Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Ramazanın Bereketi

A+A-
Kur’ân-ı Kerîm’in indirildiği ay olan mübarek Ramazan ayı, içinde pek çok ibadeti de barındırmaktadır. Dini açıdan bir arınma ve kendine gelme ayı olarak benimsenen ve böyle kabul edilen Ramazan ayı gerçekten de bu özellikleri taşımaktadır.
Çünkü Ramazan ayı boyunca oruç tutulur. Oruç ibadeti de namaz gibi bedenle yapılan bir ibadettir. Bundan dolayı da bir kimsenin namazını bir başkası kılamayacağı gibi, orucunu da bir başkası tutamaz. Yani oruçta da vekâlet söz konusu değildir.
Şu husus gözden uzak tutulmamalıdır: Oruç ibadeti bütün dinlerde var olan bir ibadettir. Nitekim âyette bu konu şöyle açıklanmaktadır: “Ey iman edenler! Oruç tutmak sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye, sayılı günlerde size de farz kılındı…” (el-Bakara, 2/183-184).
Orucun vakti sabah gün ağarmadan önce ufukta yayılarak meydana gelen gece karanlığının yerini gündüzün aydınlığına terk etmeye başladığı vakitten ki, biz buna imsak vakti diyoruz, akşam gün batımına kadardır. Gün battıktan sonra orucun vakti sona erer ki, biz bu vakte de iftar vakti diyoruz. İftardan sonra imsak vaktine kadar, mükellef için, oruçlu iken yapması yasak olan her şey serbesttir.
Ramazanla birlikte Müslümanlar kendilerini toparlar ve Ramazandan önce yapmadıkları veya yapamadıkları her hangi bir ibadet eksiklikleri varsa onları tamamlamaya veya hiç olmazsa bu Ramazanla birlikte başlayarak bundan böyle ibadetlerini aksatmadan yapmaya niyet eder ve kendilerini buna hazırlarlar.
Biz Müslümanlar için Ramazan ayının en önemli etkisi buradadır. Çünkü hepimiz insanız ve hatadan kendimizi koruyamıyoruz. Çoğu zaman, günün getirdiği gaflet içinde kalbimizden istemesek de ibadetlerimizde hata ettiğimiz gibi, yerine getirme konusunda da bazen gaflet içinde olabiliyoruz. Artık bir eksiklik söz konusu olunca da hatalar birbirini takip ediyor. Hiç yoktan ibadet borçlusu oluyoruz. Onun için bütün güzellikleriyle gelen Ramazan ayı bizi bu gafletten uyarıyor ve biz de kendimizi toparlama fırsatı buluyoruz.
Ayrıca bu ayda kılınan teravih namazı da bizim için ayrı bir kendimize gelişi sağlıyor.
Ramazanda yaptığımız en güzel işlerden biri de bir yıl boyunca okumaktan uzak kaldığımız Kur’ân’la buluşmamız oluyor. Bu ayda en çok yaptığımız işlerden biri de bu ayda hiç olmazsa bir hatim yapmak istememizdir.
Fıtır sadakası da bu aya mahsus bir ibadettir. Yani ay boyunca tuttukları oruçlarını Müslümanlar az da olsa bir fakire verecekleri bir sadaka ile onlarla kendi arasında her zaman bulunması gereken bir bağı canlandırırlar.
Bu ayda yapılan ibadetlerden biri de bir mescidde yapılan i’tikâftır. İ’tikâf demek, abdest tazelemek gibi zaruri bir ihtiyaç olmadan mescidi terk etmemek ve orada yalnız kalarak maddi hayatını değil de manevi hayatını düşünmek ve daha çok ibadetle meşgul olmak demektir.
Hz. Peygamber a.s. Efendimiz Ramazanın son on gününde i’tikâfta bulunmuşlardır. Bu bakımdan sünnet olan bir ibadet şeklidir.
Ramazanın insana hatırlattığı en önemli işlerden birisi de kişiye açlığın ne demek olduğunu yaşatarak hatırlatmasıdır.
Unutmayalım ki, biz her gün zevkimize göre, canımız ne istiyorsa onu yiyerek karnımızı doyuruyoruz, ancak diğer Müslümanların hâllerini pek bilmiyoruz. İşte Ramazanın en büyük etkisi ve faydası bize, bizim seviyemizde maddi imkânlara sahip olamayanların da var olduklarını ve onlarla ilgilenmemiz gerektiğini hatırlatmış olmasıdır.
 
Bu yazı toplam 112 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.