1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Ramazan Ayı ile Gelenler...
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Ramazan Ayı ile Gelenler...

A+A-
19 Temmuz 2013 Cuma günü Konya MHP İl Teşkilatının İftar yemeğinde katıldık. Uzun yılar beraber siyaset yaptığımız gönüldaşlarımla görüşme imkanı buldum. 
Muhteşem kalabalık vardı. Dersem abartmamış olurum.
Konya Mevlana Kültür Merkezi Bahçesinde bir yanda Üçler Mezarlığı diğer yanda Mevlana Türbesi, Şehitlik ve Kuranı Kerim tilaveti manevi hava içerisinde oruçlarımızı açtık.
Bizim masamaızda Arıkören Belediiye Başkanı Sami Bilgi, Okçu Belediye Başkanı Ali Toksöz, Apa Belediye Başkanı Halil Gülşin, Arıkören eski belediye Başkanı Doğan Uysal, İl Genel Meclis Üyesi Adnan Batumlu, MHP Çumra eski ilçe Başkanlarından ben Ahmet Yıldız, Ahmet Gündüz yıllarca berber çalıştığımız Ahmet Çelik, Himmet Tömtöm ve mevcut ilçe yöneticisi İbrahim Çiçek bulunuyordu.
Ertesi günü VAN'ın Gürpınar İlçesi'nde çöp kamyonu ile çarpışması sonucu hayatını kaybeden Okul arkadaşım Adnan Bilginin yeğeni Uzman Çavuş Serdar BİLGİ Arıkören Kasabasındaki baba ocağında iftarımızı açtık.
Cenabı Allah ailesine sabırlar versin.
Yörükcamili üzeri dönüşte iftar teravi arasında Zeki Çelik’in ikram ettiği ayranı içtikten sonra Çumra’ya döndük.
Ramazan ayını kendi çapımızda ayın manevi havası içinde dolu dolu geçirmeye gayret ediyoruz.
Ancak, İslam Dünyasının içinde bulunduğu durumu gözönüne getirince de neyin bedeli diye kendimize sormadan edemiyoruz.
Halen Milli Gazetede makale yazan Mehmet Şevket EYGİ Sabah gazetesindeki mülakatında son yedi yılda yeni bir akım oluştuğuna işaret ediyor.
“ MÜSLÜMANLAR, ÇAĞDAŞ MODERN HAYATA ZÜCCACİYE DÜKKANINA GİREN FİL GİBİ GİRDİLER.”
O zaman zücaciye dükkanının sahibinin yerinde kimse olmak istemez. Ancak dükkanın sahibi maalesef biziz.
Burada Nasrettin Hocanın Fincancı katırlarını ürkütme olayı aklıma geldi.
Hoca, bir gece mezarlık kenarında yürüyerek evine doğru giderken, ayağı kayar ve boş bir mezara düşer. O zaman kendi kendine "Acaba burada biraz yatsam suâl melekleri bana da gelir mi?" diye düşünür ve gömleğini çıkararak yarı çıplak mezara uzanır. Bu sırada hayvanları çanak çömlek ve cam eşya ile yüklü katırcılar da mezarlığa doğru gelirler.
Katırların boyunlarına asılı zincirlerin çıkardıkları sesler, hayvanların konuşmaları ve katırcıların bağrışmaları duyulur. Nasreddin Hoca, bütün bu gürültü ve seslerden hiçbir anlam çıkaramaz. Kendi kendine "Ne tâlihsiz bir zamanda buraya düştüm. Kıyâmet Günü gelmişe benziyor" der.
Dehşet ve korku içindeki Nasreddin Hoca hemen mezardan kaçmayı düşünür. Fakat tam mezardan çıkacağı sırada, fincancı katırları da Hoca'nın düştüğü mezarın önüne gelirler.
Mezardan yarı çıplak bir mahlûkun çıktığını gören hayvanlar, paniğe kapılarak ve birbirlerine çarparak koşuşmaya başlarlar. O zaman da sırtlarındaki çanak, çömlek ve cam eşya yere düşerek paramparça olur.
Sinirlenen katırcılar, Hoca'yı yakalayarak kim olduğunu, geceleyin mezarlıkta ne aradığını sorarlar. Ne diyeceğini bilemeyen Hoca, öteki dünyadan geldiğini, bu dünyada olan biteni merak ettiğini söyleyince, katırcılar Hoca'yı iyice hırpalarlar.
Hoca, gece yarısı vücûdunun her tarafı ağrı ve sızı içinde evine geldiği zaman karısı niye geç kaldığını sorar. Öteki dünyâdan geldiğini söyleyince karısı:
--- "Peki o dünyada neler olup bitiyor?" diye sorar.Hoca ;
---"Hiçbir şey! Eğer fincancı katırlarını ürkütmezsen...
Bu deyim "topluluğun nüfuzlu kişilerini tenkit etmekten kaçınmak" anlamında da kullanılmakla birlikte dünyada yaptıklarının muhakkak hesabının sorulacağını da anlam yüklenmektedir.
Hayırlı Ramazanlar Efendim!..
 
Bu yazı toplam 66 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.