Batı ülkelerini taklide ihtiyacımız yok
03 Aralık 2016 Cumartesi

Batı ülkelerini taklide ihtiyacımız yok

Müslüman ülkelerin asrın en ileri teknolojisine sahip olmaları için müşterek yatırımlar yapmaları ve koordineli kalkınma plânları hazırlamaları şarttır. Hiçbir Müslüman ülkenin Batı ülkelerini taklide ihtiyacı yoktur. Ne faizci–sömürücü kapitalizmin ne de insan tabiatına uymayan komünizmin ve komünizmden türeyen cereyanların insanlara saadet getirmesi mümkün değildir.

25 Kasım 2016 Cuma 10:38
Batı ülkelerini taklide ihtiyacımız yok
Müslüman ülkelerin asrın en ileri teknolojisine sahip olmaları için müşterek yatırımlar yapmaları ve koordineli kalkınma plânları hazırlamaları şarttır. Hiçbir Müslüman ülkenin Batı ülkelerini taklide ihtiyacı yoktur. Ne faizci–sömürücü kapitalizmin ne de insan tabiatına uymayan komünizmin ve komünizmden türeyen cereyanların insanlara saadet getirmesi mümkün değildir.

Son günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Türkiye, uluslararası platformda AB liderleri ve ABD’li yetkililerle restleşme görüntüsü veriyor. Haber bültenlerinde gün aşırı bu yönde tartışmalara şahit oluyoruz. ABD’nin ve AB’nin terörü finanse ettiğinden samimi davranmadıklarına varıncaya kadar bir yığın eleştiri işitiyoruz. Çözüm olarak ortaya konan söylemler ise “yine mi?” sorusunu akıllara getirecek cinsten. Birkaç gündür Türkiye’nin AB özelinde Batı’nın genel tutumu karşısında yeni arayışlara yöneldiği ve hatta Şanghay’a üye olduğu yönünde büyük bir coşku ve zafer edasıyla sunulan haberleri görüyoruz..

Nedense, Milli Görüş dışında hiç kimse, Batı’ya karşı Şanghay’a yönelme yönündeki bu tercihi sorgulama ihtiyacı hissetmiyor. Dahası, bunu oldukça normal de karşılıyor. Pisliğin pislikle temizlenemeyeceği gerçeği, ahlaklı siyasetin en önde gelen ilkelerindendir oysa. ABD ve AB’ye ruh veren inanç değerleri ile Şanghay’ı oluşturanların değerlerinin arasında fark olmadığı bilindiği halde neden yanlışta ısrar edilir ki? Zulüm dünyasının panzehirinin adaleti esas alan dünya görüşünde olduğunu hâlâ göremiyor muyuz yoksa? Tüm dertli ve ferasetli zihinlere “adalete dayalı yeni bir dünya” idealini aşılayan Erbakan Hocamızın bundan tam 40 yıl önce yaptığı konuşmasından devam edelim.

SIRLAR boyu Müslüman ülkelerin hâkim olduğu devirlerde yeryüzünde temelde hakkaniyet ve adalet hâkimdi. Bir ülkenin insanlarını yurdundan çıkartıp, yabancıları oraya yerleştirmek veya ülkeleri insan haklarına aykırı olarak müstemleke yapmak gibi fiiller cereyan edemiyordu. Son asırlardaki haksızlıkların ve insanlığın bugün içine düştüğü manevî çöküntünün önlenebilmesi, bunların ortadan kalkması için Müslüman ülkelerin dayanışması ve yeniden güçlenmeleri lüzumludur ve bütün insanlık için faydalıdır. Asırlar boyu düzenlenen haçlı seferleriyle İslam âlemine hücumlar yapıldı. Bugün bunların hata olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Son bir asrın ilk yarısında Müslüman ülkelerin büyük kısmı insan haklarına aykırı olarak yabancıların istilâsı altına girmişti. Fakat çok şükür son 50 yıl zarfında Müslüman ülkeler bu haksız istilâlardan yaptıkları millî mücadeleler ile kendilerini kurtardılar. Bugün çok şükür Müslüman ülkeler haksız istilâlardan bazı istisnalar hariç kurtulmuşlardır. Müslüman ülkeler 1969’da ilk İslam Konferansı’nı akdettiler. Ve o tarihten beri aralarında her türlü işbirliğini artırmaya, her sahada dayanışmaya başladılar.Biz, İslâm Konferansı’nın, zaman zaman toplanıp dağılan bir teşkilât olması yerine sürekli olarak çalışan güçlü ve devamlı bir teşkilât olmasını temenni ediyoruz.

Biz, İslâm Konferansı’nın organlarının yapacağı çalışmalarla Müslüman ülkeler arasındaki ekonomik, siyasî, kültürel işbirliğinin en ileri dereceye ulaştırılmasını istiyoruz. Bütün Müslüman ülkeler arasında daha fazla gecikilmeden müşterek pazar kurulmalıdır. Müslüman ülkelerin asrın en ileri teknolojisine sahip olmaları için müşterek yatırımlar yapmaları ve koordine kalkınma plânları hazırlamaları şarttır. Hiçbir Müslüman ülkenin batı ülkelerini taklide ihtiyacı yoktur. Ne faizci sömürücü kapitalizmin, ne de insan tabiatına uymayan komünizmin ve komünizmden türeyen cereyanların insanlara saadet getirmesi mümkün değildir.

İslâm Konferansının kültür araştırmaları yapan, sıhhatli bir ekonomiye geçişi sağlamak için ekonomik araştırmalar yapan ve mesut bir topluluk doğmasını hedef alan sosyal araştırmalar yapan organlarla teçhiz olunmasında zaruret vardır. Müminler kardeştirler. En güzel işbirliği ve her türlü ileri dayanışma Müslümanlara ve Müslüman ülkelere yaraşır. Bir milyarlık İslâm âleminin bugün elliye yakın ülke halkı olarak bütün mensupları, aynı hedeflere erişmeyi istiyorlar. Kalp beraberliği, gönül arzusu ve hedef beraberliği içindedirler. Bu yüzden İslâm Konferansı’nın kısa zamanda daha çok ileri mesafeler katedeceğine inanıyoruz. (Erbakan, 7. İslam Ülkeleri Konferansı Konuşması, 13 Mayıs 1976)

Biz, İslâm Konferansı’nın, zaman zaman toplanıp dağılan bir teşkilât olması yerine sürekli olarak çalışan güçlü ve devamlı bir teşkilât olmasını temenni ediyoruz.
Bir milyarlık İslâm Âleminin bu gün elliye yakın ülke halkı olarak bütün mensupları, aynı hedeflere erişmeyi istiyorlar. Kalp beraberliği, gönül arzusu ve hedef beraberliği içindedirler.

İKİNCİ YALTA KONFERANSI
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Kırım’da ABD Başkanı Rossevelt, SSCB lideri Stalin ve İngiltere Başbakanı Churchill’in katılımıyla yapılan toplantı “Yalta Konferansı” olarak isimlendirilmektedir. Bu konferansın ardından “yeni dünya düzeni” oluşturulmaya başlanmış ve BM gibi uluslararası kuruluşlar ile bugünkü dünyanın temelleri atılmıştır. Erbakan Hoca işte bu nedenle Milli Görüşçülere “II. Yalta Konferansı” hedefini işaret ederek mevcut dünya yerine “yeni bir dünya” idealini resmetmektedir. Erbakan’ın işaret ettiği bu konferansın en önemli özelliği ise “galiplerin/güçlülerin ya da belli bir grubun” değil “tüm tarafların” birlikte katılarak şekillendireceği nitelikte olmasıdır. Dolayısıyla bu kavram, aynı zamanda Milli Görüş’ün dış politika vizyonunu anlamada anahtar role sahiptir.

“… 2. Viyana kuşatmasından sonra maddi güç 350 seneden beri ırkçı emperyalizmin eline geçti. Birinci Cihan Harbi’ni yaptı; Osmanlı’yı yıkıp, Büyük İsrail’i kurmak için ve söz dinlemeyen imparatorları tasfiye etmek için. İkinci Cihan Harbi’ni yaptı; söz dinlemeyen diktatörlerin tasfiyesi için. Birinci Yalta Konferansı ile bugünkü Dünyayı kurdu.

Bu dünya ırkçı emperyalizm dünyasıdır.

1990 yılında ilan ettiği 20. Haçlı Seferi ile şimdi amentülerindeki 4. hedefi gerçekleştirmek için canla, başla çalışıyorlar. 1990’da komünizm iflas edip, Sovyetler dağıldığında İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher İskoçya’daki NATO toplantısında yaptığı konuşma ırkçı emperyalizmin plan ve niyetini apaçık ortaya koymaktadır. Nitekim bu konuşmada: ‘Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra (Şimdi ne yapacağız, NATO’yu fesih mi edeceğiz ?) sorusuna Thatcher, “Düşmanı olmayan ideoloji yaşayamaz. Bizim yaşayabilmemiz için mutlaka bir düşmanımızın olması lazımdır. Sovyetler Birliği dağıldı ve düşman olmaktan çıktı. Onun yerine yeni bir düşman koymamız gerekiyor. Bu yeni düşman İSLAM olacaktır.” cevabını vermiştir. Bu konuşmayı takiben 19 yıldan beri insanlık huzura, barışa hasret kaldı. Tek kutuplu bir dünya ile savaş, kan ve gözyaşına boğuldu. Bulunduğumuz nokta, ırkçı emperyalizmin hali hazır zulüm dünyasını göstermektedir. İşte bu saydığımız gerçekler yüzünden 1. Yalta Konferans’ında kurulmuş olan, “Zulüm Dünyası” yerine, “Yeni Bir Saadet Dünyası”nın kurulması zorunlu hale gelmiştir.”(Erbakan, D-8 12. Yıl Etkinlikleri Konuşması, 20 Haziran 2009) 


 

banner349

 

YASAL UYARI :Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Hakimiyet İletişim Yayıncılık Turizm İnş. Organizasyon San.Tic.Ltd.Şti'ne aittir.Köşe yazısı/haber kaynak gösterilse dahi kullanılamaz.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.




    Konya'da hangi ilçede yaşamak istersiniz?

    banner386
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    ARŞİV
    Konyaspor | Ekonomi | aöf final sınavları |Konya haberleri |