1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Ramazanla Arınmak
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Ramazanla Arınmak

A+A-
Ramazan, müminlerin heyecanla beklediği, arınma, bağışlanma ve ibadette yoğunlaşma ayıdır. Bu ay tövbe, istiğfar, gönlümüzü birbirimize karşı sevgi ile muhabbet ile açmamız gereken, yardımlaşma duygularımızın, kardeşlik bilincimizin en üst noktalara çıkması gerektiği aydır. Aramızdaki çekişmeleri, ihtilafları, şahsi menfaatleri, çıkar hesaplarını bertaraf etmeli, Yüce dinimizin bizden istediği, barış, hoşgörü, birlik ve beraberlik duygularını güçlendirerek, insanî ve ahlâkî meziyetlerin yeniden yeşermesini sağlamalıyız. Allah’a yaklaşan kalplerin paklanacağı mübarek günler ve geceler olan Ramazan ayı boyunca yapılacak ibadetler ile dünya işlerinden yorulan ruhlarımız Rabb’imize yönelerek ve ondan bağışlanma dileyerek dinlenme imkânı bulacaktır.
İnsanların kurtuluşuna vesile olan, rahmet ve merhamet kapılarının ardına kadar açıldığı, günahların bağışlanması için el açıp dua edenlerin, dualarının kabul olduğu müstesna zaman dilimlerinden birine daha ulaşmanın şükrünü eda etmemiz varlık sebebimizin bir gereğidir.
Savaş ve zulümlerin sona erdirilmesi; onun yerine barış ve huzurun tesis edilmesi için yüce Yaratan’a bol bol dua etmemiz gerekiyor. Yine hepimiz, kendi hayat muhasebemizi yaparak Yüce Rabb’imize daha iyi nasıl kulluk edebiliriz, nasıl temizlenip arınabiliriz düşüncesinde olmaya devam etmeliyiz. Manevî iklimin her zamankinden daha yoğun olarak yaşandığı bu ayda kardeşlik, dayanışma, barış ve huzurun hakim olması düşünceleriyle Ramazan’ın şahsızımız, ailemiz, ülkemiz ve insanlık için güzelliklere vesile olması için duada olmalıyız.
Hani bilgisayarımızı yenilemek için nasıl F5 tuşu yetiyorsa, hayatımızı yenilemek için de (F)arz olan (5) vakit namaz tuşuna basalım...
Hayatımızı (HD) kalitesi ile yaşamak istiyorsak gönlümüzü (H)akka (D)ayayalım. Sosyal güvencemiz yok diye üzülmeyelim! Allah(cc) ile BAĞ-KUR’manın sebeplerini işleyelim.
Dün’ümüz iptal edilmiş bir çektir, Yarın’ımız emre hazır bir Senet’tir, Bugün ise Peşin Para’dır. Ne yapıp edip Bugün’den yararlanmanın gayreti içinde olalım.
Üç harf kadar küçük gördüğümüz “Duâ”nın içine her şeyi sığdırabilecek kadar büyük olduğunu unutmayalım.
Ya Rabb!
Ne zaman biteceğini bilmediğimiz şu hayat yolculuğumuzda, bizi kendi idrak ve ihsaslarımızın darlığıyla baş başa bırakma! Akıllarımızı inhiraf ve sürçmelerden, nefislerimizi cismânîliğin baskılarından, gönüllerimizi de hevâ ve heveslerin öldürücü oklarından sıyanet eyle! Biz günâhkâr, âciz ve çaresiz kullarını, ilimde kibir ve gururdan, ibadette riya ve gafletten ve duygularına renk attıran ülfetten koru! Senin yolunda yürüyor gibi görünüp senden uzaklaşmak, gurbet atmosferinde iç içe ayrılıklar yaşamak, hep rızadan söz edip gazap arkasından koşmak ne acıdır! Sen bizi kazanç yolu sanılan bu tür haybet vadilerinde ömür tüketmekten muhafaza buyur ya Rabbi!...
Ey günâhları bağışlayan!
Şu mübarek Ramazan hürmetine bizleri bağışla, öyle bir dünyada hayata gözlerimizi açtık ve öyle bir âlemde yaşıyoruz ki, önümüzde tuzak, arkamızda tuzak; uğrayıp geçtiğimiz her yerde nefis, şeytan ve aynı takımdan binlerce ifrit ağını germiş av bekliyor; yol boyu yüzlerce fitne ocağı ve isi-dumanı gelip sînelerimize oturuyor. İnayetine ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her halimizden belli; bizleri yara-bere almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bu güne kadar defalarca çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin! İçimizi Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma, mü’mîn olma yollarını göstermeni diliyoruz ya Rabbi!
Ey kendisine çevrilen elleri boş çevirmeyen!
Bir süre ayrı düştükten sonra dönüp Sana gelenleri kovmayacağını va’dediyorsun. Sana yönelenlere hep 'Gelin, gelin' diyorsun. Ey Rabb’imiz! Günâhlarımızla, yüzsüzlüğümüzle yolların amansızlığını, nefis, şeytan ve hevânın imansızlığını, bizim de dermansızlığımızı Sana şikayet ediyoruz. Bilhassa, her zaman hatalara açık duran, mâsiyetlere meyyal bulunan ve ululuğuna karşı hep saygısız davranan, serkeş nefsimizi Sana şikayet ediyoruz. Sen bizleri nefsin ve şeytanın şerrinden muhafaza buyur ya Rabbi!
Bizleri büyük-küçük hatalardan, günahlardan ve emirlerine karşı isyan kokan tavır ve davranışlardan arındır! Ey Rabb’imiz, lisanlarımızı yalandan, gıybetten, Senin sevmediğin, hoşnut olmadığın bütün kirli sözlerden temizle! Kalblerimizi gösterişten ve iki yüzlülükten muhafaza buyur ya Rabbi!
Her hal ve tavrımızı rızan istikametinde eyle! Niyetlerimizi ihlâslı kıl ve bize lütfettiğin bütün şeylerde de bereket ihsân eyle ya Rabbi!
Ey Rabb’imiz!
Ellerimiz-ağızlarımız, gözlerimiz-kulaklarımız, dillerimiz-dudaklarımız yaratılış gayelerinden fersah fersah uzak ve âdeta nankörlüğe kilitli; ellerimiz menedilmiş meyvelerde, ağızlarımız harama açık duruyor; gözlerimiz başkalarının kusur müfettişliğinde... Yalan revaçta, hıyanet âdiyattan… Hakkın ismi var sadece; adalet "sayyâd-ı bîinsaf"ların hazırladığı kapanların önüne saçılmış birkaç dane… Vefâ Kafdağı'nın arkasında, ahde hürmet unutulup da bir köşede kalmış; buna karşılık haksızlık firavunları utandıracak seviyede...
Makam sevgisi, şöhret hissi, rahat etme düşüncesi, tenperverlik duygusu boyunlarımızda âdeta çelikten bir kement; her biri birer gayya çukuru olan bu duygulardan bir türlü kurtulamıyor ve mahiyet-i nefsü'l-emriyemize göre kendimiz olamıyoruz. Dünya ve ukbâ kazancı adına ne ciddî bir hesap ne de tutarlı bir plâna sahibiz. Kazançlar kuşağında sürekli kaybediyoruz; kaybederken de muhtemel daha kötü durumlarla teselli olmaya çalışıyoruz. Zamanı suçlama, şartlara lânetler yağdırma da ayrı bir avunma yolumuz oldu. Bütün bunlara rağmen Ya Rabb! Bizi, bize bırakma! Kendimiz edip kendimiz bulsak da, Sen bizlere lütfûnla muamelede bulun Ey Rabb’imiz!
Dua edenlere cevap veren Sen, ızdırapları dindirip ihtiyaçları gideren Sen, devrilenleri kaldırıp doğrultan Sen, çatlayıp kırılanları sarıp-sarmalayıp tedavi eden de Sensin! Sen’den ayrı kalışımız ruhumuzda onulmaz yaralar açtırdı; nefsânîlik ve gaflet, ibadetlerimizin mânâ ve özünü alıp götürdü; samimiyetsizlik dualarımızın kolunu-kanadını kırdı. Sînelerimiz bomboş, düşüncelerimiz tutarsız, kalbî ve ruhî hastalıklarımız bizi yere sermek üzere... Var eden Sensin, yok edecek de Sen; uzak tutan Sensin, yaklaştıran da Sen; Sen bizi, biz etmeseydin; biz bu duyduklarımızı duyamaz ve bize imanın neş'esini tattırmasaydın şu söylediklerimizi mırıldanamazdık. Verdiklerin vereceklerinin referansı; diliyor ve dileniyoruz, bize yakınlığını duyur ve benliğimizde Sana karşı yaklaşma heyecanları uyandır!
Elimizden tut, dostlarının yüzüne baktığın gibi bize de rahmetinle teveccühte bulun! İç dünyamızı varlığının ziyâsıyla nurlandır ve bizi Sensizliğin zulmetlerinden, zindanlarından halâs eyle; halâs eyle ve eşiğine baş koymuş kapının şu sadık kullarını yalnız bırakma! Senden gönüllerimize ışık, iradelerimize güç, düşüncelerimize istikamet, niyetlerimize de hulûs istiyoruz. Bizleri iç dünyamızla yeniden inşa ederek ruhlarımıza ahsen-i takvîm sırrını duyur.
Efendimiz Hazreti Muhammed(sav)'e, Muallâ aile efradına ve bütün ashab-ı güzînine salât u selam ederek bunları Senden dileniyoruz; dualarımızı kabul buyur ya Rabbi!.. Amin! Amin! Amin!
Ramazan’la da arınamazsak vay halimize!
Allah(cc)’a emanet olunuz.
 
Bu yazı toplam 85 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.