1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Postmodern Darbe'ler bitmez
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Postmodern Darbe'ler bitmez

A+A-

Hafızalarda acı bir tebessüm bırakarak 28 Şubat sürecinin bir yıl dönümü daha hatırlanıp dillendirilecek.  Kişisel hak ve özgürlüklerin baltalandığı, ekonomik olarak oldukça yüksek bedel ödediğimiz bir süreçten geçtik.  Tanklar namlularını düşmana değil kendi halkına karşı çevirdi. Nam-ı diğer 'Postmodern darbe', Cumhuriyet tarihinin en derin ekonomik krizine zemin hazırladı. Yaşadıklarımız, bu korkunç sürece destek veren şakşakçıların bile birçoğunda burukluk ve pişmanlık oluşturdu.

Dönemin Refahyol hükümetine karşı sivil bir platform oluşturan Türk-İş, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, İşveren Sendikaları Konfederasyonu, DİSK ve Türkiye Esnaf Konfederasyonu'nun üyeleri, bugün her ne kadar farklı düşünseler de kamuoyunda 'Beşli Çete' olarak adlandırabileceğimiz 'sivil inisiyatif’, 28 Şubat'ın kötü bir dönem olarak tarihe kayıt düştüğünü zaman zaman itiraf ettiler. Dönemin DİSK Başkanı Rıdvan Budak, geçen yıllarda yapılan bir röportajında; "Keşke 28 Şubat hiç olmasaydı, sivil siyasî sürecin önü kesilmeseydi." diyebilmiştir.

TİSK Başkanı Refik Baydur da 28 Şubat'ın millete zarar verdiği görüşünü dillendirebilmiş;  ne o günlerde ne de daha sonra, herhangi bir rejim tehlikesinin olmadığının altını çizerek günah çıkartma moduna girmiştir.

28 Şubat sürecinde çetin bir 'psikolojik savaş' yaşadığımız gerçeği göz ardı edilemez. Halkın değerleri, kutsalları, onurları, inançları aşağılandı; fişlendi, şişlendi, joplandı, yaftalandı, fail-i meçhullere kurban gitti. İnsanlarımız ikna odalarında psikolojik  inanç sınavlarına tabi tutuldu. Bin yıl süreceği varsayımıyla halkına tuzak kuranlar, All(cc)’ın da kendilerine bir tuzak hazırladığından gafildiler. Postmodern Darbe  mağduriyetleri, kırgınlıkları, acıları da büyüttü. Üstelik bu sonuca giden yolda işçi ve işveren aynı çatı altındaydı ve kamuoyu, bu birlikteliği de 'Beşli çete' olarak kayıt düştü tarihin tozlu sayfalarına.

27 Mayıslar, 12 Martlar, 12 Eylüller, 28 Şubatlar...

Sivil siyasi sürecin önü kesile kesile bugünlere geldik. Bu süreç hiç kesilmeseydi Türkiye bugün olgun bir demokrasiye sahip olurdu ve kendine, tarihine, inançlarına, kültürüne, fıtratına uygun bir anayasaya da kavuşurdu diye düşünüyorum.

Dönemin RP lideri merhum Prof.Dr. Necmettin Erbakan 28 Şubat sürecinin daha ilk başında üstün zekâsına rağmen ürkmüştür, tırsmıştır ve dik duran bir siyasetçi olamamıştır. Mutlaka kendine göre haklı sebepleri vardı. Ama Recep Tayyip Erdoğan tüm siyasîlerin postallılara karşı tırsma  geleneğini bozdu ve  delikanlıca dik durmasını bildi. Büyü bozuldu, Pandora’nın kutusu açıldı. Mukavvadan kahramanların, 28 Şubat sürecinin bin yıl devam edeceği kehaneti kısa sürede iflas etmiştir. Bu güruhun, halk kahramanı Köroğlu karşısında Bolubeyi’nin dize geldiği gibi süklüm püklüm olduklarına şahit olduk. Her geçen gün bütün pislikleri gün yüzüne çıkmaya başladı ve çıkmaya da devam ediyor...

Hiçbir zulüm ve istibdat kalıcı değildir;  zulümle abâd olanların akibetleri tarih boyunca berbât olmuştur.

Şimdilerde,  adaletin mülkün temeli olduğuna inanan,  iyilikleri tavsiye eden ve kötülükleri engellemeye çalışan müminlerin;  fesatsız, özgürlükçü, çağın sorunlarına cevap verebilen,  kullara değil Yaratanına kul olduran, ilhamını hayat kitabından, örneğini son önderinden alan bir siyasete, ekonomiye, sosyal adalete kürek çekmeleri gerekiyor. Aksi halde şeytanın oyunları, programları, darbeleri, zulüm ve ikna yöntemleri kıyamete kadar bitmeyecektir.

Bu yazı toplam 294 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.