Zafer KARAKUŞ

Zafer KARAKUŞ

Zafer KARAKUŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

Pısa 2015

A+A-
Ülkemizin en sorunlu alanı hiç şüphesiz eğitim.
Bu amaçla gençleri iyi yetiştirip geleceğe hazırlamak öncelikli görevimiz.
Devletimizin bu konuda bütçesindeki en büyük paylardan birisini milli eğitime ayırmaktadır.
964.000 Öğretmenle yürütüle bu eğitime onsekiz milyon da öğrenci katılmakta.
Bu alan hata götürmez.
Çünkü çıktısı insan.

Bu nedenle sık sık gündemimizde olması kaçınılmaz.
Geçtiğimiz hafta bu konuda yayınlanan bir rapor dikkatlerimizi yine bu konuya çekti.
Uluslararası bir karne niteliğindeki bu raporun sonuçları yeni bir durum tespiti için ip uçları sunmakta şüphesiz.
Raporun dayanağı PISA adı verilen uluslararası bir sınav ve sonuçları.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) 15 yaş grubundaki öğrencilere uyguladığı bu sınav öğrencilerin uluslararası ölçekte fen, matematik ve okuma becerilerini ölçen en önemli göstergelerden biri.
PISA 15 yaş grubu öğrencilere çoktan seçmeli, karmaşık çoktan seçmeli, açık uçlu, kapalı uçlu gibi değişik soru türleri uygulanıyor.
PISA Projesi’ne katılacak olan okul ve öğrencilerin seçim işlemi, OECD tarafından tesadüfi yöntemle Milli Eğitim Bakanlığı aracılığıyla belirleniyor.
Diğer ülkelerde olduğu gibi, 15 yaş grubu öğrencilerin bulunduğu tüm okul türlerinden (Anadolu lisesi, Fen lisesi, Meslek lisesi ) öğrenciler PISA’ya katılıyor.
PISA 2015'e Türkiye'den yaklaşık 5 bin öğrenci katıldı.
70 ülkeden katılan toplam öğrenci sayısı ise 540 bin.
Türkiye önceki yıllara göre geriledi.
Fen, matematik ve okumada 2003'ten beri yükselen puanlar 2015'te düşerek, 12 yıl önceki sonuçların bile altına geriledi.
Sıralamada Türkiye, 70 ülke içinde fende 52'inci, matematikte 49'uncu, okumada 50’inci sırada yer aldı.
2003 yılında 434 olan Fen puanı 425'e, 423 olan matematik puanı 420'ye, 441 olan okuma puanı ise 428'e düştü.
Üç alanda da en başarılı ülke Singapur.
Şimdi şapkamızı önümüze koyup düşünme zamanı.
“Eğitim bütçemiz her yıl artarken, okul binaları yenilenirken, sınıf mevcutları azalırken, FATİH projesi uygulanırken, Öğretmen eksikliğimiz hemen hemen kalmamışken, neden çocuklarımızın başarısı düşüyor?
Karne kötü.
Hoca “bu çocuk okumaz” diyor.
Ne yapmalı?
Bilen var mı?
Ama bu başarısızlık için de mazeretlerimiz hazır.
Hava şartları kötü idi…
Hazırlıklarımız yetersizdi…
Bunlar klasik mazeretler.
Bunun yanında, konuya hakim olanlar da şu tespitlerde bulunuyor başarısızlık için;
-Meslek Liselerini de değerlendirmenin içine aldılar…
-Öğretmenlerimiz istediğimiz performansta değiller…
-Ezberci eğitim sistemine sahibiz…
-Öğretmen niteliğine önem verilmeliyiz…
-Anne babanın eğitim seviyesi düşük…
-Müfredat içeriği beceri odaklı olmalı…
-İçerikler öğretmen yerine öğrenci odaklı olmalı…
- Aktivitelerle, sunumlarla, projelerle öğrenmenin gerçekleşmesi gerekli…
-Öğrencilerin sosyo-ekonomik açıdan zayıf olması…
Vesaire, vesaire…
Evet, başarısızlığın nedeni belli oldu.
Öğretmenler, öğrenciler ve veliler…
Peki, 2012’de Ulusal Öğrtemen Stratejisi belgesi hazırlanıp uygulanmamasının, Öğretmen niteliğinin geliştirilememesinin, Milli Eğitim politikalarının sık değişmesinin, Müfredaat programlarının sürekli değiştirilmesinin, Alanı bilmeyen bürokratların, yöneticilerin sâhi hiç mi suçu yok?
Sormak lazım, bilemiyorum…
 
Bu yazı toplam 197 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.