1. HABERLER

  2. KÜLTÜR-YAŞAM

  3. Peygamberimizin doğduğu günün önemi
Peygamberimizin doğduğu günün önemi

Peygamberimizin doğduğu günün önemi

Mevlid Kandili, yani Peygamber Efendimizin doğduğu gece; 11 Aralık Pazar gününü 12 Aralık Pazartesi’ye bağlayan gecede idrak edilecektir. Peki Mevlid Kandilinin önemi nedir? Mevlid Kandilinde neler yapılır?

A+A-
Peygamber Efendimiz’in doğuşu, bütün âlemler için büyük bir rahmet ve berekettir. Bu sebeple herkesin muhtelif ibadetlerle Cenâb-ı Hakk’a şükretmesi îcâb eder. Zira Rasûlullah r Efendimiz’e, pazartesi günü oruç tutmanın fazileti sorulduğunda, şöyle buyurmuşlardır:

“O gün, benim doğduğum, peygamber olduğum (veya bana vahiy geldiği) gündür.” (Müslim, Sıyâm 197, 198)

Mü’minlere rahmet olan bu nevi diğer günler için de Allah’a şükredilir. Nitekim Allah Rasûlü Medîne’ye geldiğinde yahûdîlerin âşûrâ günü oruç tuttuklarını görmüştü. Sebebini sorduğunda yahûdîler:

“–Bu büyük bir gündür. Allâh Teâlâ, bu günde Mûsâ’yı kurtardı, Firavun hânedânını ise denizde boğdu. Mûsâ u da Allâh’a şükür için o gün oruç tuttu.” dediler. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem Efendimiz:

“–Ben, Mûsâ’ya sizden daha yakınım.” buyurdu­lar. O gün oruç tuttular ve mü’minlere de o gün oruç tutmalarını emrettiler. (Buharî, Enbiyâ, 24)

Hatta buna o kadar ehemmiyet verdiler ki, şöyle buyurdular:

“Her kim sabahleyin bir şeyler yediyse, günün geri kalanında bir şey yemesin, (oruç tutsun)! Her kim bir şey yemediyse, o da hemen oruca niyetlensin! Zira bugün âşûrâ günüdür.” (Buhârî, Savm, 69)

PEYGAMBERİMİZİ SADECE KANDİL GECELERİ HATIRLAMAMALI!

Kandil geceleri ve onlara benzer diğer gün ve geceler birer örf, âdet ve gelenek olup dinin aslına taalluk etmez. Dolayısıyla bunları meşrû ya da sünnet diye tavsif etmek doğru değildir. Bu tür faaliyetler, dinin aslî hükümlerinden biriyle de çelişmez.

Ancak insanlar, muayyen gün ve mekânlarda, geçmişteki mühim hâdiselerle daha kolay irtibat kurabilir ve ulvî heyecanları daha rahat hissedebilirler. Bunlar vesilesiyle, içinde bulunduklar anda geçmişi hatırlar, görünenden görünmeyen âleme kolayca intikal edebilirler. O hâlde böyle muayyen günlerde insanların bir araya gelmesini fırsat telâkkî etmeli, onları hayra ve sâlih amellere teşvik etmelidir. Zira bu günlerde -vaktin tespitinde ister hata, ister isabet edilmiş olsun- büyük kalabalıklar camilere toplanmaktadır. Bu insanların, Allah’ın zikri ve Rasûlü’nün muhabbeti sebebiyle toplanmış olmaları bile Allah’ın rahmetini ve fazlını celbetmeye kâfîdir.

Ancak Peygamber Efendimiz’i sadece Mevlîd Kandili’nde hatırlamak, bizim için büyük bir eksiklik olur. Hâlbuki biz Rasûlullah’ı her zaman hatırlamalı, kalplerimiz daima onunla meşgul olmalıdır. Mevlîd Kandili de, Efendimiz’i bize hatırlatan vesîlelerden sadece biri olmalıdır.

MİRAÇ KANDİLİNDE BOL BOL SALÂT Ü SELAM OKUYALIM

Sultan I. Ahmet Han, her gün sabahleyin bir kâğıda “Muhammed” ismini yazar ve sarığının kıvrımları arasına yerleştirirdi. Bununla:

“Benim büyüklüğüm tâc sahibi olmakta değil, senin ism-i şerîfini her gün başımda taşımakladır Ya Resûlallah!” demek isterdi. Yine bu yüce Sultan:

“−Rasûlullah’ın kabrinin kandillerinde zeytinyağının yanması muvâfık değildir” diyerek Türbe-i Rasûlullah’ın kandillerinde yakılmak üzere gül yağı vakfetmiştir.

Hayatımızın her ânında Rasûlullah Efendimiz’in Sünnet-i Seniyye’sini yaşayarak dâimâ O’nunla beraber olmalıyız. En azından bol bol salât u selâm okuyarak, Efendimiz ile alâkamızı canlı tutmalıyız. Zira salevât-ı şerîfenin feyiz ve bereketi pek çoktur. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

“Allâh ve melekleri, Peygamber’e çokça salât ederler. Ey mü’minler! Siz de O’na salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin!” (el-Ahzâb, 56)

RESÛLULLAH EFENDİMİZE EN YAKIN OLAN KİŞİ

Peygamber Efendimiz’e salevât getirmenin o kadar çok faydası vardır ki saymakla bitmez: Bir salevât getirene, Cenâb-ı Hak on rahmet eder, on derece yükseltir, on sevap verir ve on günahını siler. Rasûlullah Efendimiz, onun salât u selâmına cevap verir ve kıyamet günü ona şefaatçi olur. Salevât hürmetine dualar makbul olur. Kıyamet günü Efendimiz’e en yakın olacak kişi, en fazla salevât getiren kimsedir…

Rivayet edilir ki Hindistan’da bir ayakkabı tamircisi, hem çekiç vurur hem de onunla âhenkli bir şekilde salevât getirirmiş. Bir gün yanına bir kişi uğramış. Tamircinin bu hâlini görünce:

“‒Sen nerede Muhammed nerede? O seni duyamaz!” demiş. Bu hâdisenin üzerinden dört sene geçtikten sonra Cenâb-ı Hak bu zâta hacca gitmeyi nasîb eylemiş. Efendimiz’i ziyaret ettiği esnâda Hücre-i Saâdet’in önünde durunca içeriden, çekiç sesiyle birlikte ayakkabı tamircisinin nağmeli salât u selâmını işitmiş. Cenâb-ı Hak, bu şekilde, mü’minlerin salât u selâmının Rasûlullah Efendimiz’e arzedildiğini açıkça göstermiş. (es-Seyyid Muhammed bin Alevî el-Mâlikî, Havle’l-ihtifâl bi’l-Mevlidi’n-Nebeviyyi’ş-Şerîf, s. 15)



Derleyen: Dr. Murat Kaya, Hadis-i Şerifler 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.