olmak üzere “özgürlüğün sınırları ne olmalı?”  sorusu önem kazanıyor:  “Yalan, iftira, saptırma, yanıltma, başkalarına zarar verme  ”  özgürlük olamaz.

SOSYAL MEDYAYA DİKKAT

Basın Hürriyeti arkasına sığınarak, yurt içinde ve yurt dışında sahte sosyal medya hesapları açarak,  ülkenin, devletin ve insanların sırlarını faş ederek,  yalan, iftira, saptırma… yapmak hürriyet olmamalı. Elde ettiği devlet sırlarını  düşmanla paylaşma basın hürriyeti olmamalı.  Terörü ve teröristi  övme, çirkinliği, zararlı olan ahlaksız davranışları aleni yapma, fıtrata aykırı yaşam tarzını millete dayatma, bu çirkinlikleri inadına görünür kılmaya çalışma özgürlük olarak addedilmemeli. Devletin ve milletin düşmanı olan kişi ve kurumlarla  iş birliğine gitmek özgürlük olmamalı. Devletin dışında terör maksadı ile silah taşıma hürriyetin bir parçası olarak kabul edilmemeli.

DEVLET ÖZGÜRLÜKLERİ SINIRLARSA NE YAPACAĞIZ?

Bu konuda en haklı soru şu; “ İnsan hakları, ferdi ve toplumsal özgürlükler, devletin koyduğu kurallarla çelişirse ne yapacağız?” akla ve tarihe başvuracağız. Haklı davamızı savunmak için silahsız pasif direnişler yapacağız. Misal Hindistan’daki Gandhi direnişi.  Örnek Türkiye’deki dindar muhafazakâr insanların yıllarca kendilerine yapılan haksızlığa karşı silahsız bir şekilde siyasi yollarla hak aramaları… Ve başarmaları

Yıkıcı zararlı hürriyet ve özgürlük anlayışı ne dinimizde var ne de evrensel İnsan haklarında… Bu tip davranışları “özgürlük” olarak kabul etmek milletin ve devletin ölümü, neslin çürümesi demektir. Bu anlayış, akıl, beden, ruh sağlığının iflası manasına gelir. 

Her mevzuda olduğu gibi batı, bu konuda da münafıktır, yalancıdır.  Kominiz mi, faşizmi, kapitalizmi doğuran batı haksızlık karşısında nasıl davranılması gerektiği konuşunda da çifte standartlıdır. Bu söylediklerimi daha iyi anlayabilmek için  Batının kanlı tarihine ve yalancı bu gününe bakmak gerek. Aztekler, Kızılderililer mayalar hani neredeler? Siyahlara yapılan zulümler, Afrika’da yapılan katliamlar… Batı tarihi, tümüyle katliamlar ve kırımlar tarihidir. Bu sebepledir ki her alanda olduğu gibi özgürlükler mevzuunda da batıya değil, kendi kültürel kodlarımıza dönmekte yarar var. Aksi halde, kanı “çifte standart virüsü” ile kaplanmış batının oyununa bir kez daha geliriz. Virüs olayı bize ibret olmalı. Daha düne kadar ahlak, adalet, hukuk, özgürlük… Diyen batılı devletler virüsle baş edemeyince birbirlerinin mallarına el koymayı, hastanelerde genç hastaları yaşlılara tercih etmeyi normal saydılar. Birçok bakım evinde yaşlıların ölmesini adeta tabi seleksiyon olarak addettiler. Ruh ve düşünce kökleri göz önüne alınınca bu zulümler  batı için normaldir. Çünkü o akrep huyludur. 

Bu yazı toplam 1152 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.