1. YAZARLAR

  2. Ahmet Balcıoğlu

  3. Ramazan, İbadetten Kültüre
Ahmet Balcıoğlu

Ahmet Balcıoğlu

Ahmet Balcıoğlu
Yazarın Tüm Yazıları >

Ramazan, İbadetten Kültüre

A+A-
Ramazan nedir?
Ramazan bizim için ne ifade ediyor?
Ramazan hangi yönüyle öne çıkıyor?
Ramazan deyince ne akla geliyor?
Ramazan pidesi mi hem de tahinli yoksa mükellef iftar sofraları mı?
Ramazan deyince sadece iftar, sahur, teravih mi aklımıza gelecek?
Ramazan kültürü nedir?
Bir ibadet nasıl kültürleşir?
İbadet kültürleştiğinde ibadetten neler eksiliyor?
Kültürleşen ve adetleşen bir Ramazan ne kadar ibadet olur?
Ramazanın içini boşalttık mı?
Ramazan, o zaman Rasulullah zamanındaki fonksiyonunu icra edebiliyor mu?
İftar ve sahur programlarının ne gibi faydası veya zararı var?
Bu programlarda sadra şifa bilgiler anlatılıyor mu yoksa reytinge yönelik konu ve konuklar mı belirleniyor?
Konserle Ramazan ayının ne ilişkisi olabilir?
Ortaoyunu ve ibişle Ramazanın ne alakası olabilir?
Ramazan hayatımızda nasıl bir değişiklik meydana getiriyor?
Ya da Hayatımızda değişiklik yapmak gibi bir derdimiz var mı?
İnfak konusunda halkımızı harekete geçirdiğini gözlemliyoruz.
İnfaklar, ulaşması gereken yerlere ulaşıyor mu?
Ramazan denilince aklımıza abartılı ve israf kokan iftar sofraları mı geliyor?
Ramazanın ruhuna aykırı bu iftar şekli nereden hayatımıza girdi?
Peygamberimiz döneminde iftar sofraları nasıldı?
Peygamberimizin iftar ettirmeyle ilgili sözleri abartılı iftar sofraları olarak anlamamız doğru mu?
İftarlarımızı, Ramazan öncesinde yediğimiz akşam yemekleri gibi yesek de Ramazan ayını beslenme ayına çevirmesek daha güzel olmaz mı?
Akşam abartılı bir şekilde yemek yiyeceğini bilen bir insan aç olan insanları ve akşamda muhtemelen yiyecek fazla bir şey bulamayacak insanları nasıl anlayacak?
Aynı zamanda Kur'an ayı olan Ramazan ayını bu açıdan ne kadar değerlendirebiliyoruz?
Kur'an'ın anlaşılmasına yönelik nasıl bir çaba içindeyiz?
Bizim mukabele anlayışımızla efendimizin ve sahabenin mukabele anlayışı aynı mı?
Mukabelede neden sadece Kur'an'ın arapçasını okumakla yetiniyoruz?
Neden Kur'an'ın anlamını öğrenme amaçlı mukabeleler gerçekleştirmiyoruz?
Teravihlerimizin durumu nedir?
Teravih kılarken niçin acele ediyoruz?
Bugün bir dizi en az iki saat sürüyor. Bir maç izleme öncesi ve sonrasıyla en az iki buçuk saat sürüyor. Bir haber programı ortalama bir saat sürüyor. Bir açık oturum iki saat civarında oluyor. Bir spor programı iki saat devam ediyor. Kahvehaneye giden insanlar saatlerce vakitlerini orada harcamaktadırlar.
İnsanımız, yatsı namazıyla beraber 50 dakika süren teravih namazını neden sorun ediyor?
Hatta iki rek'atta selam verilmesi "vakit uzuyor ve cemaatin dağılmasına sebep oluyor" bahanesiyle neden dedikodu konusu yapıyor? Oysa farkeden sadece 5 defa Rabbena duasının okunmasıdır. o da en fazla bir dakika farkeder.
Her yere bolca vakit ayrılıyor fakat cami ve namaza gelince garip bir halet-i ruhiyeye bürünüyoruz. Sanki cami bizi sıkıyor hemen terkedilmesi gereken bir mekan gibi muamelede bulunuyoruz.
Bir de oruç yeme gibi bir problemle karşı karşıyayız. Müslüman olduğunu söyleyen insanlar bile bile oruç tutmuyorlar. Bundan daha vahimi, aleni olarak oruç yiyorlar. İnsanların oruç tutmamaları kendilerini ilgilendirir ama oruç tutmamalarını alenileştirirlerse bu durum ferdiliği aşar ve tüm toplumu ilgilendirir. Müslüman olduğunu söyleyen bu kişiler, oruç ibadetine gereken saygıyı göstermeli ve oruç emrini açıkça ihlal etmemelidir. Bu bağlamda başkalarına kötü örnek olmamalıdır.
Hülasa, Ramazan'ı aslına rucü ettirmeli fabrika ayarlarına geri döndürmeliyiz.
Buradaki niyetimiz üzüm yemektir bağcı dövmek değil. Hali pür melalimizi ortaya koymaktır. Daha iyiye ve güzele ulaşma ve kavuşma arzusudur. Bu konuda hepimize görev düşmektedir.
Kur'an'ın aydınlığında, vahyin hayatımıza indiği ve asli fonksiyonlarını icra eden bir Ramazan ayı yaşamamız dileklerimle
Muhabbetlerimle
HAYRETTİN KARAMAN'DAN GÜZEL SÖZLER
- İnsanoğlu birçok şey icad ettiği gibi kalkmış bir de din icad etmiştir.
- İyiler, kötüler kadar gayretli, cesur ve fedakar olurlarsa mutlaka onlar kazanırlar.
- Bir davanız varsa ve davanız için çalışıyorsanız mutlaka düşmanlarınız olacak ve muhalefet edileceksiniz.
- Din istismarı bir iman ve ahlak meselesidir. İmanı ve ahlakı zayıf olan siyasiler de sivil toplum üyeleri de dini istismar edebilirler.
- Ehliyetin iki önemli şartı bilgi ve ahlaktır.
- Tenkit ve tavsiyenin mekan ve zamanını uygun seçmek, etki ve maksadı hasıl etme bakımından önemlidir.





 
Bu yazı toplam 97 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.