1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. PROMOSYON NEREYE GİTTİ?
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

PROMOSYON NEREYE GİTTİ?

A+A-

         Birkaç aydır özellikle de emekliler arasında yaygın söylenen ‘promosyon’ tabiri bugünlerde konuşulmaz olmuştur. Gerçi memurlar arasında bilinen bir şey imiş. Ancak ben ve benim gibi emekli olanlar da sanırım böyle bir konuyu emekliler için de söz konusu olunca duydular.  

Kendim de emekli olunca ve konu bizimle ilgili olarak yaygınlaşınca ve etraftan konu hakkında meşruluğu açısından sorular sorulmaya başlayınca biz de yakından ilgilendik.

Nitekim konu hakkında şifahi olarak verdiğim fetvaların yanı sıra bir de yazı yazmıştım. Yazdığım yazıda verileceği söylenen bu promosyonların verilişi açısından bakıldığında dini bir problemin olmadığını, ancak kaynağına bakıldığı zaman Devlet Bankalarının yalnız bankacılıkla meşgul olduklarını bu sebeple de kazançlarının tamamının faizden geldiğini, bundan dolayı alınması hâlinde, eğer alan kişi kendisi fakir ve muhtaç ise kullanabileceğini, fakat muhtaç değil ve geliri giderini karşılayan bir imkâna sahipse aldığı bu promosyonu fakirlere vermesinin uygun olduğunu söylemiş ve bu durumu o yazımda herkese de duyurmuştum.

Fakat iş böyle devam etmedi. Görebildiğim kadarıyla iş döndü dolaştı ve emeklilerle banka arasında bir anlaşma gerektiği noktasına geldi. Bu ise nereden bakarsak bakalım, bir faiz anlaşması ve sözleşmesidir. Yani iş promosyon olmaktan çıkmıştır.

Çünkü promosyon bir teşvik primidir ve devlet tarafından verilmesi istenen ve verileceği söylenen de başlangıçta bu mahiyette idi.

Meselâ maaşla çalışan bir kimseye patronunun, çalışmasından memnun olması sebebiyle, maaşında ayrı olarak, bir bayram ikramiyesi veya çalışmasının takdir edildiğini gösteren ve daha bir iştahla çalışsın diye verdiği bir pirim ne ise verileceği söylenen promosyon da başlangıçta öyle idi.  

Ancak bugün verileceği belirtilen promosyon bu özelliğini kaybetmiş bulunmaktadır. Çünkü geçmişle ilgili ve alacak kimselerin bir isteği olmaksızın verilmiyor. Aksine alacak memur veya emekli ile verecek konumda bulunan banka karşılıklı olarak bir anlaşma ile bu işi akde bağlıyorlar.  

Banka geçmişteki yapılan işleri göz önünde bulundurmaksızın, bundan sonra üç yıl maaş alım işlerini benim kurumumdan yapmaya söz verirsen sana bunun karşılığında ve hem de alacağın miktarı da göz önüne alarak şu kadar, para vereceğim noktasına gelmiş ve daha doğrusu bu noktaya çekmiştir.

Artık bundan sonra bankanın vereceği para ne teşvik pirimidir ve ne de ‘promosyon’ gibi bir başka adı kullanacak niteliktedir. Bu doğrudan doğruya bir fayda, menfaat anlaşmasıdır. Aralarında buna ne ad verirlerse versinler bu faydanın adı ‘faiz’dir.

Faiz de dinimizde haram kılınmış bir muamele ve gelirdir. Veren de alan da aynı noktadadır.

Sağlanan bu menfaatin, faiz olması için, mutlaka para olması da şart değildir. Memur veya emekli olan kişi ve kişilerin belli bir süre paralarını belli bir bankadan almaları karşılığında elde edecekleri her türlü maddi menfaat faiz içindedir ve dinimize göre de helâl değildir.

Bu işe imza atacak kişilerin başlangıçtan faizi elde etmek için imza attıklarını bilmeleri gerekir.

Ne yapmalıyız? Sorusunun cevabı ise şu olmalıdır: Promosyon adıyla verilen veya verilecek olan bu paraları alıp ihtiyaç sahibi olan ve öyle olduğu bilinen kimselere vermektir.  

Başka bir fayda karşılığında anlaşılmış ise bundan da vazgeçmektir.

Bu yazı toplam 263 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.