1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Paralel Yapımlar
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Paralel Yapımlar

A+A-
Bazen çok komik olabiliyoruz. Milletçe ruhumuza işlemiş olan duygusal karakterimiz yüzünden kafayı yiyeceğim. Hani son günlerin baş gündemi paralel yapı belasının başımıza açtığı onca dert varken ben başka bir paralele daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Adını da Paralel Yapımlar koyuyorum. Milletçe her konuda sivrilmek ifrat ve tefrite kaçmak zorunda mıyız?

Neden mi bahsediyorum?

Televizyon filmlerinden ve dizilerinden bahsediyorum.
Dizilerde oynayan karakterlerin sanki gerçek hayatta da aynı misyonun sahibi muhteşem insanlarmış gibi bir düşünce yapısına sahibiz. Adam filmde kahramanı oynuyor ya! Herkes peşinde… Elini tutsalar yetecek. Hatta bazı vatandaşlarımız filmin o kadar etkisi altına giriyorlar ki filmin başrolünü karşılarında görünce o anki heyecanla “Polat Abi arkandayız, sana kimse zarar veremez, kanımızla canımızla seni koruruz” şeklinde ki tepkilerini görünce üzülüyorum. Yahu muhteremler o adam bildiğiniz artist, senaryoda yazılı rolünü oynuyor. Tek eliyle o kadar kişiyi yere çarpması da rolünün gereği. Dayak attığı adamlardan birisi bunu belki de parmağıyla bile paramparça edebilir. Onlar, dizinin sezon finalinden sonra sizi heyecanla devamını beklemeye bırakırlarken, diziden kazandıkları paralarıyla yeni sezona kadar Miami’ye, Hawai’ye, Tayland’a tatil yapmaya ve eğlenmeye gidiyorlar. Anlatabiliyor muyum?

Efendim, bu konu nereden mi aklıma geldi?
Bu dizilerden etkilenen insanlarımız ne yazık ki gerçek hayattan soyutlanıyor. Bakış açılarında menfi yönde sapmalar oluyor. Kendilerini hayal aleminin kucağına atacak kadar tesir altına girebiliyorlar.

Yine bu diziler kanalıyla tarihi gerçekler saptırılıyor. Kendi tarihimize dair saçma sapan oynamalar yapılarak halkımızın gerçeklerden uzaklaşmasına sebebiyet veriliyor. Dizinin senaristi ya da yönetmeninin şahsi ideolojik yapısına göre uyarlanan yapımları evlerimizden izlerken etkileniyoruz.
Son günlerde bugüne kadar hiçbir bölümünü izlemediğim ama sıkça haberlere konu olan “Muhteşem Yüzyıl” isimli dizide işlenen şehzade Mustafa’nın idam edilmesiyle alakalı sahnelerden etkilenip Bursa’da ki Şehzade Mustafa’nın türbesine koşarak feryadı figan eden saf insanımızın gerçeklerden bihaber yapısı bu tür yapımların yayınlanmadan önce yetkili bir otorite tarafından onay almasının gerekliliğini şart kılmaktadır. 1553 yılında Konya’da boğdurulduğu tarih kitaplarına geçen Şehzade Mustafa’nın Saruhan, Amasya ve Konya sancak beyliklerinde bulunduğunu biliyoruz. Devrinde babasının tahtına göz dikmekle suçlanırken; Nahcıvan seferi'ne giden Osmanlı ordusunun Konya’da konakladığı sırada, padişahın otağında boğdurulduğu tarih kitaplarımıza geçmiştir. Öldürülmesi, devlete karşı işlediği isyan suçundan dolayıdır. Fakat, deliller ve şahitler konusunda çelişkiler bulunuyor. Hatta öyle ki Hürrem Sultan'ın tahta kendi oğullarından birini geçirmek için Şehzade Mustafa'ya tuzak kurduğu ve ölümüne sebep olduğu dahi iddia edilmektedir.

Ben tarihçi değilim. Ama tarihe çok meraklı biri olarak devamlı okuduğum kaynaklardan edindiğim bilgilere göre Kanuni Sultan Süleyman’ın kendi evladını ya da kardeşini öldürtmeyecek kadar müşfik bir insan olduğunu biliyorum. Osmanlı sultanlarına yönelik bu tür iddialar ortaya atıldığında hemen atlayıp tukaka ilan edenlerden değilim. Ömrü savaş meydanlarında geçmiş bu kadar kıymetli bir padişahın saray içerisinde ki haremler arasında cariyelerle aşk yaşamak için koşturmacayla günler geçirdiğini saçmalayacak kadar ön yargılı bir dizi senaryosunun gerçeği yansıtmadığını düşünüyorum. Hatta Şehzade Mustafa dışında Şehzade Bayezid’i de beş çocuğuyla birlikte idam ettirdiği iddiasını ortaya atanları da gerçekçi deliller ortaya koyarak ispata davet ediyorum. Yoksa çamur at izi kalsın anlayışıyla yüce sultanları karaladıklarını ve müfteri olduklarını ilan edeceğim. Ben iddiayı ortaya atanları ispata davet ediyorum. Bunu yapmadığını söyleyenlerden, daha doğrusu yapmadığına inananlardan ispat beklemiyorum.

Mevzuu uzatmaya gerek görmüyorum. Fakat ön yargılarla çekilen dizilerin halkımızın zihnini bulandırmaktan öte bir işlev görmediğini ifade etmek zorundayım.
Sadece bu dizi ile yetinmiyorum. Birde Samanyolu isimli malum kanalın Şefkat Tepe ve Hıyanet Sarmalı gibi dizlerle güncel hayatı ve siyaseti işleyen ve içeriği dilediği normlara göre kurgulayarak bunu haber bültenlerine taşıyacak kadar komik duruma düşmesi şaşılacak bir gerçektir. Akıllarınca derin devleti işleyen ve devletimize zarar veren iç ve dış hainleri dizilerde oynattıkları senaryoya göre şekillendirme ve nüfuzlara tesir etme çabasına giriyorlar. Hani Miraç’tan inen Resulullah (sav) efendimizi kamyonete bindirdikleri gibi günden güne içinden çıkılamaz hal alan bu seyir nereye kadar gidecek bilemiyorum.
Bir zamanlar Kanal D’de yayınlanan Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü isimli eserinden uyarlanan ve gördüğü ilgi ve alaka yüzünden Reşat Nuri Güntekin Bey’i dahi hayrete düşürecek kadar sündürülen, bir roman yazacak kadar daha uzayan dizinin müptelası olmuştum. Ali Rıza Bey ve Ferhunde ile yatıyor, onunla kalkıyorduk. Çarşamba günleri ipotekli günümüzdü. Ziyaretçi bile kabul edilmezdi. O gün zavallı Leyla’ya ağlayacak ve hain Necla’ya kızacaktık. Dizi bittikten yıllar sonra Ali Rıza Bey isimli emekli kaymakam karakterini oynayan Halil Ergün’ü gazetenin birinde içki masasında neşredilince şok olmuştum. Dizinin sonunda ölen bu karakter bizim için olgun ve vakur bir insandı. Her neyse o andan itibaren hiçbir diziyi izlememeye karar verdim. Açıkçası bu orucumu da hala sürdürüyorum.

Şu bir gerçek ki dizilerle halkın bilinçaltında olumsuz yaralar açılıyor. Gerçek hayat ile hayal alemi arasında ayırt edebilmeyi başaramıyoruz. Bunu gören birileri zayıf damarı yakaladı ya! Okullarda, sempozyumlarda başaramadığı şanlı tarihi geçmişimizi lekeleyecek yeni bir yol buldu.
Haksız mıyım?


 
Bu yazı toplam 66 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum