1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. PEYGAMBER TOPRAĞINDA AMERİKAN POSTALLARI!
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

PEYGAMBER TOPRAĞINDA AMERİKAN POSTALLARI!

A+A-

Amerika, SSCB’nin dağılmasından sonra, kendine iki yeni düşman devlet bularak, milli şuurlarını taze ve canlı tutmayı sürdürmeye devam ediyor. Bu düşman devletlerden biri Türkiye Cumhuriyeti ve diğeri de, Şah Rıza Pehleviye karşı, Fransa, Almanya, İngiltere ve ABD destekli kurdurulan Humeyninin İran’ı oldu.
Suudi Arabistan’da, 2017 yılı ekim ayında yaptırılan saray darbesi, perde arkasından “abalıya sopa” göstermek babında, Türkiye’ye karşı indirek yapılan bir darbedir ve Türkiye’ye göz dağı verme amacını gütmektedir. Katar’a karşı alınan, BAE ve Suudi Arabistan ortaklığında ki ambargo kararının hedefinde yine Türkiye Cumhuriyeti bulunmaktadır. Eğer Türkiye’nin Katar’ da kurmuş olduğu Türk Askeri üssünden geri çekilmiş olsaydı ve Katar’ı ABD’nin maşası Suud’un tekeline bırakmış olsaydı, o zaman katar ABD tarafından işgal edilecek ve Türk Askeri yerine ABD askeri burada konuşlanacaktı. Ne var ki Türkiye burada oyunu bozan ülke konumuna düştü ve büyük şeytan Amerikan’nın hışmına uğradı. 
Suudun Tarihi, insanlık tarihi kadar eski bir tarihtir. Ne var ki, bu tarih, 1932 yılından sonra İbni Suud’a, İngiltere desteği ile kurdurulan bir devlettir. Suud ailesi üyelerinin sayısı ise yaklaşık 7 bin civarındadır. Pernslerin sayısı ise bir kaç yüz kişiden oluşmaktadır. Bugüne kadar S. Arabistan aile üyelerinden, Krallığın başına geçenler aynı anneden olma 7 kardeşten oluşmaktadır. Bugünkü Kral ise son kardeştir. Bundan sonra Krallığın başına artık kardeş değilde oğulların geçmesi planlanmıştır.
32 yaşındaki veliaht prens ülkeyi sonucu belli olmayan sancılı bir dönüşüm süreci içine sürükledi. ABD, S. Arabistan, Mısır ve Körfez ülkelerini(Katar hariç), İran ile yeniden savaşa sürükleme planları yapmaktadır. 
ABD’nin dış politika da “İsrail’in güvenliğine endeksli” tek bir politikası vardır. ABD halkının çok sayıda S: Arabistan’da hakları ve yetkileri vardır. Oysa, S. Arabistan krallığının ABD’ye vermiş olduğu hakların onda birini kendi halkı için çok görmüş ve baskı, zulüm ve despotizmle yönetmeye devam etmektedir. ABD’nin S. Arabistanda ki haklarının garantisini ve devamlılığını, İsrail’in daha doğrusu Yahudi lobisinin yürüttüğü de artık saklanamayan bir gerçektir.
S. Arabistan saray darbesi aslında ABD’nin S. Arabistan’ı bölüp, kantom devletlere ayırma planının tezahürürdür. Yani bir emperyalist/siyon projesidir. Suriye’nin 4 devlete, Irak’ın 3 devlete, Mısır’ın 2 veya 3 devlete, S. Arabistan’ın ise 7 kanton bölgeye ayrılması, ABD’nin İsrail’in güvenliği ve orta doğu petrollerinin vesayeti için olmazsa olmaz hedefidir. S. Arabistan petrol şirketi Aramco, ABD’ye peşkeş çekilecektir. Bu da Aramco’nun halka arzı maskesi adı altında Yahudi ağırlıklı ABD sermayesinin eline geçmesi şeklinde yapılacaktır.
Prensleri göz altına alıp, bir otelde göz hapsinde tutmalar ve bir diğerinin helikopter kazasında hayatını kaybetmesi, tüm prensleri kapsam içerisinde tutmaları, ABD, İran’a karşı S. Arabistan maşasını kullanmaya başladığının ayrı bir göstergesidir. S. Arabistan-İran arasında olası bir savaşta, S. Arabistan’nın kantonlara ayrılması hızlandırılmış olur. Oysa İslam tektir ve bölünmeyi istemeyen bir dindir. Bunun yolu da sadece Ehl-i Sünnet vel Cemaat diyen görüştedir. “Ilımlı İslam”, ABD ve İsrail’e “Evet” diyen ve hizmeti bir borç olarak kabul eden Müslüman zihniyeti demektir. Bunun en güzel örneğini de S. Arabistan Müftüsünün 13 Kasım 2017 tarihinde “İsrail’le savaş caiz değildir, Hamas terör örgütüdür” fetvası desteklemiştir. 
S. Arabistan 2 ailenin vesayeti altında yaşamaktır. Suud ailesi Osmanlı’dan sonra siyasi vesayeti eline geçirmiştir. Vahabi (selefi) olan Abdül Vehhab ailesi de adalet, vakıf ve din hizmetlerini elinde bulundurmaktadır. S: Arabistan’da küçük bir ABD yani aşiretlerin federal devletleri kurulma çalışmaları hızlandırılmıştır.
ABD ve İsrail, orta doğuda yeni bir savaş cephesi açma peşindeler. Kral ailesi muhaliflerine (yegenleri) ne kadar acımasız davranıyorsa, ABD de kral ailesine o kadar acımasız davranmaktadır. Eğer, ABD bu projesini gerçekleştiremezse burada, Viyetnamdan daha beter bir duruma düşer ve yerine başkası gelir.
Bahreyn, Katar’dan toprak istemiştir. Milli savunma Bakanlığımızın Katar’ı ve oradaki Türk üssünü ziyareti ve sayın Erdoğan’ın Kuveyti ziyaret etmeleri çok çok önemliydi. S. Arabistan’da darbe öncesi Trump’un damadının gizli toplantısı sonucunda göz altına alınma hadisesi; ABD’nin isteği doğrultusunda olmuştur.
Osmanlı İmparatorluğunun, bu topraklarda uzun yıllar, sükuneti sağlaması ve Peygamber topraklarında, Müslümanların hak ve hukuklarını, tam bir adaletle yönetmesi, Talmutta geçen ve arzı mevut denilen topraklarda kurulması planlanan “Büyük İsrail İmparatorluğu” önünde çok ciddi bir engeldi. 
Osmanlı’ya karşı Peygamber topraklarında, İngiliz destekli, Hz. Hasan soyundan olan Şerif Hüseyin(yıllarca İstanbul’da Osmanlılar bakıp beslemiş ve itibar gösterilmişti)i ayaklandırdılar. Şerif Hüseyin mekke’de İngiliz desteği ile yönetimi ele geçirince, İngiliz ve ABD’nin isteklerinin kendi çıkarları ve İslam’a ters olduğunu gördüğünde çok geç kalınmıştı. ABD ve İngilizlere karşı tavır ve tutumunu değiştirme eğilimine yöneldi. Hatta Osmanlılarla yeniden ittifak arayışlarına girdiği gözlemlenince de, bu durumu sezinleyen ABD, İngiltere, Fransa ve Rusya orta doğu ittifakının ekonomik, siyasi ve askeri desteğini arkasına alan Suud ailesi, ırkçılığa dayalı ve ehli sünnet karşıtı olan selefi(vahabi) görüşlerle, şerif Hüseyin’i devirdi. Burada Suudi krallığı kuruldu ve her iktidara gelecek yeni kralların da krallığını ilan etmeden önce İngiltere ve ABD ittifakına bağımlılık yemini etmesini anayasal madde heline getirdiler. 
Suudi kralları nezdinde Mısır, İran, Türkiye ve diğer Arap ülkelerini kontrol altına alarak İslamın Merkezi olarak gösterdiler. Bu plan dahilinde Filistin (Kenan topraklarında) İsrail devletini çok rahat bir şekilde kurmayı da başardılar. Şimdi de Tatvan sınırlı Büyük İsrail Devleti’nin kurulma planlarını adım adım uyguluyorlar.
Orta Doğu’da ki enerji kaynaklarını da bu yollarla ellerine geçirip, sömürü ağlarının finansını da Orta Doğu kaynaklarından finanse ediyorlar. 
Osmanlılar’dan sonra orta doğu’ya, Emperyal/siyonistler tarafından uygun görülen, demokrasi şekli de, batılı haçlı zihniyetin elinde maşa olan krallardı. Bu coğrafya’da ki kralların, Müslüman halkları, baskı, zulüm ve faşist dikta yöntemleri ile sindirip, yer altı ve yer üstü kaynaklarını, batıya peşkeş çekmek en öncü görevlerinde biri oldu. Kendi halklarına vermedikleri özgürlükleri ve ekonomik kalkınma modellerini, ABD, İngiltere ve Rusya’ya altın tepside sunuyorlar. 
Bugün ABD, Rusya, İngiltere’nin refah seviyesinin yüksekliğini en öncelikli nedenlerinden biri de Orta Doğu petrolleri ve Orta Doğu’ya sattıkları silah ve otomobil gibi üretim malları oluşturmaktadır.
Petrolün yer yüzüne fışkırması, ABD- Rusya ve İngiltere, silah sanayilerinin ana sermayesini oluşturmaktadır. Osmanlı’dan sonra Peygamber topraklarında ABD-Rusya-İngiltere, yani kısaca haçlı postalları çiğnemektedir. Bunun en önemli müsebbipleri de yine Orta Doğu krallarıdır.
Fi Emanillah!...
 

Bu yazı toplam 1549 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.