1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. RAMAZAN AYINDA LATİFELER YAPMAK!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

RAMAZAN AYINDA LATİFELER YAPMAK!

A+A-

Mübarek Ramazan Ayının manevi iklimi içinde yaşamak ve bu ayın keyfiyeti gereği ibadetlerimizi artırmak dahası fazlası ile hayır hasenatta bulunmak güzelliğini yaşıyoruz. 
Tabi zaman zaman abartıya varan davranışlarımız oluyor. İsrafa denecek kadar lüks içinde verilen sen ben bizim oğlan iftarlarımızda oluyor.
Hayır hasenat deyince Dr. Ömer Yıldırım Başkan nakille aktarıyorum. Ramazan ayında zekat verme adeti üzerine hemşerimiz Dr. Ömer Yıldırım Başkana;
--- Doktorum zekâtımızı kime verelim? Diye sorunca yazıhanede oturan zengin hali vakti yerinde hemşerimiz söze karışmış;
--- Bana versin doktorum Cenabı Allah’ta bana veriyor..Şeklinde cevap veriyor..
*
Bizim iftarlar da zekata talip olan zengin adamın işine mi benzemesin de zekatımızı, fitırımızı ve diğer hayır hasenatımızı yerli yerinde gösterişten uzak yalnız ve yalnız Allah rızası için yapalım inşallah değil mi?
*
Konuşmayalım mı?
Sustuk mu, niye konuşmazsınız? Diye sorarlar.
Hâlbuki bizi “SÖZ GÜMÜŞSE, SÜKUT ALTINDIR.” Tembihini yapmamışlar mıydı?
*
Sadi; 
Söz gümüşse, sükût altındır!
Bunu, Konuşulacak yerde konuşmak,
Susulacak yerde susmak! Şeklinde ifade etmiş.
Her insan konuşmayı ve susmayı yerine ve zamanına göre ayarlamalıdır.
Çok söz yalansız, çok mal haramsız olmaz!
Bilirsen güzel kelam söyle ibret alsınlar, bilmezsen sükût eyle adam sansınlar!
Bir konuş bin dinle!
Gibi bedavadan konuşmamak gerektiğini ifade eden bizden önce yaşayan atalarımız ifade etmişlerdir.
Japonlar çocuklarına önce susmayı öğretirlermiş.
Biz şimdi önce konuşmayı mı öğretiyoruz?
Sonra da her türlü mekânda çocuklarımızı susmaları için uyarırız öyle değil mi?
Geçmiş yıllarda Selçuklu Tıp’ta Oğlum Eşref Emin’i burun ameliyatı yaptırdık. Hastanede oda arkadaşı eski tanıdıklarımdan çıktı. Ben her ikisine birden refakatçilik ettim.
O tanıdık dost da ses tellerinden ameliyat olacakmış. Dün bugün derken ameliyat sırası gelene dek sohbet ettik.
Ameliyat sonrası bu dostumuza altı gün konuşmayacaksın: Demişler. Ben başlarında refakatcıyım. Baktım olmayacak eline kalem ve unutmayınız not kâğıtlarından verdim. İsteklerini bana bu şekilde bildiriyordu.
Bu arada Ahmet Kalaycı Ağabey geldi. Ortak dostumuzun niye konuşmadığını sordu. Ben espri kattım;
--- Benim olduğum yerde o konuşamaz! Dedim. Sonra baktım orucu bozacak doktor 6 gün konuşmayacaksın. Demiş onun için konuşmuyor. Bir başka arkadaşımız sorunca da;
--- Ağaya susturucu taktırdım. Diye cevap verdim.
Bu arada Eşref Emin ameliyat öncesi gece 12’den sonra yemek yememesi tembih edilmiş 15.30’da ameliyat oldu. Ayılması odasına gelmesi saat beşi buldu. Eşref;
--- 6 Saatte yeme içme yasak gece on biri bulacak oruçtan daha fazla 23 saati bulacak bizim açlık susuzluk. Dedi.
Hesap doğru, sayısalcı olmanın keyfiyetidir. Dedim. Ancak, bu hesapta sıkıntı var.
Susamak ile susmayı mı karıştırdık ne?
Biz her zaman zamansız konuşur ve zamansız susarız.
Sonra bağırırız; Susma, sustukça sıra sana gelecek!
Boş lakırdı ve gereksiz sözlerden daima uzak kalmalıyız. Diline sahip olan kimselere Allah katında yüksek makam ve mevki sahibi olur.
Rahmetli Ninem;
--- “Dilim senden çektim zülüm.” Derdi. 
Manasız yersiz, zamansız konuşmalar dünya ve ahret için hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.
Ya bedavadan günah kazanma vebal taşıyan iftiraya varan sözler ise yenilir yutulur yanı olamaz. Dinimizce ve töremizce yasaklanmıştır.
İşin özü yerli yerinde konuşmak yahut susmak en güzelidir.
Zamanında konuşmayıp sonradan konuşmak havanda su dövmeye benzer.
Bu konuşma yağmur geçtikten sonra şemsiye açmak gibidir.
Bizden önce yaşayan büyüklerimiz ise;
Yağmur geçtikten sonra kepenek çullanmaz. Şeklinde ifade etmişlerdir.
Nasıl öyle değil mi?

Bu yazı toplam 1860 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.