1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. Öz’ü Köz Olmuş Bir Ermiş: Ateşbaz Veli Hazretleri
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

Öz’ü Köz Olmuş Bir Ermiş: Ateşbaz Veli Hazretleri

A+A-

Hem bir Konyalı hem de bir Sanat Tarihçi olmam dolayısı ile Ateşbaz Veli Türbesini bilirim elbet. Fakat rahmetullahi aleyhi daha yakından tanımam Nezahat Bekleyiciler’in “Ateşbâz-ı Veli” adını taşıyan kitabıdır. Okurken keyif aldığım ve çok kıymetli bilgilerin yer aldığı bu kitaba şimdi biraz kulak verelim. Ateşbaz Veli kimdir?

            Esas ismi Şemseddin Yusuf’tur ve Mevlana’nın babası Bahâ Veled’le birlikte Belh’ten (veya Karaman’dan) geldiği görüşü yaygındır. Dergâhta yetişmiş ve aşçılık yapmıştır. Onun, Hazreti Mevlâna ve Mevleviler arasında önemli bir yeri vardır. Çünkü; Ateşbaz makamı bir terbiye ve eğitim makamıdır.      Mevlevilikte mutfak “aşhane” olduğu gibi daha önemlisi Mevleviliğe girme niyazında bulunan kişilerin temel eğitimlerinin de yapıldığı yerdir. Derviş olmak isteyenler matbahta yani; mutfakta “saka postu   ” denilen postun üzerinde üç gün oturur ve yapılan hizmeti izlermiş. Bu üç gün sonunda hâlâ derviş olmak istiyorsa ve Kazancı Dede tarafından uygun görülürse Şeyh’ten izin alınarak burada hizmete başlarmış. Uygun görülmeyen adayların kalbini kırmamak için yüzüne söylenmeyip ayakkabıları dışarıya doğru çevrilerek kabul edilmediği bildirilmektedir. Mevlana zamanında bu görevi Şemseddin Yusuf yerine getirse de sonraki dönemlerde bu unvan bu göreve tayin edilen kişiler için kullanılagelmiştir.

            Ona “ateşle oynayan” anlamına gelen Farsça “ateşbaz” ünvanının verilmesi bir menkıbeye dayanır. Bir gün, dergâhın mutfağında yemek pişirmek için odun kalmamıştır. Dergâhın aşçısı olan Ateşbaz Veli, durumu Hazreti Mevlâna’ya bildirince, Hazreti Mevlâna lâtife yollu:

“Odun kalmadıysa, ayaklarını kazanın altına sok da yemeği onunla pişir!” der. Ateşbaz için şaka da olsa emir, emirdir. Mutfağa gider, ayaklarını kazanın altına sokar ve parmak uçlarından çıkan ateşle yemeği pişirir. Büyükler arasında kerameti açık etmek hoş karşılanmadığından Hazreti Mevlâna bu hoşnutsuzluğunu:

“Hay ateşbaz hay!” diyerek ortaya koyar.

            Ateşbaz Veli’nin türbesi Yeni Meram yolu üzerinde bulunmaktadır. Kesme taş ve tuğladan kare plan üzerine sekizgen gövdeli, piramidal külah örtülü biçimde yapılmıştır. İki katlı olan türbenin alt katı cenazelik, üst katı ise ibadethanedir. Türbenin kıblesinde küçük pencere üzerindeki kitabesi şöyledir:

“Bu kabir, kutlu şehit rahmetli İzzeddin oğlu, milletin ve dinin güneşi Yusuf Ateşbaz’ın kabridir. 684 yılı Recep ayının ortasında Allah’ın rahmetine kavuştu. Allah yarlığasın.”

            Bugün dünyadaki tek aşçı türbesi olma özelliğini koruyan türbe, yerli ve yabancı birçok insanın ziyaret ettiği yerlerden birisi olarak da önemini hâlâ korumaktadır. Ölümünün ardından kerametleri devam eden bu derviş her sene 28-30 Eylül tarihleri arasında “Ateşbâz-ı Veli Aşçı Dede Mutfak Kültürü Günleri”nde Meram Belediyesi öncülüğünde anılmaktadır. Tam da bugün başlayan bu etkinliğe eğer yolunuz düşerse hem Konya’nın hem de Selçuklu’nun yemek kültürünü tatmak için bir uğrayın derim.

 

 

 

 

Bu yazı toplam 497 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar