1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. RAMAZAN BAYRAMI VE İSLAM ALEMİNİN HALİ
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

RAMAZAN BAYRAMI VE İSLAM ALEMİNİN HALİ

A+A-

Ramazan ayının sonuna geldik. Yarın Allah’ın izniyle arife gününü, ardından gelen üç günü ise ramazan bayramı olarak idrak edeceğiz. Allah kabul buyursun. Cümleten ramazan bayramlarınız şimdiden mübarek olsun. Tüm İslam âleminin huzur ve refahına, tüm insanlığın da hakkı bulmasına vesile olsun inşallah. Dünyanın birçok noktasında Müslümanların idrak ettiği bu kutsal ayın ertesinde o yüce ümmet üzerinde oynanan oyuna dikkat çekmek istiyorum.

Hepimizin oldukça farkında olduğu bilinen acı gerçek, bu kutlu ümmet üzerinde oynanan çirkin oyunlar ve o oyunlarda maşa olarak kullanılan sanki bizden gibi görünen devlet idarecileridir. Daha bir yanda yanan alev sönmeden yenisini ekleyerek İslami uyanışın, İslami şuurun ve bilinçlenmenin önünde devasa set kuran büyük şeytan Amerika’nın ümmetle bunca zamandır oynadığı oyunlarda birlikte hareket edememenin getirdiği can kaybını düşünebiliyor musunuz? Aslında daha evveliyatı var ama ben 1990’lı yıllarda patlak veren Bosna savaşından itibaren dikkatlerinizi çekmek istedim. Medeni Avrupa(!)’nın bir parçası gibi görünen Sırp Devleti’nin 1 Mart 1992 itibariyle fiilen başlayan katliamla Müslümanlara kan kusturduğu yıllarda bendeniz Mısır’da eğitim almak amacıyla Kahire’ye gitmiştim. Derslerimize kendimizi yeterince veremiyor, yaşanan bu acı gelişmeler karşısında boğazımızdan inen her bir lokma adeta zehre dönüşüyordu. Dualar ediyor, İslam âleminin üzerinde oynanan çirkin oyunların son bulması için elimizden geleni yapmaya çalışıyorduk. Düşünebiliyor musunuz? Kimimiz tahsilini yapmak üzere bir telaş peşinde koştururken kimimizde yaşadıkları arzı korumak amacıyla çoluk, çocuk, genç, yaşlı demeksizin canını, ırzını ve namusunu müdafaa uğrunda gayret gösteriyordu. Bu acı savaş bittiğinde takvimler 14 Aralık 1995 yılını göstermekteydi. Yani eğitim hayatım boyunca bir ülke ateşler içinde kavrulmuş ve nice canlar katledilmişti.

Tabi bu savaş sadece birisiydi. Bölgeyi kontrolü altında tutmak isteyen emperyalizm dünyasının ağzından akan salyalar dinecek gibi değildi.

Az daha geriye giderek düşünelim. 1979 yılında İran’da yapılan İslam Devrimini çıkarları açısından tehlikeli bulan ABD, Irak’ın İran’a karşı giriştiği savaşı desteklemiş ve silah yardımında bulunmuştu. Birçok Avrupalı ve ABD’li firmada Irak’a kitle imha silahlarını, sahip oldukları teknolojiyle birlikte satmışlar ve Irak’ın kitle imha silahları üretmesine katkıda bulunmuşlardır. Bu silahlanmayla birlikte askeri gücü ve güveni artan Irak yönetimi ülke kaynaklarını daha fazla silahlanmaya harcayarak, soğuk savaş sonrası yeni bir dünya düzeni, daha doğrusu bir dünya imparatorluğu kurmak isteyen ABD’ye meydan okumaya başlamıştı.

Dünyanın en büyük teknoloji üreticisi olan ABD, bu üretim için dış kaynağa bağımlıydı ve bunu da dünyanın ikinci büyük petrol rezervlerine sahip olan Irak’tan sağlamak, bu devleti kontrolü altında tutmak istiyordu. Tüm bu sebepler 1990’lı yıllardaki sorunların başlangıç noktasını oluşturmuştur.

Dikkat edin 90’lı yıllar yeni bir dünya düzeni kurmaya çaba gösteren zalimlerin attığı adımlarda önemli tarihlerdir. Adım adım hedefe yürümeyi planlayan batılı emperyalistler asla boş durmayacaklar ve her fırsatta bir İslam coğrafyasını kan ve gözyaşıyla yoğurmaya devam edecekti.

Nitekim öylede olmadı mı? O günlerde başlayan katliam furyası günümüzün 2017‘sinde dahi bütün acımasızlığıyla sürmekte ve her geçen gün yeni işaretlenen ülkeler ve halklar savaşın acımasız yüzüyle muhatap bırakılmaktadır. Bölgede ki İslami birliği engelleme uğruna büyük gayret gösteren başta Amerika olmak üzere onun arkasından koşmakta olan köpekliğini yapmaya dünden razı Avrupa ülkeleri bugün hiç hesaba katmadıkları saldırı ve katliamlarla tanışmaya başladı. Yaptıklarının yanına kar kalacağını zanneden batı dünyası geçmişinin kirli ayrıntılarıyla yüzleşmeye başladı. Günü geldiğinde de bize karşı kullandığı ne kadar hain varsa başına bela olacak ve yıkılışa geçecektir. Bu yıkılış sürecinde ellerinden geldiği kadar fitne tohumları yayarak İslam ümmetine zarar vermek istese de buna muvaffak olamayacaklardır.

Şimdi 1990’lı yıllarda başlayan süreç, Arap baharı adı altında yeni bir boyuta taşındı ve bugüne kadar kullandıkları devlet liderlerinin ortadan kaldırılmasıyla kendi maşalarını öne sürdüler.

Bugün Libya’da çift başlılık, Cezayir’de halkla devlet arasında ki uçurum, Sudan’da ki bölünme, Mısır’da Mursi’nin devrilerek kendi maşaları olan Sisi’ye meydan vermeleri aslında hedeflenen bir oyunun devam eden süreçleriydi. Sondan bir önce olarak ta Körfez ülkeleri arasına fitne ateşi atmak amacıyla Katar’a karşı acımasız ve çirkef bir saldırı başlattılar. Bu işin devamında da asıl hedef olan İran ve Türkiye’nin dizginlerini ele almak istiyorlar. Ama uyanan İslam dünyası buna inşallah fırsat vermeyecektir.

Dikkat edin! İran’ı ambargoyla, Türkiye’yi terörle dizayn çabaları da boşa çıkınca Katar gardını açtılar.

Çok çirkin bir oyun oynanıyor ve halen hangi noktada olduğumuzu, kimin dost kimin düşman olduğunu bilemeyecek noktadayız.

Allah sonumuzu hayreylesin.

Bu yazı toplam 478 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.