1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Palandöken Erciyes’le buluştu
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Palandöken Erciyes’le buluştu

A+A-

Anadolu’nun her şehri ayrı bir kıymet, ayrı bir güzellik, ayrı bir önem taşır. Bunlardan ikisi Erzurum ve Kayseridir. Bu iki Anadolu yıldızının birçok ortak yanı var: Bunlardan en önemlisi, ikisi de sırtlarını yüce iki dağa dayamış olmalarıdır. Erzurum Palandökene yaslanırken,  Kayseri ise sırtını Erciyes dağına vermiştir.

Geçen hafta bu iki güzide şehri,  maneviyatı sağlam, tarihi güçlü bir halat (MTTB Halatı) bir araya getirdi. Erzurum Üniversitelerinden mezun MTTB liler,  geçen hafta sonu Anadolu’nun bu iki vefalı, kadim,  tarihlerine ve kurtarıcı kültürlerine bağlı şehirlerini adeta kucaklaştırdılar.

Günümüz Türkiye’sini yönetenlerin önemli bir kısmını bağrında yetiştiren, İslam, Anadolu, Türk… Kültürünü harmanlayıp,  aslında hasta olan, lakin hem kendisi hem de marazlı ruhlar tarafından çare gibi sunulan “batı kültürüne “ meydan okuyup, ona alternatif üreten MTTB’nin, dimağları, eskimez fikirlerle dopdolu olduğu için daima taze olan, görüşleri pörsümekten cüda heyecanlı gençleri,  Anadolu’nun ortasındaki kadim şehir Kayseri’de, Temmuz sıcağında “mutlak hakikat”  serinliği estirdiler. Ruhları hep taze olan, eylemleri sürekli bereket üreten MTTB’li gençler, Palandöken şarkılarının eşliğinde, Erciyes bulutlarının gölgesinde asil ve vakur adımlarla şenlendirdiler kayserinin tarih, kültür ve maneviyat kokan yollarını, dağlarını...

Yıllar önceydi (60-70 li yıllar) Anadolu’nun gençlerinin önemli bir kısmı ithal, batıl, çürük, temelsiz ve hasta batının fikirlerine köle olmuşlardı. Emperyalist batı kendi hastalığını tüm dünyaya yayıyordu. O yıllarda, asırlarca dünyayı hak, adalet ve barışla yöneten bir ceddin torunları, kapitalizm ve faşizmin gölgesinde büyüyen “sağcılık” ile, dinsizliğin komünizmin kanlı, katil kanatları altında neşet eden solculuğun girdabına kapılmışlardı. Görünmez bir el, tarihte hakkın ve adaletin timsali olan bu milletin evlatlarını batıl bu iki kutba ayırarak birbirlerine kırdırıyordu. Bu anlamsız kavganın en acımaz sonucu ise ortalığı bürüyen kan ve dumandan naşi, kurtarıcı ve kuşatıcı İslam fikrinin görünmez oluşu idi.

Sağ ve Sol ayırımı bu milletin 5 bin evladının canına mal oldu. İşte böyle bir dönemde üniversitelere, kavga yerine barışı, silah yerine kitabı, fikri, düşünceyi; Batı yerine İslam’ı, batıl yerine Hakkı koyan bir gençlik yavaş ve derinden, güçlü ve planlı bir şekilde giriyordu…Allah, İslam, Peygamber, Kuran,  hak-batıl, Mekke, Medine, İman , melek, ahiret, cenet, cehennem, sevap günah, itikat, ibadet, ahlak, muamelat, Namaz, ezan, oruç, zekat kader cihad, adil düzen, MTTB, Akıncılar, Tasavvuf, İslam Dünyası, Osmanlı, Selçuklu, Abbasi, sahabe, Bedir, İstanbul’un fethi, Malazgirt… Bu din ve tarih kökenli kelime ve terimler gençliğin gündemine oturuyordu yavaş Yavaş.  Gençlik, Paris, Londra, Moskova, Washington şehirleri ile birlikte, İstanbul’u Mekke’yi Kahire’yi Semerkant’ı da konuşmaya başladı. Marks, Mao, Lenin, Hitler, Mussolini, John Locke isimleri ile birlikte Hz Muhammed Hz Ebubebekir, Ömer,  Ali, Sahabe, İbni Haldun, Farabi, İbni Rüşt, İmam-ı Azam, Maturidi adları da  duyulmaya başlandı Üniversitelerin anfilerinde.

Allah şükür bu günleri de gördük. Rabbimizin yardımı ile bir zamanlar öksüz ve zayıf gibi görünen ve dışlanan bir fikir,  bu gün ülkeyi bazı eksikleri ile birlikte yönetmekte. Bu başarının en büyük sebebi MTTB fikriyatının dayandığı fikrin hak (İslam) oluşu ile toplumumuzun özünde olan düşünceye merbutiyettir.  (bu arada şu gerçeği de hemen dile getirmeliyim,  siyasete hakim gibi duran fikriyatımız henüz toplumsal hayata, hukuka, bilime, sanata, mimariye, ahlaka tam yansımış değil)

 

17. SİNDE KATILABİLDİM          

Kayseri şehri ile Erciyes Dağı geçen hafta sonu,  sakalları beyaz,  kafaları parlak, yüzleri buruşuk, gözleri ve dizleri zayıflamış,  lakin gönülleri ummanlar gibi coşkulu, kalpleri yüce dağlar gibi sağlam, düşünceleri güneş gibi parlak, duyguları okyanus dalgaları gibi yüksek ve hızlı Eskimez MTTB lileri kusursuz bir ev sahipliği yaparak ağırladı. Ancak MTTB lilik ruhu 700 kişiye yakın bu topluluğu iki gün boyunca barındırıp, yedirip, içirip, önemli mekanlara kazasız belasız vaktinde götürüp gezdirebilirdi. Kayseri gerçekten çok güzel bir şehir. Tarihi dokusunu korumuş Artan nüfusu ve trafiği yapılan güzel mekânlarla ve modern geniş yollarla halletmiş. Kayserili yöneticileri tebriki hak ediyorlar.  Benim en hoşuma giden yeni eser,  Harikalar  Diyarı oldu. Deniz isteyen kayserinin dileği yerine gelmiş. Ben bu toplantıların ancak 17. sine katılabildim (yatukluktan naşi)

 

MTTB: BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ 

Başkanını ülkenin meclisinin başına geçirme başarısını gösteren bir başka Talebe kurluşu yoktur sanırım. MTTB nin başkanı bu  gün TBMM başkanı. Onun üyeleri bu gün Cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, genel müdür, yüksek bürokrat, zengin iş adamı, olgun, salih insan, yazar,  şair...

Üstat (NFK) bu günleri görseydi ne kadar sevinirdi. Sakarya’sından su içen gençlerin kayseri meydanlarında onun şiirlerini mırıldanarak (bazen de haykırarak) yürümesi onu ne kadar mutlu ederdi! Erzurum mezunu ‘ liler! Gelecek sene Samsun'a sizi de bekliyoruz İnşallah!

Bu yazı toplam 369 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum