1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. Para Konuşur, Saçmalık Sürer
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

Para Konuşur, Saçmalık Sürer

A+A-

Her şey 1907 yılında New York’ta bir grubun bakır pazarını ele geçirme girişiminin başarısız olmasıyla başlamıştı. Bu haber hızla ABD de yayıldı, büyük bir panik havası oluşturuldu. Mudiler ise bankalara koştular. Borsayı çökerttiler ve büyük bir iflas yaşandı.

22 Agustos 1934 yılında Borsa komisyoncusu ve Amerikan Muharipleri derneği Connecticut şube yöneticisi Gerald Mac Guire, savaş kahramanı emekli General Smedley Butler ile New ark’ta bir otel odasında son kez buluştu. Generale darbe planından bahsetti. Bu plana göre Amerikan Muharipler Derneği Croix-de-Feu benzeri bir yapıya dönüştürülecek general başa geçecekti.

Bu ordu marifetiyle ya Beyaz Saray’a yüksek yetkilerle donanmış bir başkan yardımcısı atanacak ya da darbeyle hükümet düşürülecekti. Mac Guire, “gerekli gazeteler elimizde, başkanın sağlığının kötüye gittiğine dair bir kampanya başlatırız. Aptal Amerikan halkı zokayı yutacaktır.” diye eklemeyi de ihmal etmedi.

1934 yılında taze başkan Franklin D. Roosevelt’e karşı bir darbe planlandı. Bunun sebeplerini anlamak için filmi bir kaç yıl geriden başlatmamız gerekiyor.

Her şey, 1907 yılındaki New York’ta bir grubun bakır pazarını ele geçirme girişiminin başarısız olmasıyla başladı. Bu haberi hızla yaydılar. Panik ve kaos havası oluşturuldu. Mudileri bankalara aktı, bankaların içini hızla boşalttılar, borsa bir anda dibe vurdu. böylece ülkeyi iflas ettirip büyük bir finansal krize sürüklediler. John p. Morgan adlı para tröstü krizin yayılmasına neden olduğu)Kemal Derviş’te, ANAP-DSP-MHP koalisyon hükumetinde aynı taktiklerle TC: yi batırdı ve kahraman olarak ABD’ye döndü.) kahraman edasıyla bu olaya el koydu. “ Servetimin yarısını Amerike’nın itibarının korunmasına adıyorum “diyen Rockeffeller ile birlikte, piyasaya kredi dağıttı: Bankerler (rahmetli Özal zamanın da ülkemizde bankerler patlaması olmuştu.) oluşturulan bu suni krizle bütün mali piyasayı ele geçirdiler ve buna devamlılık kazandırmak için de Merkez bankasını (FED) kurdular.(FED: Amerikan Merkez Bankası’nın adıdır.)Böyelece para basma yetkisi Amerikan Kongresinin elinden alındı; Amerikan doları Warburg, Rockefeller, Morgan, Schiff, gibi bir kaç ailenin kontrolüne geçmiş oldu. FED, ilk büyük sıçramasını birinci dünya harbinin finansörlüğü ile yaptı, Hükumete yüksek faizle verdiği borçlarla yerini tamamen sağlama aldı.

Amerikan Ekonomisi birinci dünya savaşından sonra dünyanın en büyük kreditörü oldu. Savaş tazminatlarıyla dünya Altın stoğunu topladı, verdiği borçlarla da, savaş mağduru ülke ekonomilerini tamamen kendilerine bağımlı hale getirdiler. Plan borç ver yüksek miktarda faiz al, bu günkü İMF’nin temelini böylece atmış oldular. 1920’li yıllarda da fonladığı Avrupa demir çelik ve kömür gibi sanayi mallarının üretimine yönelirken sanayi mallarının üretimine yönelirken, ABD tüketiciye mal sunan sektörler de uzmanlaşmaya gitti. Tüketici mallarında ki artış hızla büyümenin motoruydu, fakat sonsuz refah illüzyonu spekülasyonnun kapısını da açmış oldu.

Sermaye sınıfı tarafından, piyasaya müdahele ve denetim araçlarını kullanmayı günah sayan ABD başkanları, desteklendi(belki de belirlendi veya önceden planlandı.) Öyle ki yapısal reforumlardan veya yasal çerçeve çizmekten bahseden biri çıksa doğrudan komünistlikle suçlanıyordu(aynı taktik ise 1975-80 yılları arasında Türkiye’de de denendi ve Kenan Evren darbe yaptı.) Hükümetin klasik liberalizme imanı ve becerisizlikleri tekelci sermayenin işine geldi. Mesela, Merkez Bankası’nın durgunluk döneminde faiz artırmasıyla deniz aşırı sermaye ülkeye girmiş ancak bunlarda hisse senetlerin de şişkinliğe sebebiyet verip faiz artırımı kararları verenlerin cebine akmıştı (bu metot, ANAP-DSP-MHP Koalisyon hükümeti döneminde Kemal Derviş’in uyguladığı ekonomik bir modeldi.).

Hisse senedi alımı için açılan krediler, alt gelir gruplarından olanlarında iştahını kabartmaya yetiyordu. Yüksek kazanç hayaliyle, her kesimden insanın aktığı borsa 24 Ekim 1929 tarihinde dibe vurdu. Kısa süre de yeryüzü cennetinin aslında bir simsarlar cehennemi olduğu ortaya çıktı. Bu ekonomik kriz hızla tüm sanayileşmiş ülkeler de yayıldı. Sonuç; hammadde fiyatlarında ve sanayi üretimin de yarı yarıya düşüş, milyonlarca işsiz, binlerce evsiz, iflaslar ve yükselen faşizm. (Türkiye’de de aynı taktiklere başvurdular ve diktatör algısı oluşturmak istediler. Yani senaryo eski bir senaryo, uygulama alanı Türkiye ve oyuncular da Türkiyeli ABD’lilerden). Bu krizi fırsata çevirmek gibi bir safsatayı yayan, krizin mimarı para tröstleri bu işten yine karlı çıktılar.

Bu ekonomik buhranın sertleştiği 1933 yılında Franklin D. Roossevelt “New Deal” adlı bir programla ortaya çıkıp başkan seçildi. Programı ise; gelir dağılımının bozulduğunu, düzeltilmesi gerektiğini, altın ve döviz kurunu başkanlığın kontrolünü ele geçirmeyi, bankacılık sektörüne yeni düzenlemeler getirmeyi içeriyordu. İş çevresine, FDR’nin kendi sınıfına ihanet ettiği düşüncesi hızla yayıldı.

Özetle, FED’in kuruluşuyla Amerika Birleşik Devletleri kapitalistin tam göbeğine düşmüştü. Birinci Dünya savaşında ekonominin yüzde ellisi 200 holdingin eline geçmiş, savaş sonrası kıta Avrupa sının birikimine de el konulmuştu ve 1929 kriziyle de dünya ekonomisi üstünde tam bir tahakküm sağlanmıştı.

Roosevelt’in programının bir geriye dönüş olduğu fikri tüm ülkeyi bir kara bulut gibi kapladı. Bunun oluşmasının müsebbipleri de sermayedarların el altından yani fısıltı ile ülkeye yaymaları idi. Bu ortamı oluşturan kapitallerin büyük patronları hemen harekete geçip bir darbe tezgahladılar.

Bu senaryonun baş rollerin de ise, 1932 yılında savaş tazminatları için Washington’da binlerce kişiyle eylem yapmış, Smedley Buttler adlı eski bir generale verildi.

Smedley Buttler, darbe yapmak yerine kurulan bu tezgahı Temsilciler Meclisine şikayet etti.

Kongre tarafından bir araştırma komisyonu oluşturuldu. Halktan gizlenen(daha sonra bir gazetecinin ortaya çıkardığı) raporun sonuç bölümünde şunlar yazıyordu; ‘Bazı insanların bu ülkede faşist(diktatör) bir yönetim (diktatörlük kurmak için girişimde bulunduğuna dair kanıtlar elde edilmiştir. Bu girişim tartışılmış ve planlanmıştır. Mali destekçilerin onay vermesi halin de gerçekleştirileceğinde şüphe yoktur.

Kumpasta eski New York valisi Al-Smith, eski Demokrat başkan adayı John W. Davis, eski eyalet komutanı William Doyle gibi siyasetçi ile askerin ve Dupont j. p. Morgan Co, Goodyear, Bethelehem Steel, General Motors yöneticileri gibi sermayedarların adı geçiyordu. Araştırma komisyonunun raporuna rağmen darbe teşebbüsüne ismi karışanlar hakkında hiçbir işlem yapılmak ve olay örtbas edildi.

Teşebbüsler ilgili bulguların sümen altı edilme gerekçesi ise hala bir araştırma konusu olarak tarihin derinliklerin de gizli durmaktadır.

Roosvelt’in darbecilerle anlaştığı, programına destek koşuluyla davayı kapattığı, programına destek koşuluyla davayı kapattığı iddiaları hala devam ediyor. işin aslı New Deal projesi ciddi bir başarı gösteremedi. ABD, ekonomik krizden ancak ikinci dünya savaşı ile kurtuldu. Komplocu iş adamlarının faşist(diktatörler) hükümetlerle ticari ilişkilerine ABD, yıllarca göz yumdu. Bu ilişkiler ağı, Rooswelt ile darbeciler arasındaki gizli anlaşmanın maddelerine dair bize bir şey fısıldıyor olabilir.

Türkiye üzerine 2015 yılından sonra oynanan ekonomik senaryoların eski bir ABD senaryosu olduğunu artık açık ve çok net bir şekilde düşünmemiz gerekmiyor mu? Doların, altın ve petrolün üzerinde ki ve diktatör senaryosunun ne farkı var?

Selametle...

Bu yazı toplam 304 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.